Şimdiye kadar 2 kedim oldu. ilkiyle 3-4 sene önce yazlıkta tanışmıştık çok sevince alıp eve getirdim ismi Ares'ti. 1 yıl sonra yine sokağa çıktığı bir gün araba çarptı ve felç oldu. Arka bacaklarının üzerinde duramaz olmuştu. bana bakışları çok acı çektiğini gösteriyordu. Veterinere götürüp uyuttum Ares'i. Ben ömrüm boyunca onun kadar akıllı kedi görmedim. Babaannem ona cin diyordu içine cin kaçtığına inanıyordu. 2. kedimi pet shoptan almıştım. Adını Aris koymuştum. Hala Ares'i unutamamıştım belki de. Ama ben ömrüm boyunca bu kadar gerizekalı, mal bir kedi görmedim. Sanırım ruhsal sorunları vardı. Kedi koridor boyunca depar atıyor sonra da hızını alamayıp dolaba çarpıyordu. Kimse sevemiyordu hemen deparı basıyordu. Geçen yaz yazlığa götürdüm kediyi. biraz toprak görsün diye bahçeye koydum. Bahçede hoplayıp zıplarken bembeyaz bir kedi yanından geçti. Aris bir bana baktı bir beyaz kediye baktı ve o meşhur deparına kalkıp beyaz kedinin peşinden gitti. Bu onu son görüşümdü. Tanım olarak: Hepsinin karakteri aynı olmuyor. Kimisi zeki, kimisi mal olabiliyor. Ama sevimli hayvanlar, nankör değillerdir.
her fırsatta boş bulduğu eve girip bir köşeye kıvrılandır. lokum da yok tabi evde, meydanı boş buldular..
az önce 2 kediyi salonda birer koltuğa kıvrılmış şekerleme yaparken yakaladım.
tekir olanı önce korktu kaçmak istedi sonra usulca gelip sürtünüp yalakalığa başladı.
sarman olanı zaten gelir gider hal hatır sorar biraz su içer varsa kedi mamasından yer,giderdi.
bu sefer de kıyamadım biraz kedi maması biraz da ince dilimlenmiş salamlardan verdim ikisi de afiyetle yedi.
kibarca kapısını açınca halden anlayıp balkona geçtiler ve yere kıvrıldılar.
insanlarda dahi olmayan anlayış ve utanma duygusunun iletişimi doğru kurduğumuzda kedilerde olduğunu farkediyorum maalesef.
bazı orospu çocukları arabayla çarpıp kaçabiliyorlar. dün gece bu orospu çocuğu yüzünden ben oğlumu ve ruh sağlığımı kaybetmek üzereydim. neyseki toparlanıyor artık. kalbim ferahladı. toparlansın da kırılan çenesinden de ameliyat olacak. dua edin abileri ablaları.
Dünyanın en güzel varlıklarından biri. Asla evcilleşmemiştir. Köpekler gibi sanal bir "yavru modu"na takılarak sahibine "sahip/ebeveyn" gibi bağlanmaz. Onlarınki gerçek bir arkadaş bağıdır: Söz geçirilemezler, kendi sorunları ve hayatları vardır, ve ona rağmen hayatlarını sizin olduğunuz yerde yaşamak ve sizinle paylaşmak isterler. Her bir bireyinin karakteri farklıdır. Kimisi zehir gibi yaramaz, kimisi tospağa gibi usludur, kimisi sahibini okşamayı, kimisi ise aksine okşanmayı sever. Gözlerinizin içine bakarak sizinle konuşur. Nerden mi biliyorum? Bunlar benim canlarım.