onun için yazılanlara inanamadığımm yazar. yahu hiç mi aklınız yok bir espriyi nasıl bu kadar ciddiye alırsınız. karpuzkabuğu celebrity kavramına sıksıkıya bağlanmış. iş mi bu sözlük, kariyer mi ya da sizin hayatta başka uğraşlarınız mı yok. iyi misiniz kendinize gelin arkadaşlar. bu adam üniversite mezunu adam gibi bir işi var. sohbeti keyifli bir insan. neden sanal kavramlara sıkısıkıya bağlansın. kim neden böyle bir şeye bağlanır. bir durun bir kendinize gelin. üzülüyorum halinize. dağılın bu başlığın altından.
efenim iki kişiye ayrı ayrı özel mesajla küfretmek suçundan cezalandırılmış uuser. sözlükte adaleti sağlamak, küfür edilince karşı tarafa "engelle" demek ve küfrü sineye çekmesini söylemek olmadığı için, yeni bir sistemin ilk ceza alanlarından biri olmuştur.
kimse durup dururken çaylak yapılmaz. elbet bir nedeni vardır.
insan denen şey sabır taşı değildir, arada sırada o da çatlar.
karpuzkabugu hatalıdır ve hatasının cezâsını çekmektedir.
niye böyle yazdım çünkü o benim biricik dostumdur,
ve karşısındakinin hatasını söylemeyen, onu her daim pohpohlayan kişiden dost olmaz.
süper bir yazardır. organizatörlerin şÂhıdır. candır, muhabbet adamıdır. en çok sevdiklerimdendir.
uğruna mart ayında istanbul'a çıkarma yapılası insandır.**
en kısa sürede sonundaki ç takısını atması dileğiyle...
başlığına sürekli polemik içeren yazılar girdğim için daha sol frame de yer almadan silinen entryime sahip yazar. şifreli anlatıyorum.mert insan. insanların arkasındankonuşmaz. birşey söylenecekse çaylaklık bittiğinde ya da öncesinde söyler. çaylakken atıp tutmaz.
afedersin kabuğun önde gideni...
sen git özel mesajlan küfür et ondan sonra çaylak olma. olmaz tabi böyle. moderasyon yapması gerekeni yapıp ağzına biberi sürüvermiştir.
peki bu şerefsiz (valla normalde de söylüyorum küfür filan değil) ne olmuştur da ağzını bozmmuştur. bunu irdelemek gerekmektedir. kafa atan zidane ı atmak doğru da, materazzi nin gaza getirmesini de hesaba katıp, onu da bi hafif yollu azarlamak gerekir...
bu arada arkadaşı koruyayım derken, kabadayılık yapmak...
ölen mi öldüren mi hatalı tartışmasını bünyeme taşımış arkadaşım, benim tanıdığım karpuzkabuğu kendine hakim olmayı bilen biridir, en son görüşmemizdeki konuşmasından sonra kolay kolay insanları kıracağını sanmam eğer ki ortada böyle birşey varsa da karpuzun hatalı olduğuna inanmıyorum. hatası varsa da kendi karşısındakinin tartışmayı ya da insan gibi konuşmayı anlamamasındandır.
çaylak olmasını hiç istemediğim ama sebebini açıkca öğrenince gerçektenden hak ettiğini düşündüğüm dostum. ne diyeyim cezanı çek ve aramızda ki yerini tekrar al.
birilerinin çaylak olmasından memnun olmaları ve bunu nick altında çok bariz işlemelerinden rahatsız olduğum yazar.
fazla söze gerek yok. (bkz: meyve veren ağaç taşlanır)
hergün başlığına bir şeyler yazılması farz olunmuş yazar sanırım. hayır burda ki beyin kıvrım sayısı az olan yazarların göremediği bir nokta var. selebiritilik * tanınma ve bilinme durumu değilmidir arkdaşım? sen bu adamın çaylaklığından faydalanıp, başlığından saldırırsan, sen bu adam çaylak olur olmaz davul-zurna ve çayda çıra ekibiyle kutlamavari havalarda yazılar yazarsan, bu adamı daha çok meşhur edersin ve ettinde otist kardeşim benim.
adama harbi helal olsun gerçekten hak etmiş bu sıfatı hakkaten, baksana çaylaklığına bile nasıl prim yaptırıldı.
yazmayayım, karışmayayım diyorum ama olmuyor efendim olmuyor. her boka bulaşmadan duramıyorum. şimdi gelelim karpuzkabugu'na eğer birisine küfür ettiyse caylak olması dogrudur. zaten caylak olması o kadar da önemli degil 3-5 gün yazmaz sözlüğe geçer gider. ama burada asıl dikkatimi çeken karpuzkabugu'nun bu "celebrity" denen kavramın arkasına sıgınıp küfür etmiş gibi gösterilmesi. işte takıldığım ve bir türlü aşamadığım nokta bu. benim bildiğim karpuzkabugu (ki kendisini tanırım ve severim) öyle kıcıkırık bir kavramın arkasına saklanıp hiçbir şey yapmaz. karpuzkabugu birine küfür edecek olsaydı, bu kavram kendisine yakıştırılmadan da ederdi.
küfür etmesinin doğru ya da yanlış olduğu tartışılır ama karpuzkabugu ve "celebrity" kavramı üzerinde durmak gerek asıl. ne zaman bu adamı görsem "birinci nesil celebrity geldi lan kalk ayaga. saygı duy." der bana, ben de gülerek kalkarım selamlaşır, oturur muhabbete başlarız. işte karpuzkabugu'nun "celebrity" kavramı budur! biraz geyik, biraz eglence ve biraz sakalasma. fazlasını görende art niyet ararım. zira karpuzkabugu'nun bir internet sitesindeki şöhrete ne ihtiyacı var, ne de böyle bir şeye sahip olma gibi bir amacı.
son olarak karpuzkabugu "celebrity ağa"ysa ben de müritlerinden biriyim. çünkü oturdum bu adamla sözlükte düzenlenen aktivitelerden en cok eglendiklerimi paylaştım, sarhoş oldum, bir şeyler paylaştım. şimdi söyle "ağa"m ne yapayım?
her yarım saatte bir "arkadaşlar bir şeye ihtiyacınız varmı" gibi ilgi ve alaka sözcükleri ile öeeh geçirmemize sebep olmuş * ama her şeye rağmen bu sözlüğün gelmiş geçmiş en iyi zirvesine gururla de-ka organizasyon olarak imzayı bastıra bastıra atmış yazardır. celebrity sözünden geyik mana çıkarma konusunda düşüncelerini sonuna kadar desteklediğim olgun insan kişisi.çok ilgi ve alaka gösterdi sağolsun trixx le derken kaçtık ona bile üzüldü.* (bkz: daha karpuz keseceğidik)
evettttttttttttttttt gelelim karpuzkabuğu kardeşime, bu ne bitmeyen bir enerjidir ki gece boyunca herkesin etrafında fır döndü.çok sık yanıma gelerek ablam bir şeye ihtiyacın var mı diye sorarak beni onore etmiş yazardır. sağol güzel kardeşim herşey için sağol emeklerin için, yüreğin için.
zirve kimseden ilgisini eksik etmeyen , organizatörlüğünü sadece klavyede bırakmayıp mekanda da icra eden -" sen bu işten anlıyorsun " demek istediğim kişilik . **
organizasyon şirketi kurması gereken sözlük sınırlarını genişletip yurt dışı zirvelere imza atmalı kendisi. hatta yurt dışı gezilerde atacağm göbeklerle kültürümüzü tanıtmak da benden.