öngördüğü proleterya devrimi yerine verimsiz dikta rejimleri teşekkül etmiştir. tek ve en büyük hatası tüm insanlığı kendi gibi temiz kalpli, yüksek gururlu ve erdemli olarak görmesidir. kendi izinden gittiklerini iddia edenler daha sonra dünyanın anasını sikecek ve insanları makineleştirerek sömürmeye devam edeceklerdir. denize düşen yılana sarılır misali, kapitalizm tüm dünyanın hakim sistemi olacaktır ve bunların baş mümessili maalesef marxist geçinenlerdir.
"komünistler kendi görüşlerini ve amaçlarını gizlemeye tenezzül etmezler. hedeflerine ancak tüm mevcut toplumsal düzenin zorla yıkılmasıyla ulaşılabileceğini açıkça ilan ederler. varsın egemen sınıflar bir komünist devrim korkusuyla titresinler! proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecekleri bir şey yok, kazanacakları bir dünya var!"
engels babasının parasını almadı, yazılı kaynakta var. engels günde 18 saat maden ocağında çalışan bir adamdı, babasının fabrikasında yapabileceği yöneticiliği bırakıp yapmıştır bunu.
"din toplumların afyonudur." sözünün sahibi insan.
bakınız burada çok ince bir mesaj vermiş. din, toplumların afyonudur. dinler hitaba dayanır. hz. muhammmed'in hitabet gücü olmasa idi o zamanki insanlar bu kadar kolay müslüman olamazdı.
şuraya bağlamak istiyorum; din toplumların afyonudur dedi çünkü hitabetten dolayı. hitap, toplumların afyonudur dese kendisi bu kadar popüler olmazdı. ve o naaptı? hitabet gücü ile insanları kandırdı. insanları alt etti, bir akım peşinde sürükledi. ve bu yolda engels ile birlikte çok güzel yalanlar söyledi. engels, babasının parasını almadığını söyledi herkese. nerden biliyorsunuz? yazılı kaynaklar var mı? maden ocaklarında ne kadar çalıştı? ben söyliyim ne kadar çalıştığını; sadece 3 ay. o da göz boyamak için.
bakınız tarihin kaydettiği en büyük liderlerin en iyi özelliği hitap gücünün sağlam olması. ve hepsi de yalan söylediler zamanında. bakınız hitler... "sarışın mavi gözlü insanlar" sarışın ve mavi gözlüleri ilahlaştırdı fakat kendisi ne sarışın idi ne de mavi gözlü... amacı, almanları kendi aralarında putlaştırmak idi.
konuyu daha fazla kaydırmak istemiyorum. diyeceğim o ki engels babasının parasını marx ile bir güzel harcadı ve maden ocaklarında da çalışmadı.
para babası olan engels'i sömürüp kitap yazan ve kitapta "kapitalizmin ne kadar pis kaka" olduğunu söyleyen zat. buna tapanlar o kadar aptal ki bu durumun farkında bile değiller. uyanın ey gafiller, adam o kitapları engels'in parası sayesinde yazdı.
"tarih sınıf savaşları tarihidir" diyen şahısdır. zaten mete han çin ile oradaki işçileri zulümden kurtarabilmek için savaşan büyük bir devrim önderiydi.
bütün insanlık tarihinin sınıf savaşımları tarihi olduğunu söylerken,şüphesiz bütün kitap boyunca ve yaşamı boyunca yalnızca Batı'yı referans almaktadır.Halbuki biraz Türk tarihine merak salsaymış rahmetli,Asya'da örgütlendiklerinde Türklerde herhangi bir sınıfın olmadığını görecekti.Aynı zamanda o çağda Türklerde var olan düşüncelerin egemen sınıfın değil,halkın düşüncesi olduğunu da fark etmiş olacaktı.
Kitabı Manifesto'yu eleştirmeye hiç gerek yok kanımca.Çünkü zamanla proleterlerin devrimi kaçınılmaz olarak gerçekleştireceğini söylemesine karşın,böyle bir şey hiç olmayacakmış gibi görünmekte ve gerçekten üstat Karl Marx çok feci sallamaktadır.
tarihe yön veren şey üretim ilişkileri üretim araçları arasındaki ilişkidir. üretim ilişkileri sosyal ve kültürel anlamda hemen hemen hayatın her alanını etkiler. dilin ortaya çıkışı üretim ilişkilerinin değişimiyle mümkün olmuştur. üretim ilişkilerinin değişimi için, üretim araçlarının niteliğinin değişmesi gerekir ki bu üretim araçlarının özel mülkiyetidir.
işte üretim araçlarının özel mülkiyeti kalktığı zaman yeni bir çağa (üretim ilişkilerinin yeni bir dönemine) girilmiş olacaktır. tıpkı miras kavramının anaerkil toplumları ataerkil yapması, buhar makinesinin feodaliteyi yıkması, tarımın başlamasının yerleşik hayatı başlatması gibi burada da belirleyici olan ve çağı etkileyen şey aslında kısaca ekonomik hayat olacaktır.
Varlıkları yaratanın düşünce değil, tersine düşünceyi yaratanın madde olduğunu savunan düşünürdür.hegel' de baş aşağı duran diyalektiği, ayakları üstüne oturtturduğunu vurgulamıştır.
o degil de soguk savasta liberalizm fikirlerini fena yenmistir. fikirlerini benimsemis ülke vatandaslari soguk savas sonrasi hayat kadinligi yapacak seviyelere düsmüstür. aci tabii.
sevgi yalnız bir insana bağlılık değildir. bir tutumdur. kişinin yalnız bir sevgi nesnesine değil, bütünüyle dünyaya bağlılığını gösteren bir kişilik yapısıdır. kişi yalnız bir tek kişiyi seviyor, başka her şeye karşı ilgisiz kalıyorsa sevgisi sevgi değil, genişletilmiş bencilliktir.
günümüz dünyasında, kodamanların ellerindeki gücü, halkı sömürme kabiliyetlerini kaybetmelerine sebep olacak diye bu şekilde ti ye alınmaya çalışan, ama sömürücüler için bitmeyen bir kabus olan şahsiyettir.
yordam'ın çıkardığı normal tam metin kapital ise ağır ağır ilerlenmesi gereken bir kitap.
onaylamak ya da eleştirmek, her ne amaçla olursa olsun, okumak için için normal kapital ağır gelebilir başlangıçta. bu nedenle önce manga'ları okunursa, genel bir fikir edinilebilir, ardından tam metini okumak kolaylaşacaktır.
Kapitalizm virüsünün devasını bulan doktordur. ancak bundan hastalar değil virüs kendini geliştirmek için yararlanmıştır.
kolayca anlaşılmayacak şeyler söylemediğinden sığ değil derin düşünen insanlara yönelik eserler bırakmıştır.
kendisine kral marx, aga marx denilmesinden çok hoşlanır ayrıca bankacılık sisteminin temelini atmıştır. kendisi hilafet yanlısıdır. babası osmanlıda çayçıbaşıydı. annesi iş kadınıdır ve borsanın temelini atmıştır.