esasında tarihi yorumlamaktan başka bir şey yapmamıştır. '' şimdiye kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf savaşımları tarihidir" sözü marksizmin kökenini oluşturmaktadır. yani '' ülen sosyalizm gelse ya, herkes eşit olur falan...'' gibi tepeden inmeci bir düşünce ile değil, bizzat tarihin diyalektik gidişatı üzerine geliştirilmiş bir ideolojiyi yaratmıştır.
büyük bir ütopya olan komünizmin fikir babası. pratikte kulağa güzel gözüksede uygulamada pek çok insanın katledilmesine neden olan sistemdir komünizm.
her söylediği yalan dahi olsa (!) felsefe tarihini renklendirmesi bile başlı başına yetmiş filozoftur. ekonomiden anlasın ya da anlamasın tarihsel belirlenimciliği uydursun ya da uydurmasın herkes acaba mı deyip fikirlerine atlamıştır illaki ve diyalektiğe ister istemez bir katkıda bulunmuştur bu sayede.
Yıl 1917 falan viyana'dayız, işte bizim Karl var. Bir gün dedim karl'a. "yaa bizim halimiz nolacak." dedim Karl. Böyle her sabah kahve her sabah ayçöreği. Döndüm karl'a dedim; "Daha neyimiz var kaybedecek?" dedim. Ne dedi biliyor musun bana? Zincirlerimizden başka kaybedecek bir şeyimiz yok dedi,Kaan dedi. Fuck off dedim ya! sen dedim bu zihniyetle yüzyılı mahvedersin dedim ya.
--spoiler--
Örümcek, işini dokumacıya benzer şekilde gördüğü gibi, arı da peteğini yapmada pek çok mimarı utandırır. Ne var ki, en kötü mimarı en iyi arıdan ayıran şey, mimarın, yapısını gerçekte kurmadan önce, onu hayalinde kurabilmesidir.
--spoiler--
hayatta karşınıza çıkan zorluklar size daima bir şeyler öğretir, eğer kendimizle barışırsak, dişlerimizi fırçalayıp güne gülümseyerek başlarsak biz de mutlu olabiliriz, demiştir.
Hayatı boyunca işçileri savunmasına rağmen hiçbir şekilde bir işçinin yanına gidip konuşmuşluğu olmayan adam. insanlık tarihinin en dönek isimlerinden birisidir. Kendi manifestosunda aileyi reddetmesine rağmen kensisi ailesinden 1 dakika ayrılmamıştır.
ricardo ile alayına papaz olan adamdır.
bu arada marx komünist değildir. hatta komünizimn bir ütopya olduğunu söyler !
evet manifestosu vardır. fakat bu durum sermayeye köle olmuş teknolojinin yani üretimin bir sınıf yaratmasının önüne geçilmesi gerektiğini bunun için de olması gerekenleri söyler. velhasılı kelam bu mümkün müdür ? marxa göre zor. çünkü ona göre insan "kendi bencil çıkarları için toplumsal çürümeyi reva gören bir canlıdır".
yani şunu diyor, biz kendi kendimizi yok edeceğiz. anladın... ***
ekonomi bilgisi olmayıp, ekonomi hakkında fikirleri vardır. tarihe ve felsefeye olan etkisi, ekonomiye olan etkisinden daha fazladır. bugün düşüncelerinin yanlışlığı iyice ayyuka çıksa da saygı duyulası/ aydın bir insandır. çünkü, yanlış fikirlere sahip olsa bile, sosyolojiye yaptığı katkı yadsınamaz.
düşüncelerinin iflas ettiği nokta aslında düğüm noktasıdır. her şeyi en son tahlilde ekonomi belirler demiş ya hani. o yanlış işte. her şeyi en son tahlilde psikoloji belirler. birinci eleştirim bu. ikincisi, ekonomi bir hamleyle rayına oturtulacak düzenli bir denge değildir. ekonomide her an arz ve talep sonsuz kere denge noktasında buluşurlar. sosyalist ekonomilerde gizli talep denen olguyu devlet yönetemez. her şeyi bir kerede planlayamazsınız. üçüncü eleştirim, insanlar artık yavaş yavaş birey olmanın bilincine varıyor. yani sürü olarak gördüğünüz kitleler aslında içinde bulunduğu gruptan/ sınıftan nefret ediyor. artık her birey tek başına bir devlet. dördüncüsü, marksizm devleti yok ederken hangi araçları kullanacağı konusunda açık değildir. ortaya konulan sistem devlet kapitalizmi olmaktan öteye geçemez, nitekim geçemedi de. beşincisi, artı değer'e kapitalizmde burjuva sınıfı el koyarken, komünizmde artı değer'e devlet el koyar. tüm bunlardan tek bir sonuç ortaya çıkıyor, marksizm aşırı müdahaleci bir sistem olduğundan özgürlükle ciddi sıkıntıları var. kapitalizm de sadece ekonomi konusunda- istediği kişilere, şirketlere- özgürlük tanımakta. iki sistemin köküne de kibrit suyu.
marx, insanlığı maddi olarak sınıflara ayırmış, bir maddeci olarak bunu yapması, hayatı ve tarihi bunun üzerine kurgulaması çok normal. ama unuttuğu veya bilerek göz ardı ettiği bir şey var; insanlar kültürel olarak sınıflara ayrılır. arkadaşlıklar, aile dostlukları vs. ona göre kurulur. çok okumuş, entelektüel ve zengin bir insan, cahil ve zengin bir insanla aynı sınıfta değerlendirilemez. günlük ilişkilerin ardında para büyük bir güç olsa da paranın da satın alamayacağı haklar vardır; fikri mülkiyet hakları bireye aittir. insanlar illa ki sınıflara ayrılacaksa 2 sınıfa ayrılmalıdır, 1)kültürlüler/ aydınlar/ entelektüeller/ imkanları dahilinde okumak için elinden geleni yaparak bunu hayat prensibi haline getirenler/ sanatkarlar. 2) cahiller/ yobazlar/ eğitimli cahiller/ ideologlar/ düşüncesinde aşırıya gidenler/ dininde aşırıya gidenler.
taraftarlarının sadece taraftarlık yaptığı fikirlerine uymayı bırakın onlardan bihaber solculuk oynayanlardan oluştuğunu bilse mezarında ters dönecek düşünür.
düşünce tarihinin gelmiş geçmiş en etkin ismi. felsefeden sosyolojiye, siyasetten ekonomiye, sinemaya uzanan bir çerçevede 'sınıf' konseptine dayalı teorisinin izlerine şahit olabilirsiniz. 3 çocuğu bakımsızlıktan ölmüştür. Geri kalan 3 tane kızından birinin eşi olan paul lafargue da 'tembellik hakkı' kavramını sosyal bilimlere kazandıran önemli bir düşünce adamıdır.