- beni seviyor musun?
- kaşı beni kaşıyayım seni.
- ha, ne?
- ee şey sev beni seveyim seni.
- ii ama bu karizmatik cevap başlığına uymadı ki.
- uysada yazdım uymasa da.
- ama iice içine ettin.
- e napiim. beş gündür girmemişim sözlüğe zaten. karizma mı kaldı bizde. konuşuyosun sende öle boş boş.
aşık olduğu kızın kendisine pas vermemesi üzerine aşık zat,
+ hayatımın darbesini yedim.
karizmatik cevabın sahibi zat,
-o zaman sen benim sol kroşemi yemedin!
tiklim tiklim dolu belediye otobusunde ayakta duran ya$li teyze, oturmakta olan kizin ba$inda israrla beklemektedir. kiz da yer vermemek de israrlidir.
umidini yitiren teyze inmeye yakin, kiza:
-sen boyle ya$lilara yer vermemeye devam et. sen ya$laninca da gencler sana yer vermeyecek,
der.
kizdan tum otobusu dumura surukleyen cevap gelir:
-demekki sen de gencliginde ya$lilara yer vermemi$sin.
- yücel göktürk: türkçe kulağınıza nasıl geliyor ?
- dafydd: rusçanın yumuşağı gibi
- gruff: latinceye benziyor gibi geldi
- huw: türkçe'de 'thank you' nasıl deniyor ?
- yücel göktürk: te-şek-kür e-de-rim
- huw: aa ! galcedeki bir bira lütfen le neredeyse aynı !
olay avcılarda, marmara caddesi üzerindeki bir simit sarayında geçmektedir.. üniversite yurdunda aynı odada kalan bir grup arkadaş haftasonları her sabah aralarından birini seçerler ver simit sarayına kahvaltı için bir şeyler alması amacı ile yollarlar.. olayın yaşandığı gün yaklaşık bir 110 kilo civarında ve 1,75 boylarında olan arkadaşa düşmüştür
ancak arkadaş geri döndüğünde çok sinirlidir ve küfürler etmektedir... bu sinirin sebebi olan diyalog ise saatler sonra öğrenilir....
tezgahtar güzel bayan- iyi günler...
arkadaş - iyi günler..
tezgahtar güzel bayan- ne alırsınız?
arkadaş - hımm.. dört tane karışık simit, dört kaşarlı simit, altı tane sade açma ve altı tanede zeytinli açma.. bir de iki peynirli poğaça...
tezgahtar güzel bayan - peki efendim.... burda mı yiyeceksiniz?
arkadaş- !?!?!?!
üstü açık spor bir arabayla yanımızda duran kıza arkadaşım laf atmaya kaltı:
-- hanfendi arabanızın tekerlekler dönüyor...
-- o kadar dingil sana girse sende dönersin.
val kilmer yerlilere saldıran aslanlardan birini tek atışta vurarak öldürür. val ve şakşakçı yardımcısı önde yerlilerin taşıdığı mefta aslan arkada köye gelirler. herkes alkışlamaktadır. derken bir tane uzun boylu ve, yaşlı ve gayet karizmatik bir yerli ile şöyle bir diyalog vuku bulur;
- yerli; biliyor musun, ben de aslan öldürdüm..
- şakşakçı yaver; peki kaç atışta ?
- yerli; ben ellerimi kullandım !!!
- james brown ; karaderili adam, ölümüne korkan bir afrikalı-amerikalı'dır.
zenci adam, beyaz olmaya özenir ve sistemin içinde yer almak ister.
pis zenci adam ise gürültücüdür ve hiddetlidir, görülmek, farkına varılmak ister. kimse pis zencileri sevmez.
siyah adam gururludur. bir şeyler üretmek ister, kendi ırkının bir anlam taşımasını ister. kültür ve sanat yapmasını ister. önyargılı değildir.
ben siyah bir afrikalıyım. şimdi git ve böyle yaz.
pakizesu: ya biliyorum cok kotu bisey senin icin ama beni de anla senle yapamam berkunc anla beni nolur üzülme .. bla bla bla...
berkunc:ya o degil de gecen yanında kızıl saclı bi hatun vardı onun msn i sende var mı ya yap bi kıyak bana hadi be
pakizesu: öl berkunc.