birgün peygamber efendimiz ashabıyla oturur. aradan kısaca bir süre geçtikten sonra hz. ebubekir yanına gelir. der ki;
+(hz. ebubekir)
-(hz. muhammed s.a.v)
+ya muhammed sen ne mübarek, ne güzel ne doğru bir insansın. senin yolun yol sözün emirdir.
-sağol ya ebubekir.
aradan bir süre geçer başka biri gelir ve der ki;
+(münafık)
-(hz. muhammed s.a.v)
+ya muhammed sen ne yalancı, ne aşağılık ne yüzünü bakılmayacak insansın.
-sağol ya hacı caf caf.
tabi bu olay sonrasında ashabı meraklanır, çünkü her ikisinede teşekkür eden peygamberimiz nasıl olur da kendisine aşağılık, yalancı denmesini kabul edebilir veya onaylayabilir. Münafık sinirlenir ve sorar, ya muhammed nasıl olurda hem aşağılık hem yalancı hem mübarek ve güzel olabilir ki bir insan?
Hz. muhammed s.a.v cevap verir; ya caf caf önemli olan benim ne olduğum değil senin bende kendini görmendir.
piç ali vardır fırlama mı fırlama...
annesi okula bırakamayacağı için taksi çağırır ve şöföre sakın dalaşma der.
şeytan ya taksici sorar:
-ali annen öğretmen bana öğretmen olsa ne olursun?
+öğretmen olurum' der ali.
-peki annem doktor baban doktor olsa ne olursun ?
+doktor olurum
-peki alicik; annen oros.., baban pezev.. olsa ne olursun?
+taksi şöförü olurum.
-zınk!!!!
balans ve manevra filmindeydi sanırım tam hatırlamıyorum.. kadın teomana sen şöylesin sen böylesin diye sayıp sövmekteydi.. teomanın cevabı:
- ama hala burdasın.
-* Kardelene sormuşlar; bütün, çicekler sıradan yerlerde açıp insanlara yakın dururken sen neden böyle yüksek dağlarda açarsın? Kardelen şöyle cevap vermiş: ''Gülü seven dikenini, menekşeyi seven rengini, beni seven ölümü göze alır.''
-* ben seversem zaten ölümü göze almışımdır menekşe gül farketmez...
ilkokul 2de bir öğretmenler günü. babamın işi gereği eve sürekli hediyelerin geldiği bir dönem. hediyelerin büyük bir çoğunluğunu önemli tekstil firmalarının şık flarları oluşturuyordu, şimdi isim vermek olmaz.
herneyse, öğretmene de büyük bir heyecanla o flarladan biri götürülür. ardından gerçekleşen diyalog;
öğretmen: ah redicaledwardcığım, ne gerek vardı böyle pahalı bir hediye almana, çok mahçup oldum vs vs vs
redicaledward:(umursamaz bir tavırla) nolucak öğretmenim bizim evde bunlardan daha çok var.
cumhuriyet'in ilânından sonra istanbul'da bir resepsiyon verilir...
tüm dünya ülkelerinin elçileri ve ateşeleri de davet edilir...
davet güzel bir şekilde devam etmektedir fakat ingiliz ateşesi olan
binbaşının bakışları mustafa kemal'in gözünden kaçmaz...
bütün davet boyunca kendisine dik dik bakmıştır ve bakmaya devam etmektedir....
ne olduğunu öğrenmek için yaverini gönderir,
yaver mustafa kemal'e şöyle der:
- paşam kendisine neden ters bir tavır takındığını sordum, o da bana
mustafa kemal'in çanakkale'de babasını öldürdüğünü söyledi...
bunun üzerine mustafa kemal şöyle der:
- git sor bakalım babasının çanakkale'de ne işi varmış?
birgün, şahsıma laf sokmaya çalışan bir zat-ı muhterem ve benim aramda aynen şöyle bir diyalog geçmişti:
o: hey bana baksana nalet olasıca pislik! senin tek sorunun ne biliyor musun? o koca kıçının kafandan büyük olması
ben : evet dostum seni anlıyorum. bence seninde tek sorunun o koca kıçının kafandan çok çalışması.dengele birazcık
o: ehueheueheu !! iyi laftı hacı yaa
ben : mersii