+hocam nasılsınız?
-iyiyim yavrum, sen nasılsın?
+teşekkürler, idare ediyoruz işte. bu arada, aldım haberlerinizi, iyice azaltmışsınız içkiyi.
(hoca, elindeki bardağa bakarak)
-valla ben içtikçe azalıyo be.
hayat hakkında çok şey bilen adam, filozofane bir edayla yine abuk bir konuya bodoslama girer...
- çocukluk ne tuhaf şey incigül, büyüyünce ne olucan sorularıyla muhatap olmak, garip.
- hımm...
- ben sorulduğunda hep "büyüyünce adam olucam" derdim biliyo musun?
- demek ki hala büyümemişsin!
sinop'lu düşünür diyojen'in sık sık verdiği türden olanlardır;
diyojen dar bir yolda zenginliğinden başka hiçbir şey düşünmeyen kbirli bir adamla karşılaşır yol çok dar olduğundan ikisinden birinin yol vermesi gerekir;
zengin: ben bir serseriye yol vermem...
diyojen birazda kenara çekilerek: ben veririm!
casablanca filminde geçen diyalogda vardır bir karizmatik cevap.
rick in sallamadıgı abla: dün gece neredeydin?
esas oglan rick: üzerinden çok zaman geçti, hatırlamıyorum.
rick in sallamadıgı abla: peki bu gece ne yapacaksın?
esas oglan rick: geceye daha çok uzun bir zaman var, şimdiden plan yapamam.
yer taksim/istiklal caddesi, büfenin önünde 2 genç salya sümük hatun kesiyorlar. bir grup kız ( gotik olayına girmiş onlar da ) da aşağıya doğru sallana sallana yürüyor. bizim abazan gençlik hemen atlıyor;
+ şşş yavrum saçına kurban senin çok mu uğraştın???
- (kızlar siklemedi, cevap yok)
+ şş sana diyorum karakedi!
- (içlerinden biri dayanamadı ve arkasına dönüp) ne var lan yarrraabandı?
gençlerin surat ifadesini gördükten sonra yarım saat yerlerde kıvrandık.
olay bisiklet sürücüsü ve ona laf atan kötü karakterler arasında cereyan ediyor:
-pişşşşt len çocuk, bisikletin tekerleri dönüyor!
yanındaki diğer kötü çocuklar:
-pu hauh hahaha!
bisiklet sürücüsü:
- o tekere bağlı dingilleri görüyor musun? o dingiller sana girse sen de öyle dönersin.