türkçe dersime giren annem cümlelerde "ali ve ayşe" isimlerini kullanarak örnekler vermektedir.fırlamanın biri de :
öğrenci: ne biçim hocasın sen ya yeter ali,ayşe nereye kadar..
annem: tamam emekliye ayıralım ali ayşeyi der ve sevgilisinin ismini yazar çocuğun...
aradan zaman geçer annem unutmuştur başlar ali ayşe yazmaya tahtaya..yine aynı sınıf yine aynı çocuk :
-hoca hoca hani aliyle ayşeyi emekliye ayırmıştık..
annem düşünür..
-dün gece patates kızartıyordum.kapı çaldı bi baktım aliyle ayşe emekli maaşıyla geçinemiyorlarmış işe aldım var mı diyeceğin..??
bir animi paylasmas isterim.
lise yillarim , ortaokul ve ilkokul yıllarımda cok firlama hazircevap pic ibnetor biseydim.
cok ünlüydüm nam salmistim.
neyse birgün lisede din dersi hocasina sululuk yapapayım dedim, hoca islami degil cok moderndi kiyak adamdi yani.
herkesi ayaga kaldirip kaldirip sorular soruyor bilene 100 diyordu. isin tuhafi hep basit sorulara hep 100 puan bende dayanamadim ve birine 100 verdigi esnada hocam neden 85 degil dedim. o da güldü bana.
aradan 10 dakika gecti , beni kaldirdi bana ay'in dünya etrafinda dönüsüyle ilgili bir ayeti aciklamami istedi bende bu zor soruyu cevapladim ''vay be ''dedim ''amma bildim bu kazik soruyu...'' sonra hoca bana otur dedi not söylemedi ''hocam'' dedim hic düsünmeden '' 85 '' dedi... ne göt olmuştum be... peh.
günlerden bir gün roark, komşu çocuğuna yazımda noktalama dersi vermektedir. lakin ders verilen velet oldukça tuhaf bir o kadar da hazır cevap biridir. olaylar gelişir;
roark: ...bıdı bıdı da bıdı bıdı. yani burda üç nokta kullanmalısın. niye ısrarla kullanmamazlık ediyorsun hedecan ?
hedecan: ben kalabalığı sevmem. tek nokta kafi.
roark: hönk ?! evet, hedecim. anlıyorum.
kanımca en iyilerinden biri the ring filminin başkahramanı samara'dan gelmiştir. hadise gereği karakterlerden biri samara'ya dönüp gayet ürkek bir tonla şunu sorar;
- biraz uyumak ister misin ?
devamında samara siyah at yelesi gibi saçları ardında ve sert bir bakış dahilinde dönüp şunu der;
- ben hiç uyumam.
gecenin bi yarısı...chat ten biri selam der...ezan okunuyodur...
-selam
-bi siktir git dallama!
-sen ezana dua et!
yerin dibine girip bi daha da çıkmak istemezdim bu cevabın üstüne.
yazar kişisi mahalle kıraathanesine gitmiştir. kahveci üniversiteye yeni gitmeye başlayan melezmacir kişisini büyük bir saygıyla karşılar. eve gidilir babaya koltuklar kabarmış şekilde olay anlatılır; şöyle bir diyalog yaşanır.
x*: baba ben gittim kahveye orhan abi geldi hoşgeldin falan böyle bi yağ çekti.*
y*: * orhan s.kmiceği eşeğin önüne yem koymaz.
x: ?'?^^'!+'%!'%!?.
iki genc belediye otobusune biner, otobuste sadece iki ki$ilik yer vardir ve otururlar. bir sonraki durakta otobuse 70-75 ya$larinda bi' amca biner, oturacak yer olmadigindan ayakta kalir, genclerden birinin oturdugu koltugun demirine tutunur ve yola devam ederler. amca bi' yandan koltuguna tutundugu genci keser, diger yandan otobus fren yaptiginda kaymakta olan bastonunu duzeltir.. bu olay 2-3 defa gercekle$tikten sonra genc dayanamaz ve :
-amca, bastonun altina lastik tak, o zaman kaymaz.
amca durur ve espriyi patlatir :
-zamaninda o lastigi baban taksaydi, $imdi sen olmazdin ve ben orda otuyo olurdum.
s: efendim mondragonla ilgilendiğiniz doğru mu?
b.y: şimdi bakın mondragon iyi bir kaleci. amacımız galatasaray'a problem çıkarmak değil; medenice kendisiyle ilgilendiğimizi söyledik, teklifimizi ilettik. sayın fenerbahçeli yöneticimiz de burada eminim fenerbahçe'nin de kaleci sorunu olsa onlar da ilgilenirlerdi öyle değil mi?
f.y: ohooooo biz şimdiye kadar bitirmiştik işi.