Hafızaya net şunu yazabilirim biz de 15 dolar olan seans cinsel ilişki ücretinin hawaide mesajlastığım sarışından dediğine göre 70 dolar olması yani ordan malın iti gelse türkiye de yaklaşık 5 karıyı mutlu edebiliyor sayın dostlar bize fiyat yaklaşık 5 katı oluyor bu da kapitalist namerdin farketmeden bize bindirdiği çekilin len gızın başından namesidir.
kapitalizmde rekabet halindeki 2 şirketten biri geriye düşerse rakibini yakalamak için ya ortaya koyduğu ürünün kalitesini arttırmak ya da fiyatlarını ciddi derecede düşürmek zorundadır. ortada üçüncü bir seçenek yoktur.
Kaynakların sınırlı olduğu ve herkese eşit şekilde dağıtılamayacağı bir dünyada olduğumuz için ideal olan sistemdir. Kapitalist sistem daha çok sermayeyi elinde tutan insanların sorunlu olmasından dolayı sorunludur.
iş verenler ve maddi kaynakları elinde bulunduranlar şerefli, haysiyetli, düzgün kişiler olsa kapitalizme bu kadar sövülmez.
Kaynak eksikliğinin olmadığı bir ülkede hala kapitalizm uygulayan ise yavşağın önde gideni vicdansız bir piçtir.
Şu ana kadar geliştirilen ekonomik sistemlerin içinde ki en akılcı ve verimli olandır. Bu sistemde herkes pastadan eşit pay almaz. Bu sistemde herkes pastadan katmadeğeri oranında pay alır. Katmadeğerin temeli sermayedir. Sermaye yanlız para değildir. Zeka, ileri görüşlülük, fırsatları değerlendirme, yetenek de sermayedir. Hiçbir şeyin yoksa tek sermayen beden gücündür. Bu da en değersiz sermayedir. Nedeni ise arzın fazlalığıdır. Bu yüzden pastadan en az payı alırsın.
Bu sistemde adalet için güçlü devlet gerekir. En yumuşak karnı ise denetimin çok zor olması ve de oluşan kartel ve tröstlerdir. Gerçek kapitalist sistemlerde liyakat sistem tarafından ödüllendirilir. Layık olanlar layık oldukları yere gelir. Denetimin olmadığı ya da zayıf olduğu ortamlarda çok büyük soygunlar olur. Ve de soyguncular devletin içindedir. Sebebi ise denetimin devlette olmasındandır
kapitalizm, bir yandan, mülkten yoksun ya da hemen hemen yoksun halk yığınları ücretliler haline gelmekteyken; beri yandan, üretim alet ve araçlarının çok az sayıda toprak sahipleri ve kapitalistler grubunun elinde bulunduğu bir toplum düzenidir.
Sistem güçlü olanın ayakta kaldığı güçsüz olanın ise darmadağan olup güçlü olanın kölesi haline geldiği acımasız bir sistem.
Elbette sistem güçlü olanın haklı olanın kazandığı vatandaşa çeşitlilikler sunan rekabete dayalı pazarı olmasında mütevellit her ne kadar iyi olarak görünse de daima unutulan çok ama çok önemli bir nokta var. O da sermayenin devamlı olarak büyümesi. Zenginlerden bahsetmiyorum bu noktada rotshild rockfeller lee gibi büyük şirketleri ve bankaları ellerinde bırakan ailelerden bahsediyorum.
Sorun onların zengin olması değil sorun zenginliklerini her geçen gün kat be kat artırmaları.ee mal ve hizmetlerin sınırlı sayıda olduğunu düşünecek olursa bu şirketlerin kazandığı para kimin cebinden çıkıyor. Elbette fakir ve orta sınıfın. Bir 10 dilimlik bir pasta düşünün ve bunu afiyetle yemeyi düşünen 10 kişi. Bu insanlardan bir çıkıp diyor ki ben çok çalıştım 10 dilimden 9 u hakkımdır. Geri kalan 1 dilimi 9. Kişi aranızda bölüşün tamam hadi buna eyvallah dedik. Aynı kişi yarın gelip 9 kişiye bölüştürdüğü tek dilimden de hak talep etmeye başladı. Ee amınkoyduğumun gavatı güçsüz olanlar ne yiyecek taş mı yiyecek.uzun lafın kısası
Toplumun neredeyse tamamını oluşturan Orta sınıf ve fakirler hızla fakirleşirken azınlık olan zengin kesim hızlar artıyor(ozellikle iflaslar ve ekonomik krizler kendilerini pek etkilemeyen rotshild rockfeller ve lee imparatorlukları) ( çok büyük şirketleri olmasından mütevellit iflaslar ekonomik krizler bu aileleri pek etkilemiyor.
Kapitalizm tamamen maddi bir sistem olmasından mütevellit emek saygı sevgi gibi kavramları yok ederek onların yarattığı boşluğa parayı otuttur. Bu nedenle paraya tapan insanlar topluluğu oluşur.
Fakir hayatı boyunca yoksul olmasından mütevellit türlü türlü sıkıntılar çeker. Bu sistem yüzünden fakir nüfusu hızla artıyor.
Sermeye kar edebileceği belli alanları tercih ettiğimden afrika gibi ülkelerde para girdisi olmadığından ve bunun getirmiş olduğu yoksulukdan dolayı insanlar en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz en acısıda çocukların çoğusu açlıkdan susuzluktan ve hastalık gibi nedenlerden dolayı ölür.
Sistemdeki her şirketin amacı çok kar elde etmek ve maaliyetleri azaltmak olduğu için doğadaki hammadde olarak görebileceği her türlü şeye aç köpek gibi saldırır. Hem kaynakları çarçabucak tüketir hem de çevreyi tahrip eder.
Zenginin maaliyetleri azalatmak adına işçi almak yerine işçinin çalışma saatlerini artırıp bununla ters orantılı olacak biçimde maaşını düşürmesi ve diğer sosyal haklarını kısması.
Filim dizi gibi hayatımızın her alanında reklamların tarafından belli şeyler empoze edilerek (kişinin bilinç altı etkilenerek) saldırganca satış yapılması
Bunlar sadece aklıma gelenleri daha bir sürü olumsuz etkilerini toplum içerisinde tecrübe edebilirsiniz.
ben kapitalizmi de komünizmi de beyinle alakalı bir şey sanırdım, beynini kullanamayan insanların benimle eşit olamayacağını düşünürdüm, hep kendimi onlardan üstün görürdüm, ama olay farklıymış, paraymış tek dert, şimdi ise komunizmi savunasım geliyor, birinin yiyecek yemeği olmaması, birinin ise hangi yemeği yiyeceğine karar verememesi canımı sıkıyor, yapabileceğim tek şey kavramları yok saymak oluyor, kapitalist insanların sahip oldukları şeyleri çalışarak kazandığının farkındayım, onlar da paranın gücünün farkındalar, eşitiz diye yakınan insanlarınsa kendileri için hiçbir şey yapmamaları da aklıma yatmıyor.
Kapitalizm üretimden katma değerin oranında pay almaktır. Dünyada ki en adil sistemdir. çalışmadan üretmeden bedavaya yaşayamazsın. Kapitalizmin temel sorunu adalet mekanizması ve denetimdir. Gelişmiş ülkelerde anti tröst ve anti kartel yasaları hayati önem taşır. Asla delinmesine izin verilmez. Bireyler kişisel hak ve özgürlüklerinin nerede başlayıp nerede bittiğini iyi bilirler. Bu da önemli bir denetleme mekanizmasıdır. devlet sadece para politikaları ile ekonomiye yön verir. Zaman zaman kota ve gümrük vergi oranları ile ulusal sanayinin rekabet gücünü artırabilir. Bu sadece iç piyasa ile ilgilidir. Denetim mekanizmasının yok olduğu toplumlarda ya devlet terörü ya da semaye diktatörlüğü başlar
Bireyin parası kadar birey olabildiği dünya düzeni. Savaşların çıkmasında önayak olan, "insanlık" -her ne kadar- gelişmiş deselerde hala ilkel olduklarını gösteren sistemdir. insanoğlu birbiriyle savaşmamayı öğrendiği gün "gelişmiş" olacaktır. Gelişmek demek teknoloji demek değildir. Fikirdir...
Tabii savaşların çıkmasındaki tek etken kapitalizm değil aşırı milliyetçilik, din gibi kavramlardır.
Milliyetçi dediğiniz insan, kendi milletine ve milletin kurduğu rejime düşman olan toplumlar haricindeki tüm milletleri sevmelidir.