gereksiz ve amaçsız ekolojik dengeyi bozacak şekilde türlü türlü kedi üretip satmaktır. halbuki sokakta binlerce var madem kedi beslemek istiyorsunuz bırakın sokaktaki kedileri besleyin.
emperyalizme nasıl dönüştü bu fikir diye bir ara düşünüyordum sonra bir şey fark ettim ki açık pazar olmazsa kapitalizm ilerlemez çöker. o yüzden herkesi kapitalist yapıp serbest piyasa haline getirmeli. ayrıca kapitalistler neden vahşileşiyor onu da düşündüm. kesinlikle bu insanların vahşileşmesinin altında kaynak sıkıntısı var ve ürünü satması lazım. bu yüzden zaten ticarete aşırı önem veriyorlar.
serbest piyasa rekabeti ve özel mülkiyet anlayışıyla insanların yaşam kalitesini arttıran ekonomik sistemdir. genelde bu sisteme karşı olanlar başlarını akıllı telefonlarından kaldıramaz, güzel bir araba hayali kurarlar, iyi kıyafetler giymek isterler. yaşam standartlarınız belli bir seviyedeyse , serbest piyasa ve özel sektörün varlığıyladır. kendinize gelin, sermayeye savaş açmayın.
bir toprak parçasının etrafını çitle çevirip "bu benimdir" diyen ve ona inanacak denli saf başkalarını bulan ilk insan, uygar toplumun gerçek kurucusu oldu. kazıkları sökerek ya da hendeği doldurarak başkalarına, "bu düzenbazı dinlemeye son verin, meyvaların herkese ait olduğunu ve toprağın hiç kimseye ait olmadığını unutursanız bittiniz demektir" diye bağıracak biri, insan soyunu suçlardan, savaşlardan, cinayetlerden, sefilliklerden ve dehşetlerden kurtarırdı.
batıda zenginleşen burjuvanın kurduğu sistemdir. feodalizmle çok mücadele etmişler ancak gene pek farkları kalmamış gibi duruyor.
ayrıca laiklik dinsizlik için çıkmıyor veya devlet karışmasın olayı da mesele değil.
mesele tamamen protestanlarla birlikte mücadele edip katolik algıyı yıkmak.
çünkü dinde faiz yoktur ve derebeyliği besleyen sistem de katolikliktir.
bu ikisini yıkmakla ömürleri geçmiş de denebilir bunlar.
öcü değildir olayı başka ama başarısızlık değildir, yetersiz devrimdir de denebilir. proletarya devrimi de bunlara karşı çıkan bir düşünce oluyor.
ama daha da özünde iş, işçi ve tüccar sınıfının kapışması, ayrıca kölelik eriyince bu self denilen sınıf( hiçbir hakkı olmayan sınıf da denebilir) işçi sınıfına dahil oluyor ve bu sınıf işçi sınıfına dahil olunca işler biraz değişiyor.
bu sefer iki güçlü sınıf ortaya çıkıyor burjuva ve proletarya.
ayrıca bu kavramlarının hepsinin çıkışı batıdır ve batıda marksist düşünceye yakın düşünürler de vardı. ancak işçi sınıfını örgütlemeye gidemediler orası ayrı.
yani uzundur ama öyle anlatıldığı gibi görünmüyor kavramlar.
ayrıca luther öyle pufpuflanmış kadar önder falan da değildir. hiçbir zaman laikliği savunmamıştır, sadece kilise içinde olan bazı yanlışları dile getirmiştir.
ancak burjuva bunu kullanmış ve mezhep ortaya çıkaracak kadar ileriye taşımıştır. ( bir nevi protestanlık burjuvanın dinidir denebilir)