eşcinsel evliliğinin serbest olduğu ülke. bu bakımdan global anlamda tercih nedenidir.
ancak boşanabilmek için taraflardan birinin
boşanma öncesi 1 sene kanada'da yaşamasını gerektiren enterasan bir kanuna sahiptir
Mutlaka bir daha gideceğim yer, hayatımın en güzel anları orada geçti şimdiye kadar. Yapamam, siksen yapmam dediğim şeyleri defalarca yaptım, en azgın dalgalarda rafting yaparken botun altında kalıp ölümden dönmek, kayalıklardan azgın nehre atlamak, bungee jumping, roller coaster, bilmem kaç metre kayalıklar üstünde ağaçtan ağaca geçmeler. Yılan yakalamak, kimi zaman dağda hayvan gibi yaşamak. Küçük kaçamaklar vs. Ah be kanada. Ama çok pahalıydı.
yillar once avril lavigne'i bulmak icin geldigim ulke. ogrencilik hayatim bitip is hayatina atilma vakti geldiginde ise bana dayi veya amcan olmadigi zaman isinin o kadar da kolay olmadigini ogreten ulke.
şehre* inen kutup ayıları sebebiyle insanların arabalarının kapılarını açık bıraktıkları yer. hatta bazen evlerini bile açık bırakabiliyorlar.
birisini kovalarsa içine girip korunsun diye.
akıllara south park uncut bigger and longer'ın "blame canada!" sloganını getirir. ama bu sloganın aksine kendi halinde bir ülkedir. medikal ürün cennetidir.
cillop gibi ülke olduğu halde amerikan dizilerinde sürekli geyiği yapılan ve dalga geçilen ülke. Nesi var anlamış değilim, mis gibi ülke lan. "Amerika'da yaşamak mı Kanada'da yaşamak mı?" diye sorsalar kanada derim. küçüklüğümden beri kanada hep daha iyiymiş gibi geleyor. ne bileyim, rahatsız oluyorum amerikalıların bu ülkeyi sürekli itin dötüne sokmasından.
Amerika için bir süzgeç gibidir, bekleme salonudur bir nevi. Hala ingiltereye bağlıdır Quebec kısmında fransızca konuşulur. Kurulmasının amacı saniyorum amerika Birleşik Devletlerine göç edecekleri burada bekletip sadece işe yararlari seçmektir.