Orman sarmaşığı gibidir bazı kadınlar.
Kökleri toprağa inatla tutunmuştur, dalları ise yaşama...
Başları hep yukarıya bakar, başlarına ne gelirse gelsin, her zaman yukarıya...
Onlar babalarının bahçelerinde doğmazlar, orman çocuğudurlar nihayetinde, bu yüzden doğuştan güçlüdürler, börtü böcek arasında büyürler, orman kanunlarını iyi bilirler, hayatta kalmanın ise bin bir türlü yolunu...
Orman sarmaşıkları doğuştan savaşçıdırlar. Hep mücadele etmelerini gerektiren bir sebepleri vardır.
Gerektiğinde kavgadan da korkmazlar. Her mevsime dayanıklıdırlar ve her koşula. Özgürdürler, kolay kolay bir erkeğe bağlanamazlar. Onlar bir tek kendileri gibi savaşçılara aşık olurlar.
Aşkları kuvvetlidir, bünyeleri de... Vahşidirler ama bir o kadar duygusaldırlar. Onlar güçlü duyguların kadınlarıdır; büyük acıların, büyük mücadelelerin, büyük kavgaların, büyük hayallerin, büyük aşkların...
Hayatları inişli çıkışlıdır ve denizleri dalgalı...
Onlar kimsenin cesaret edemediği kararları alırlar.
Herkesden daha çok denerler ve yanılırlar...
Bu yüzden en çok hatayı onlar yaparlar.
En çok onlar hakarete uğrarlar. En çok onların hakkında konuşulur. En çok onlar düşerler, En kolay onlar kalkarlar,
Bir türlü bitmezler, yok olduklarını düşündüğünüz her seferinde küllerinden yeniden doğarlar.
Kimse onlar kadar sık “yeniden” başlayamaz...
Hayat arsızıdır bu orman sarmaşığı kadınlar.
Bu yüzden kendilerini de korumazlar; açıkta dururlar...
Rüzgara karşı, ayaza karşı, yeldeğirmenlerine karşı, hayatın tam orta yerinde; hayata karşı...
Bu orman sarmaşığı kadınlar acının da, aşkın da dibine vururlar. Bu yüzden, en çok onlar yaralanırlar,
En çok onlar karalanırlar... Yıldız kadar parlak ama gece kadar da karanlıktırlar. Ateş kadar sıcak, kar kadar da soğukturlar.
Asidirler ama bir o kadar da asildirler.
En güçlü fırtınalar onların başından geçer inadına, en sert rüzgarlar ve en deli yağmurlar... Bu orman sarmaşıkları iflah olmazlar...
Kazansalar da, kaybetseler de, her savaştan daha da güçlenerek çıkarlar... Tıpkı bir orman sarmaşığı gibi; ne kadar kesersen kes, bir yolunu bulur yine başlarını bi yerden çıkarırlar... !!
Ne yazık ki saflar. En güçlü olanı bile aşk ve bir erkek karşısında sudan çıkmış balığa dönebiliyor ve ben buna bayağı sinir oluyorum. Daha akıllı ve mantıklı olmaları lazım. Kök söktürmeyi öğrenmeleri lazım. Karşılarındaki varlık fazla uyanık ve kalpsiz çünkü.
Herkes ancak öğrenebileceği kadar öğrenir. Kadınları idare etmeyi öğrenin. Her gün yenileşen dertlerini, binlerce ah ve vahlarını hep aynı tarzda tedavi etmelisin. Bir parça itibar gösterdin mi, hepsi sana bağlanır. Kadınları, sizin sanat ve becerikliliğinizin başkalarına üstün olduğuna inandıracak bir ünvan ve şöhretiniz olmalı. O zaman başkalarının yıllarca emek verdiği şeylere siz kolayca konarsınız. Küçücük nabızlarını iyi yoklamalısın. Sonra ateşli ve kurnaz bakışlarınla, sanki kemerlerini kontrol ediyormuş gibi kalçalarını kavramalısın...
EXCERPT
Aziz dost, her teori kurudur. Hayatın altın ağacı ise yeşildir...
adolf'ün bu yasayı götünden anladığını ve yanlış aktardığını ve benim de aynı şekilde söyleyene değil sözün kendisine bir eleştiri getirdiğimi belirtmeye lüzum görmüyorum.
doğa güçsüzlüğü değil "uyum sağlamamayı" affetmez. hayır bi şey söyleyecekseniz ve bu söylediğiniz "evrimsel" süreç ile alakalı ise bi zahmet doğrusunu söyleyin. *
kafaları karışıktır ama kendileri asla, basittirler, yalındırlar, anlaşılabilirdirler. "ayhhh çoq deliyim ben yaa çoq çılgınım" diyenleri özellikle bunların 30 saniyede tüm beyin tomografisini çıkartabilirsiniz.
kadınlar, yarın bize gelecekler, kabul günü...
onlarla oturup dedikodu yapacağım çünkü çok seviyorum.
üst komşunun özel hayatını anlatıp anlatıp medet uman bakışlarına karşılık,
ellerimi dizlerime vurarak "demee!" diye figan edip açılan ağzımı avcumla kapatıyorum. bunu yaparken inanılmaz keyif alıyorum. güldüğüm görülmesin diye elim bir süre daha ağzımda kalıyor.
kadınlar kitabı benim için çok çok önemli bir yere sahiptir. bunlardan ilki bukowski ile tanışmamı sağlayan kitap olması, ikinici olarakta ömer seyfettin tacizlerinden sonra kitap okumaktan bıktırılan ben, kitap okuma alışkanlığını tekrar sağlaması açısından kadınlar benim tarihim açısından pek önemli bir yere sahiptir.