ostrejen hormunu tarafından yönetilen, her türlü mantık dışı davranışı heran göstermesi muhtemel olan, başı sıkışınca ağlayan, sürekli konuşmak, alışveriş yapmak ve şeytani planlarla ortalık karıştırmak için beyni özel olarak programlanmış , hiç bir isteğini veya şikayetini direkt olarak söylemeyen ima da bulunan ve buna rağmen anlaşılmayı bekleyen, anlaşlamayınca da , yine dırdıra ve ağlamaya başvurarak kafa karıştıran, vücudunun cinsel bir obje olarak görülmesinden içten içe haz alıp ta biri ona cinsel obje muamelesi yaptı diye kıyameti koparan, hayatının ve kazancının önemli bir bölümünü daha güzel ,en güzel olmaya harcayan, kıskançlık dürtüsü çok şiddetli,bir erkeğin koruması altında olmak ve bir erkek tarafından bakılıp yönetilmek için can atıp tam tersini savunan, xx kromozomu yumağı. iyi taraflarıda var tabi... aldığı eğitimle içgüdüsel eğilimleri ile yaşamaktan vazgeçmiş hormonal baskılarına değil aklına uyarak yaşamaya çalışan türleri varsa da bunların da arada bir arıza yapmaları muhtemeldir.hepimiz inkar ederiz ama malesef özetle böyleyiz.
adem'e yalnızca eş ve arkadaş olmak için yaratıldığı iddia edilen, ancak durumun böyle olduğunu hiçte sanmadığım aksine tanrı' nın bile baş edemeyip adem' e pasladığı böylelikle insanlığın başlamasına neden olan tür.
''en mükemmel kadın çocuklarına babalarının yokluğunda baba da olabilen kadındır.'' demiş goethe..
günümüzde böyleleri var mıdır?. ne yazık ki çok az..
Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
yorulmuşsundur;
nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını
ne gül suyum ne gümüş leğenim var,
susamışsındır;
buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
acıkmışsındır;
beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam
memleket gibi yoksuldur odam.
Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
ayağını basdın odama
kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi
güldün,
güller açıldı penceremin demirlerinde
ağladın,
avuçlarıma döküldü inciler
gönlüm gibi zengin
hürriyet gibi aydınlık oldu odam...
hormonlarının kontrolü altında bir ömür geçiren varlıklarımız. ilginçlerdir ve hakikaten çok acaip davranışları vardır.
yorgunluktan gözlerini açamayan, bitkin ve uykulu bir haldeki bir kadına: "hadi yemeğe çıkalım" denildiğinde birden değişim geçirirler ki anında canlanırlar. aniden hayat bulurlar ki hemencecik neşelenirler ve makyaj yapmaya başlarlar.
Öperseniz beyefendi DEGILSINIZDIR,
Öpmezseniz adam DEGILSINIZ.
iltifat edersiniz yalan der,
Etmezseniz bırakır GIDER.
Her isteğine evet derseniz karaktersiz olursunuz,
Karşı çıkarsanız anlayışsız.
Çok yanına giderseniz sıkıldım der,
Az giderseniz küser.
iyi giyinirseniz çapkınsın der,
Dikkat etmezseniz zevksizlikle suçlar.
Kıskanırsınız huyun kötü der,
Kıskanmazsınız sevmiyorsun der.
Siz bir dakika geç kalın kıyamet kopar,
Kendisi bir saat gecikirse bunda ne var?
Arkadaşınızla buluşursunuz adı ihmal olur,
O buluşur bizim kızlar olur.
Siz başka kadına bakacak olsanız gözleriniz oyulur,
Başka bir adam ona baktığında adı hayranlık olur.
Konuştuğunuz anda dinlemenizi ister,
Dinlediğiniz anda neden konuşmuyorsun? der.
nazım hikmet ran üstadın "kadın" tanımını en iyi yaptığı şiiri sanırım.*
Kadın
Kimi der ki kadın
uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın
yeşil bir harman yerinde
dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayâlimdir,
boynumda taşıdığım vebâlimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran.
Kimi der ki çocuk doğuran.
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayâl ne vebâl.
O benim kollarım, bacaklarım, başımdır.
Yavrum, annem, karım, kız kardeşim,
hayat arkadaşımdır.
kadın gölge gibidir kendisini takip edenden kaçar, önünden gidenin arkasından koşar. hiç bir zaman tatmin edilemeyen yaratıklardır, ama olmazsa olmazlar.