egosu tavan yapmış canlıdır delirtir adamı. az önce teyzem olacak kadın eşiyle kavgasını anlatırken kalkıp "- o karışamaz. benim çocuğum o 9 ay karnımda taşıdım." demiştir. bu ne egodur. bu ne bencilliktir. anlamıyorum kadınları sözlük. bir erkek bir kadına 300 milyon sperm veriyor, kadın bunlardan sadece 1 tanesini değerlendirebiliyor, onu da bir şeye benzetip çıkarması 1 yıla yakın zaman alıyor. ama sonuçta ne diyor. "-benim çocuğum". *
NO voman NO CRY! diyen zeka seviyesi düşük salakların yanıldıgı dünyanın onlarsız anlamsız olacagı mükemmel varlık
(onlar olmasa elimiz felç geçirebilir.
kadın seksi külot giymeye takıntılı bünyedir. dikkat ediyorum eve attığım kızlara da hepsinde birbirinden seksi, birbirinden iç gıcıklayıcı kulotlar goruyorum..hayır hatunlarla önceden tanışmış olsam da, önceden ayarlanmış bir buluşma gerçekleşse bir yere kadar kabul edebilirim..''dur bu gece şu adamı iyice bir azdırayım''diye düşünüyor olabilirler diyeceğim..ama ortada öyle birşey de yok..ilk defa tanıştığım bir kadını eve atsam bile içinden porno yıldızlarını kıskandıran şeyler fırlıyor..
tüm bunların ışığında düşünüyorum da, kızların içinde birer küçük fahişe yatıyor..hem de çok ahlaksız, inanılmaz fantazilere sahip birer küçük fahişe..fantazi dünyalarının derin ve uçsuz bucaksız ormanının en kuytu köşelerinde yaşayan bir fahişe.
başında örtü olsa da, kıçında donu olmasa da bütün kadınlar ''kadındır''.. aynı duygulara sahiptirler..beğenilmek, erkekler tarafından arzulanmak, güzel görünmek isterler..tahrik olurlar..sevişmek isterler..erkekleri birbirine düşürürler..dedikodu yaparlar..fitne fesat çıkarırlar..çukulata severler..adet görürler..masturbasyon yaparlar..
ancak şahsi fikrime gelince hiçbir kadın yaz sıcağında simsiyah peçenin altından spagetti yemeye çalışmaktan zevk almaz..
oncelikle guzeli makbuldur.
misal tanidiginiz bir erkegin bir kizla munasebeti oldugunu ogrendiginizde ilk soracaginiz soru sudur: "kiz nasil guzel mi?"
sonra gucsuz, korunmaya muhtac olani, mumkunse erkegin isine karismayani, meslegi "erkek meslegi" yaftasi yapistirilmislardan olmayani, ve de yemek yapmak, temizlik gibi kadin islerinden anlayani, bebek, cicek, kelebek sevmek, boceklerden korkmak, sogukta usumek, cabuk yorulmak, mizmizlanmayi sevmek, gereken durumlarda kedi yavrusu sesleri cikarabilmek, makyaj yapmak, suslenmeyi sevmek, vb kadinlara ait ve onlarla bagdastirilan seylerden en coguna sahip olani makbuldur.
bedenleri ve giysileri üzerinden ideolojiler, söylemler ve siyasetlerin yapıldığı, her coğrafyada varlığı farklı algılanan insan dişisidir kadın...
En uzak mesafe ne Afrika'dır, Ne Çin, Ne Hindistan,
Ne seyyareler , Ne de yıldızlar geceleri ışıldayan,
En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir..
Birbirini anlamayan. Can Yücel
kadınlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde 'yetim-öksüz' kalan çok olur.
mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler...
çekmecenin dibinde artık kimsesizdir eski tarak.
sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar.
bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların..sık sık boynunu büker 'sarıkız'..
teki kalmış o eski bardağın anlamını bilen olmaz, değerini kimse anlayamaz krom hac tasının.
balkon artık sessizdir.
koridor kimsesiz.
(.......)
bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında; bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci...
bir anne gider...
bir dost...
bir arkadaş...
bir sevgili...
ne çok kişi yok olur aslında, bir kadın gittiğinde......hep böyle olur; bir kadın gittiğinde; övgüler, uyarılar, yakınmalar, dualar yetim kalır..
kapı eşiğindeki 'dikkat et...'ler duyulmaz, annesi gitmiştir 'geç kalma...'nın.
kadınlar, arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler.
bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında. ve bir kadın gittiğinde pek çok 'yetim' bırakmıştır arkasında... *
sevap-günah muhasebesinden alnının akıyla çıkan ve yaratan tarafından cennete layık görülen erkek kullarına son lütuf olarak hareketlerini anlamayı da öğrettiğini düşündüğüm cins.
yeryüzünde korku içinde dolaşan,
kendini kurtarmak isterken aşka teslim olan,
karşılık beklemeden köleliği benimseyen,
hareketsiz, değersiz ve uysal görünmesi istenen,
kimi zaman başka kadınlara karşı hainlik yapan,
aşağılanmayı sineye çekmek zorunda olduğunu bilen,
erkeklerin, her zaman istekli-arzulu-sevişmeye hazır sandıkları,
birlikte yaşadığı hariç, tüm erkekleri birer felaket olarak gören,
yaşamının sonuna kadar kendini-erkeklerin arzuladığı bir çiçek-harikulada bir varlık olarak kabul eden,
kendini tutsak ederek, erkeği kendine bağlayan,
kadınlığından vazgeçmenin, insanlığının bir yanından vazgeçmek olduğuna inanan,
zayıf, çekici, kendini tekrarlayan,
bu dünyada erkeksiz yaşayamayacağını öğrenen,
arkadaş-anne-eş-sırdaş:
erkeklerin değerini bilmediğidir.
çaresiz olduğu zaman bir erkeğe sığınan anlaşılması çok güç olan cinsilatif. ne yazık ki ülkemiz erkeklerinin ezdiği, dövdüğü, aldattığı, onlarsızda, yapamadığı saygı duyulası varlıklardır. anamızdır, bacımızdır, hayat arkadaşımızdır. fedakardır sevgi doludur.
nazım hikmet in tasvir yüklü şu dizelerine ilham olmuş canlı:
'insan ya hayrandır sana ya düşman, ya hiç yokmuş gibi unutulursun ya da bir dakika bile çıkmazsın aklından...'
oransal olarak erkekten daha az kalori alıp daha çok yağ depolarlar.
yağ depolanmasının sebebi östrojen hormonudur. bunun olası nedeni de kadını doğuma hazırlamak ve dolayısıyla türün devamını sağlamaktır.