bir erkeğin masalıdır kadın. her biri ayrı ayrı masallar oluşturur. zamanın kendi içinde anını sindirdiği, geride sadece kırık kalbin bıraktığı masalları oluştururlar.
küçük dokunuşuları, sözleri, boynundan tenine kadar her yeri ile masallar oluşturur ve lekeler ruhu. kötü bir leke değil ama izi kalan lekeler. aslında öyle anlarda gelirler ki... kimi zaman ne zaman gelip ve ne zaman geçtiği anlaşılmaz. yaşarsınız onları tenlerinizde dokunuşları ile. umut olur dokunuşları ve ait olduğum dersin ama sizi çoktan bitirmiş bir masaldır. düşündüğünün tam tersi biten bir masal... bir gün bırakacağını ve terk edeceğine inanmadan yaşarsın o teni. kahkahalar atar, gülersin şarapları karşılıklı yudumladığınız yıldızın bol olduğu gecelerde. bu masalın biteceği hiç aklınıza gelmez ve nitekim bittiğinde...
lekeli ruhların lekesinden sorumlu olan ise başka ruhlarda başka başka lahzalarda leke edinmeye yelken açmıştır. geride kalanlar bellidir. yarım kalmış bir şarap ve bi yastık.*
bir kadına ne verirseniz verin, onu daha da büyük hale getirir...
ona sperm verirseniz, size bir çocuk verir.
ona bir ev verirsiniz, size bir yuva verir.
ona sebze verirsiniz, size yemek verir.
ona bir gülücük verirsiniz, size kalbini verir.
ona bir şarkı söyleyin, size konser verir.
kendisine verileni, çarpıp çoğaltarak geri verir...
bu yüzden ona çamur atarsanız, karşılığında bir bataklıkta boğulmaya hazır olun...
kadınlar terkeder!!
bir evi, bir erkeği, bir duyguyu, bir sevinç çığlığını yada gözyaşını, bir ülkeyi, henüz adı konulmamış bir halkı, küçük, sarı burunlu bir kediyi, halının üzerinde bıraktıkları ayak izlerini, yastıktaki saç tellerini ve dokundukları her şeyi tılsımlı bir eflatuna dönüştürebilme becerilerini ardında bırakıp, her an çekip gidebilir kadınlar.. **
bunlar öyle değişik canlılardır... ilgisiz duramazlar. muhabbet ettiğiniz her kızda bu böyledir. kesinlikle muhabbeti muhabbete çekiğ gol atmanızı beklerler. konuşturmak gibi. kovan etrafında dönen arılar gibi... muhabbeti onu kesinlikle açmalı. yoksa burda olurdu sanırım hı?*
eşi benzeri olmayan değerli varlık. cins ayrımı yapmamak gerekir fakat illa ki yapılacaksa erkeğin yanında değeri biçilemeyendir kadın. sonsuzdur çünkü. sonsuz olduğu için de -sonsuzluk derken içinde barındırdıkları kast edilmiştir.- hayata sığamayan varlıktır.
kadın dediğin iyi sevişecek arkadaş. koyun gibi yatmayacak, kımıl kımıl olacak yatakta. aklını başından alacak ama aklını sadece bununla yormayacak. delireceksin ama delirmen hastalıktan olmayacak. uzanıverdi mi yanına boylu boyunca, göğsünde atan kalbinin yerine koyacaksın kendini, ruhunu, her şeyini. aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin.
kadın gibi kadın olacak kadın dediğin, çıtır çerez niyetine yemediğin. bir gecelik değil, ömürlük olacak ömürlük. yıllara rehaveti değil huzuru taşıyacak. en seksi leydi olmayı da bilecek, hanım sultan olup sözünü geçirmeyi de. cıvık konulara takılıp zaman tüketmeyecek, küfretmeyecek. kadın dediğin ayıp nedir bilecek.
sıkboğaz edip seni yalancı durumuna düşürmeyecek. seni öyle bir tutacak ki arkadaş, sen bile şaşıracaksın öyle tutulduğuna. iki lafın başı, her tartışmada ayrılalım tehtidi savurmayacak. sabırlı olacak ve asla gururuna dokunmayacak...
tuzu az, şekeri çok gibi limiti olmayan prosedürlerle yemeklerle işi olmayacak. şöyle pastırmalı kurufasülyenin yanına tereyağlı pilavı konduracak şüphesiz. salatasız oturmayacak yemeğe. temiz olacak her şeyden önce mesela köfteyi mıncıklarken elleri yahut pahalı parfümlerin sindiği, boyacı küpü gibi, her öptüğünde bulaşık bir tadın kaldığı bir kadını öpmeyeceksin. buram buram aşka sarılacaksın arkadaş. buram buram kadın kokacak kadın dediğin.
kadın dediğin güzel olacak ama eli yüzü düzgünden çok öte bir şey. zeki olacak zeki, seni bir hamur gibi karmasını da bilecek, o hamura kendini katmasını da... paranın güzelliğini bilecek ama ne parasızlığın ezikliğini ne de paranın kudurmuşluğunu yaşayacak. değerlerini bir anlık hevesler uğruna terk etmeyecek. namussuzluğunu, ahlaksızlığını ancak ve ancak seni baştan çıkarırken kullanacak, yan gözle adam kesmeyecek, başka sevgili edinmeyecek.
sarışın, renkli gözlü uzun bacaklı, beyaz tenli, ince bilekli dilber filan fasarya... kadın dediğin hatun olacak arkadaş, sözüne güvenilir olacak. bileceksin ki konuşulanlar burada kalır, kapıdan çıkmaz bir daha. ağzı sıkı olacak kadın dediğin. sırrını tutacak ama gününü bekleyip kusmayacak...
"para lazım"cılardan, kürkçülerden, cep telefonu manyaklarından, "dırdır"cılardan, unutkanlıklarını senin üzerine atanlardan, kendi yetersizliğini seni suçlayarak rahatlayanlardan, raf süslerinden, tehditkarlardan, kaçaklardan, kıkırdayanlardan, boş bakanlardan olmayacak. saflığı, cahilliği, aptallığı oynamayacak, biraz ukala olabilir ancak sana rol yapmayacak. komplekslerini güzelliğiyle örtmeye çalışmayacak. bir şeyi çok isterse ve inançları doğrultusunda yapacak.
en önemlisi kendini sevecek arkadaş, kendini sevmeyen kadından sana ne hayır gelir. bir bakarsın ki yıllar sonra bu kadınla ne yatağa sığabiliyorsun, ne toprağa. koluna takıp gezmesini de bileceksin gururla, koynuna çekip sevişmesini de şehvetle. analığını da bilecek, çocuklarından saygı görmeyi de, anaya babaya hürmet etmeyi de...
kadın kadın olacak be, seni sadece sen olduğun için, sensin diye sevecek. parayla pulla, kariyerle, kimin ne dediğiyle, sınırlamayacak. hem sevgilin, hem arkadaşın, hem annen, hem çocuğun olacak, bağrına basacaksın huzurla... bileceksin ki evde 'o' kadın tarafından beklenmenin zevkini hiçbir zevk yaşatamaz sana...
öyle bir kadın işte... nerede öyle kadın yoktur deme... sen de adam olacaksın seçmesini bileceksin!
Kadın tarihin evvelinden, varoluşu sebebiyle döngüsel bir karaktere sahip olan cinstir. Erkle birlikte ilk olarak cinsel ilişkiyi keşfettiğinde ise, tüm sosyolojik olayların çıkış noktasına sebebiyet vermiştir. Kadın ezen-ezilen ilişkisinde bastırılmış istekleri ile ezilen psikolojisini içselleştirendir. Bu içselleştirme ise beraberinde yüzyıllık tarihleri getirir. Aslında kadın veyahut erk doğası yoktur; varolan davranışsal tutumlardır. Fakat bir ayraçta ayırmak, yani kadının davranışlarını kadına, erkeğin davranışlarını erkeğe yakıştırmak son derece yetersiz bir değerlendirmedir.
Ama kadın, varoluş soğanın altında öz olarak ;
"Gölün yüzeyi gibidir. taşı atarsınız suyun yüzeyinde seker. erkek ise hiç paralel olmayarak kadına, dibe çöker. Kadınlar kararsızlık ve gizem arasında gidip gelen cinsiyetçillerdir."
erkeği pek çok konuda masum olduğuna koşulşuz şartsız inandırabilen varlık. tabii bunun için bir adet "aşık" erkeğe ihtiyaç duyulmaktadır.
muhakeme yapabildiğim tarihlerden itibaren kadınlara saygı duydum. yani bu abartı bir saygı değil, erkeklerden farksız düşündüm ayırmadım. kötüleriyle de karşılaştım, iyilerinin kötüye dönüştüğünü de gördüm hep münferit dedim, kadın olmalarıyla ilgili değil dedim. annem de bir kadındı, ablam da vardı, abla dediğim diğer insanlar da... onların üstüne konduramadım bazı gözlemlerimi.
büyük acı içinde bunu yazdığımın bilinmesini istiyorum şuan. genellemeden pek tabii ki kaçınmak isterim lakin şu güne kadar tanıştığım kadınların hemen hepsi böyleydi.
tam burada bazı ayrımlara gitmek gerekiyor. saflık zaafiyeti mi yoksa bir içten pazarlık ve sinsilik mi var bilmiyorum.
kızlar ki genelde sevgilisi olan hatta benim sevgilim olan kızlar, henüz tanışıp bir anda samimi oldukları (ne ara o kadar samimi olunur orasını da anlayamam) erkeklerin kendilerine karşı hiç bir duygu beslemediğini, sadece arkadaş olduklarını, çok iyi anlaştıklarını ve bu erkek kişinin çok dürüst olduğundan dem vururlar.
arkadaşım ne ara karakter analizi yaptın? hayır çocuğu bana öyle bir anlatıyor ki ben kendimden şüphe ediyorum. ben yaşı yaşıma, boyu boyuma uygun bi hatunla anında samimiyet kurup bu kadar üstüne düşüyorsam, kesin yazıyorumdur. ulan diyorum ben mi sapığım, ben mi zalımım da bu kadar yakınlık kurabildiğim her hatun ben yazdığım hatun oluyor. ha tabii ki can ciğer kız arkadaşlarım var ama ya benden büyükler, ya da nerden baksan 10 yıllık arkadaşlarım. velhasıl şu ana kadar pek yanılmadım bu konuda. bu ani kankalar bir süre sonra "çok güzelsin", "çok hoşsun"lar ile devreye girip kura başlıyorlar. sonra "sevgili"miz gelip; haklıymışsın hayatım bana açıldı diyor. şimdi hayır çocuğa da suç bulamıyorum ki, sen yakınlık gösterirsen açılıcak bir süre sonra tabii. hayat böyle işliyor. ben birisine olta atıyorum ya da o bana olta atıyor, oltaya gönül rızası ile gelinince ayyuka çıkan şey iki kişinin birbirinden hoşlanması oluyor ve bir taraf bir diğer tarafa açılarak olayı ciddiyete erdiriyor.
1- aniden hayatına giren bu ani kankaların pek çoğu hatta hepsi, dürtüsel hareket edip, seni elde etmeye çalışanlardır.
bunu kızların da çok iyi bildiğini çok iyi biliyorum. buradaki yorumum sevgilileri dışında birisinin de onları beğenmesi ve ilgilenmesinin hoşlarına gitmesidir. aldatmak kadar ağıra gitmeden, egolarını tatmin etmektir. bu sevgili olunan erkek için çok aşağılayıcıdır ve hiç bir literatürde sevgi ve aşk ile bağdaşamaz.
bir de eski sevgili ya da eskiden çıkma teklifi etmiş, şimdi kanka olunmuş çakma kankalar vardır bu hususta. bayan olan sevgili kişisi bu durumda, o günlerin eskide kaldığını afişe eder ve bu çakma kankanın avukatlığını yapar. yemeklere gidilir, sinemalara... siz de evinizde gönül rahatlığıyla oturursunuz (!). bir de bu sırada mesaj falan da atılmaz kankaya ayıp olmasına diye.
derslerdeyken hocaya ayıp olmasın diye de mesaj atmasanız ya o zaman? koskoca adama çok ayıp yani. senin için çene patlatıyor neticede.
2- eski sevgiliden arkadaş bir derece olsa da kanka hayatta olmaz.
sevgililik, sevdiğin insanın rahatı ve mutluluğu için dürtü ve zevklerinin önüne geçebilmektir. evlilik ile de bunu resmileştirirsin.
şuan şu dakika ben de herhangi bir kadınla yatmak istemek gibi bir dürtüye sahibim. her zaman da bu böyle olabilir. çekici bir kadına bir gece için kaç kişi hayır der? ama işte birisini sevmek bu aşamada devreye girer. sen o kadınla o gece orada yatınca sevginden bir şey kaybeteceksin belki ama bunu sevdiğin kişiye yapamazsın. sevdiğin kişiyi tedirgin etmemek için karşı cinsten kankanla gece dışarıya çıkamazsın. özde romantik sözde arkadaş buluşmalarında erkek arkadaşı, kankana ayıp olmasın diye habersiz bırakamazsın.
sevgili olmak karşıdakine karşı sorumluluklarının olduğuna delalet ettiren bir durumdur. hayatını istediğin gibi yaşamak istiyorsan, karşındaki insanı hayatında tutmak zorunda değilsin. kimse kimsenin boğazına yapışmıyor.
özgürlük mü dediniz? benim bazı manevi değerlerimi kırdığın noktada özgürlüğünün tadını alabiliyorsan, ben de seni azad ediyorum.
bir insanı mutlu etmek, bir insanı en azından mutlu etmeye çalışmak bu kadar zor bir şey değil. ve bu güzel bir şey. birilerini mutlu etmek. birilerinin istediğini yapmak. sevdiğin kişiyken özellikle bu, sevgilinken.