gezdikçe gezme isteği veren, sokaklarında mutluluktan binalarına sarılacak kadar sevdiğim, fatih ve galata ile birlikte istanbul'un benim için en güzel yeridir.
izmiri gönlüm istesede, beni 21 yıllık anılarımdan koparamayan güzide istanbul ilçesi. Hertürlü medeniyeti barındırır, karma-istanbul gibidir. Zurna dürümü meşhurdur, altıyolda erdal ustadan kesinlikle yenilmelidir. Ortadoğunun en kalabalık endüstri meslek lisesini barındırır bünyesinde, evet "o" efsane haydarpaşa teknik ve endüstri meslek lisesi. Sahili harikadır, deniz kıyısına sıfır bütçe dostu rıhtım büfelerinde oturup çay-simit yaparken, eminönü vapurları hemen yanıbaşınıza yanaşır.Irkçılığında önüne geçmiş bir mekan; rıhtımda her akşamları kürtçe müzikler eşliğinde halay çekilir, beşiktaş iskelesi civarında ağırlıklı olarak karadeniz havası eser. Meşhur rexx sineması, yakın tarihin efsanesi rock kültürünü hala hissettirir. gerçi kendisi satıldı şu aralar, o da bir efsane oldu. Boğası vardır, altıyolun ortasında. şöyle mizah vardır, "kadıköy boğada fotoğrafın yoksa kadıköylüsündür." Evet nispeten öyle, yoğun yaz vakitlerinde hertürlü medeniyetten insan fotoğraf çekilir orda. Şükrü saraçoğlu stadyumu'na ev sahipliği yapar, kadıköy belediyesi istikâmetinden gidilirse, bir dereden geçilerek ulaşılır kendisinde. Bilen bilir, o deredeki bok kokusu, insanın hafızalarına kazınır. Numune hastahanesi vardır, anadolu yakası değil sadece, tüm istanbulun yükünü çeker. Siyami ersek ile başbaşa devam eder, insanlığı kurtarmaya. Velhasıl kelam, çok başkadır kadıköy, istanbul'u istanbul yapandır.
gerek taksimin son bir kaç yıl içerisinde eski tadının kalmaması nedeniyle gerekse kendine has havası nedeniyle tercih edilesi harika semt, rıhtımın oradaki çimlerdeki karga sayısı yaşasaydı edgar allen poe'yu gururlandırırdı.
şu sıralar özlediğim semt. sokakları, insanları falan çok ayrı.
en son 2 ay önce sokaklarında serserilik yapıyordum, saat 03:00 suları arkadaşımla taksiye binecez boğaya doğru iniyoruz piçliğine güneş gözlüklerini falan takmışız telefona bakarken çocuğun birisi geldi bize çarptı -herhangi bir şehirde bu saatte boş yolda bir insanlar çarpışırsanız %90 ihtimalle kavga edersiniz mesela ama öyle olmadı- ben tam pardon diyecekken çocuk benden önce pardon dedi, yetinmedi elindeki rakıyı (baya bardakta duble rakı mekandan çıkarken yürüttü galiba) uzattı al iç abi lütfen dedi bir hoşuma gitti böyle tamam lan dedim onu içtim yanında 2 kız arkadaşı vardı baktım birisi çantasında 1 litrelik pet şişeden rakı çıkardı obaaa falan bir gaza geldik biz ayak üstü 10-15 dakika rakı içip muhabbet ettik sonra efendi gibi vedalaşıp ayrıldık.
böyle garip ve güzel olayların yaşanabildiği yerdir kadıköy. hıı sürekli güzelleme yapmaya gerek yok değişik değişik insanlar gelebiliyor özellikle barlar sokağında bir anda kavganın içinde bulabilirsiniz kendinizi.
ayrıca moda sahil yolunun... çukurova çocuğuyum lan ben o yokuş ne öyle!
abartıldığı kadar romantik değildir. doğma büyüme kadıköylüyüm. her bir noktasını karış karış bilirim. (bar cafe ismi sormayın bilmem) girmediğim sokağı gezmediğim köşesi kalmamıştır.
insanların bu derece hayran olduğu yere her gün gidiyor olmak mı beni bu hale getirdi diye düşünüyorum ama yok abi.
bir kızla tanışmıştım internetten ben kadıköye aşığım demişti. hemde hiç gitmemiş. fenerbahçeli de değilmiş. manyaksın dedim kıza.
bahariye mi hoşunuza giden yoksa moda mı. bir diyinde bende sizin baktığınız gözle bakayım olm. odun gibi gidip geliyorum.