bugün çıktığı bir televizyon programında(trt'deydi sanırım) üçüncü köprü projesinden bahsederken fatih sultan mehmet köprüsüne sultan ahmet köprüsü diyerek yorumsuz bir demeç vermiştir.
tarihin bir zamanlarında; "Sen ne mutlu Türküm dersen, o da ne mutlu Kürdüm der. Türklük yerine Türkiyelilik bilinci yerleştirilmelidir", diyebilen recep tayyip erdoğan'ın yalakalığını yapan, "Cumhuriyet'in ilanı istanbul'un tarihi değerini ve saygınlığını düşürmüştür" diyebilecek kadar küçülebilmiş belediye başkanı.
işi gücü zam yapmak olan anap eskisi bir belediye başkanı. bu adama tuzlada bir ev kiralayıp, maaşını asgari ücrete indirin, sonra saraçhanedeki işine yollayın. üç ay sonra çağırın sorun bakalım ne düşünüyormuş ulaşım fiyatları hakkında.
rte yi ne kadar sevmiyorsam bu adamı o kadar seviyorum. tabi ki her belediye başkanı gibi tanıdıklarına vb. torpil yapıyordur onu bilemem ama istanbul ' a çok şey kazandırdığı gün gibi ortadadır.
istanbul'a çağ atlatmış başarılı belediye başkanı. yaptığı hizmetler sayesinde istanbul kültür başkenti olmasında katkısı çok büyüktür. vatandaşları için saçını süpürge etmiştir, istanbul halkıda karşılığını vermiş 2 kere üst üste belediye seçimlerinde desteklemiştir. emeğini ne yapsak ödeyemeyiz.
aynı kafadan gelen insanlar topluluğundan sadece biri. kar yağdığında evden çıkmayın diyerek başarılı bir belediyecilik sergilediğini sanıyor.
bunların hepsı aynı i.melih gökçek de su sıkıntısında memleketinize gidin, yıkanırken altınıza leğen koyun, sel tehlikesinde üst komşularınıza gidin demişti.
tam bir akp zihniyeti ürünü.
yargı bir karar veriyor ve adamlar akıl almaz bir şekilde bunu tanımayıp, yaptıkları rezil zamma devam edeceğiz diyorlar.
sonra faşist, sivil dikta falan deyince kızıyorlar.
hiç kızmayın. bunun adı aleni olarak faşizmdir, sivil diktatır.
ha diğer komik olan enflsayon yüzde 8-9 deyip, sonra onun nerede ise 3-4 katı zam yapmak olsa gerek.
lan bi zihniyet bu kadar mı kendisi ile çelişir.
metrobüs zammı için verilen yürütmeyi durdurma kararını uygulamayacağını açıklayan belediye başkanı.
mahkeme enflasyon ve resmi verilere uymayan yüksek zam oranını normal bulmamış ve zammın geri alınmasını istemişti.
önümüzdeki seçimde bir daha seçilecek adam. niye mi?
çünkü neden sonuç ilişkisine göre değil zihnimizde zamandan arda kalanlara göre oy veririz biz.
düşünün şu an onun yerinde başka bir partinin adayı olsaydı. adam yardım yollamak için seferber olsa kriz masası oluştursa, sık sık basın toplantısı düzenleyip gelişmeleri ve alınan önlemleri anlatsa... bu böyle uzar, yani adam bizim için çırpınsaydı ne olurdu?
-yaw bu adam bu işi kıvıramıyor, işte bak bu adam yüzünden böyle oldu, belediye önlem almamış vs.
peki ya şimdi nooldu?
adam suç benim değil dedi köşesine oturdu. bize yardım etmeyi değil bizden ötekileşmeyi seçti.
türk halkı otoriteyi ve otoriteye bağlı güven duygusunu o kadar ötekileştirmiştir ki kendimize, bize destek çıkana, bizim yanımızda olana değil, bizi tokatlayana, bizi aşağılayana, sen yapamadın deyene güven duyarız. önemli olan otoriter görüntüyü sarsmamaktır.
5 sene sonra sandığa gittiğimizde bu sebeple bizimle beraber çalışana, imkanlarını kullanarak bize açıkça yardım edene değil, kozlarını saklayıp güçlü görünene güven duyarız. yine gidip kadir topbaş'a oy veririz. çünkü biz buyuz, biz dayak yiyeniz, elinden ekmeği alınınca ağlayan yalvaran yardım dileneniz, karşıdakine hesap sormayız, lanet ederiz, ama yine gidip ona oy veririz.