özgürlük,
özgürlüğü isteyenin talebi değil de özgürlüğü verenin bir lütfu olduğunda, özgürlüğü verilen gerçekte özgür değildir.
hak verilmez alınır da kısaca bunu anlatır.hak lütuf olarak verildiğinde, hak olmaz kanıksanmaz benimsenmez çünkü.
bu anlamda olayı kadınlar mevzuna getirirsek, ataerkil yapının devamını sağlayan bir bakıma erkekleşmiş kadının bizzatihi kendisidir.erkek egemen toplumun kurallarını kabul eden bunu adeta bir töre gibi gören, kendi kızını da aynı kurallarla yetiştirip denetleyen bir kadın ,ataerkil toplum düzeninin devamına katkı sağlamaktır.
köleleşmiş kadın,gelenekler görenekler diyerek sorgusuz sualsiz kabul ettiği erkek zulmünün kendisi bir taraftarı olduğu sürece ona haklar vermiş olmanız kadın erkek eşitliğini sağlama çabası içersinde yaptığınız düzenlemeler bu bilinçten yoksun olan kadının üzerinde herhangi bir olumlu sonuca vesile olmayacaktır.
kadınların türban sorununun erkekler tarafından konuşulduğu,kadının giyiminin kuşamının erkeklerce belirlendiği bir toplumda kadın kendi özgürlüğünü kendi içinde sağlayamayadığı sürece kendileri için yapılan düzenlemelerin sonuçları olumsuz olacaktır.kadın özgürlüğü kendi içinde hissetmeli, kadınlar önce kadınlar içinde özgür olabilmelidir.
kendi hemcinslerinin erkek baskısı erkek zihniyeti ile baskıladığı kadının özgür olabilmesi mümkün değildir.bu durum tıpkı basını özgür olmayan ülkelerin,kendilerine talimat verilmeden otosansür yapması gibidir.
kadın kendisine sansür yapılmadan önce kendi kendine oto sansür yapmaktadır.
bilinçli bir toplumda 21. yüzyılda özgürlüğü kanısakmış bir kadını erkeklerin baskılaması imkansız hale gelmiştir.
çok daha fazla feminen bir çağın yaşandığı bir dönemde,kadının ikinci sınıf bir varlık haline getiren sadece erkekler değil,g özgürlüğü elinin tersiyle iten erkekleşmiş,eğitimsiz,bilinçsiz kadın tipidir.