bu sene 660.'sı düzenlenen tarihi yağlı güreş etkinliklerinin yapıldığı yer.
esasen kırkpınar'ın orijinal yeri, edirne sarayiçi değil, bugün yunanistan sınırları içinde kalan bir mesire yeridir.
kırkpınar efsanesini hepiniz duymuşsunuzdur.
iki yiğit yenişemez ve can verirler, arkadaşları onları bir incir ağacı altına gömerler, sonra geldiklerinde ise buradan bir pınar aktığını görürler ve buraya kırkpınar adını verirler.
işte bu kırkpınar'ın orijinal yeri hakkında 2 rivayet vardır.
kırkpınar efsanesinin ortaya çıkışı şöyledir.
gelibolu fatihi süleyman paşa'ya bağlı 40 akıncı, domuzhisar üzerine yaptıkları akından dönerlerken, arda nehri kenarında yukarıda gösterdiğim yerde mola verirler. 40 akıncı burada güreşe tutuşurlar.
saatlerce güreşirler.
bu 40 yiğit içinden ali ve selim adlı cengaverler bir türlü yenişemezler.
ertesi gün yeniden güreşe tutuşurlar.
lakin gün boyu yenişemezler.
bu kez mum ve ateş yakarak gece boyu güreşe devam ederler.
ama sabaha karşı takatleri kalmaz ve her iki pehlivan da can verirler.
arkadaşları, ali ve selim'i öldükleri yerde bulunan bir incir ağacının altına gömerler.
akıncılar birkaç sene sonra yine aynı yere gelirler ve gelmişken de ali ve selim'in mezarlarını ziyaret etmek isterler. buraya geldiklerinde bu iki yiğidin gömülü olduğu yerde bir pınarın ortaya çıktığını görüp şaşırırlar.
bunun bir keramet olduğunu düşünürler ve buraya her geldiklerinde güreş tutarlar.
buraya yerleşen halk da bundan dolayı bu bölgeye kırkpınar adını verirler.
kırkpınar'ın olduğu yere dair bir diğer rivayet de, 40 akıncı, edirne yakınlarındaki ahıköy'de güreşe tutuşurlar. aynı şekilde 2 güreşçi yenişemez ve ertesi gün güreşe devam edip can verirler, buraya gömülürler ve yukarıdaki efsanede olduğu üzre burada bir pınar ortaya çıkar. https://galeri.uludagsozluk.com/r/2166737/+
lakin ahıköy yakınlarında bir pınar yoktur, ama yunanistan'da bahsettiğim kırkpınar'da gerçekten pınarlar vardır. o yüzden kırkpınar'ın orijinal yerinin bugün yunanistan sınırları içinde kalan yer olduğunu kabul etmek daha mantıklı.
bugün yunanistan sınırları içinde kalan tarihi kırkpınar'da 1922'ye kadar yunan ve türk gençleri yağlı güreş müsabakaları yapıyorlarmış.
buranın eskileri, burada eski bir türbe olduğunu anlatırlar.
lakin bugün bu iki köyde tek bir hane bile türk bulunmamakta.
osmanlı'da bursa ve edirne'deki bu en eski iki güreşçi tekkesi dışında, istanbul'da pehlivan şüca ve pehlivan demir tekkeleri, konya'da demir baba tekkesi, manisa, balıkesir ve amasya'daki güreşçiler tekkesi bir hayli ünlü güreş tekkeleridir. https://galeri.uludagsozluk.com/r/2166738/+
osmanlı coğrafyasında mekke'den avlonya'ya, kırım'dan, iskenderiye'ye kadar pek çok güreş tekkesi kurulduğu bilinmektedir.
neyse konuyu dağıtmadan edirne'deki pehlivan pir cemaleddin efendi'nin güreşçiler tekkesine dönelim.
1. murat bu güreşçiler tekkesini oluşturur ve bu tekkede 200 pehlivan eğitim almaya başlar. her cuma günü pehlivanlar arasında müsabaka düzenlenir. https://galeri.uludagsozluk.com/r/2166734/+
güreşçiler tekkesindeki müsabakalara ilgi o kadar artmıştı ki, 1. murat buna kayıtsız kalamamış ve bu müsabakaların kendi himayesinde yapılmasını istemiş, böylece bu sene 660.'sı düzenlenen kırkpınar güreş organizasyonu başlamıştır. https://galeri.uludagsozluk.com/r/2166732/+
1. murat himayesinde tertiplenen ilk kırkpınar organizasyonu da bugün bulgaristan sınırları içinde kalan svalingrad(mustafapaşa) yakınlarındaki virantekke denilen yerde düzenlenmiştir.
cumhuriyetin kurulmasından sonra ise 1924'te kırkpınar güreşleri bugünkü yeri olan sarayiçi'ne taşınmıştır.
meşhur osmanlı tokatının çıkış yeri de, edirne'deki bu pir cemalettin efendi'nin güreş tekkesidir.
yağlı güreşte biliyorsunuz rakibi sersemletmek için başvurulan yöntemlerden biri el ense çekmektir.
rakibe el ense çekerken vuracağınız darbe rakibi sersemletecek kadar şiddetli olmalıdır ki rakibe karşı bir avantajınız olsun.
işte güreşçiler tekkesinde eğitim gören pehlivanların en önem verdiği husus da bu el ense çekme yöntemidir. çekeceği el ensenin şiddetini arttırmak için pehlivanlar ellerini mermere vurarak, kum torbalarına vurarak güçlendirirlerdi. tabi el ense çekme konusunda mahirleşen bu pehlivanlar aynı zamanda askerdiler, savaş zamanı da son derece güçlü olan bu tokatları ile düşman askerlerinin bayıldıkları, hatta öldükleri bilinmektedir.
evliya çelebi, seyahatnamesinde, edirne'deki güreşçiler tekkesi'nden ayrıntılı bir şekilde bahseder.
--- alıntı ---
evliya çelebi, seyahatnamesinde edirne'deki küştegiran yani güreşçiler
tekkesi, seyyid cemaleddin sultan asitanesi için fetihten sonra gazi hüdavendigarın askerleri idmanlı olsun diye tekkeyi yiğit ve güçlü erler için yaptırdığını ve tekkenin de bu amaca hizmet ettiğini kaydetmiştir.
rumeli yiğitlerinin haftada bir kere cuma günleri bir araya gelip 70-80 çift pehlivanın seyrine doyum olmaz şekilde güreş tuttuğunu belirtmiştir.
evliya çelebi, tekkede yiğitlerin iki saat boyunca yalınayak ve gömleksiz güreş
tuttuklarını, birbirlerine 360 çeşit pehlivanlık hilesi yaptıklarını kaydedip, kesebend hanesi, künde atması, şirazi, asmaniş, sarma, kesme, ters kepçe, kavak dikme, taşlama, cezayir sarması, karakuş veya hevalama, girt, boğma, şakıdan veya kapan atma gibi çeşitli güreş oyunlarını sıraladıktan sonra netice de bu hilelerden biri ile hasımlarını gafil avladıklarını belirtmiştir.
evliya çelebi güreşte bu hilelerin önemini şu sözlerle belirtmiştir: “zira pehlivanlar mâbeyninde zor-bazu erliktir. amma bab-ı hile erlikden de erliktir. zira atalar lisanında “erlik on, tokuzu hile” demişler. niçeler buna zahib olmuşlar, “beli on, tokuzu da hiledir” demişler”
seyahatnamede tekke hakkında ayrıca şu bilgiler verilmektedir:
“bu tekke zemini seng-i siyah-var yağ ile mülemma‘ bir meydan-ı arbededir.
ehil olmayan ademler ol asitaneye kadem bassa yağ üstinde tepesi üzre gelüp kendi kendüye yenilir.”
“…….ve bu tekye gerçi kargir kıbablar ile mebni değildir amma ma‘mürdur. müte‘addid hücreleri ve matbahı ve sehel bağçesi vardır.
ve meydânında selef pehlivanlarının demirden yayları ve hadengleri ve gürzleri ve gûnâ-gûn pesendîde kemankeş darbları ve salıkları ve zerdeste ve matrakları ve kırkar ellişer vakıyye gelir camûs derilerinden yağlı kısbetleri ve nice elvan alat-ı pehlivanları meydan-ı muhabbetleri üzre maslübdur”.
evliya çelebi, güreşçiler tekkesi içinde tarik-i küştegiran hazret-i pir mahmud yar-ı veli, eş-şeyh seyyid cemaleddîn ve hazret-i er sultanın kabirlerinin bulunduğunu belirtmiştir.
--- alıntı ---
burası edirne güreşçiler tekkesi'nin yeridir.
efsane pehlivan adalı halil'in mezarı da buradadır.
her kırkpınar öncesi pehlivanlar mezarlığı ziyaret edilir, burada pehlivanlar dua okurlar ve kırkpınar güreşleri bu şekilde resmen başlamış olur.
birinci murat'ın balkan seferine giderken osmanlı askerleri bu meydanda güreş tutarak savaşa hazırlık yapmış ve ondan sonra da orada her yıl güreş organizasyonu düzenlemeye başlamış, diye biliyorum yanlışım varsa düzeltiniz.
zeytin yağıyla kayganlık kazanmış yiğitlerin, orta parmağın, kıspet tabir edilen derinin içinden sokularak kaymadan tutup üstten atabilmek üzere dübüre sokmak marifetiyle uygulanabilen bir çeşit oyuna sahip güreşin, gaylerin ilgisi ve fatih ürek'e verilen fahri başpehlivanlık ünvanı ile kafaları karıştıran ve güvenilirliği tartışılan ata sporu organizasyonu.
asıl adı "kırkların pınarı" olan esasen bulgaristan sınırlarında yer alan adı efsanelere konu olacak sekilde güreşler düzenlenen bir yer adı. kırkpınarın ismi ve güreş ile olan alakası şu hikayeden gelir;
- osmanlı seferdedir o zaman edirne de yer alan bir çayırlıkta dinlenmek için asker oba kurar. o esnada iki yiğit güreşe tutuşurlar, çok çekişmeli geçer. beraberlik bir tülü bozulmaz, kimsenin sırtı yere gelmez.artık bu güreş gurur mücadelesi halini alır, nede olsa yiğittirler erkektirler. yiğitliği ayaklar altına almak olmaz deyip güreşi devam ettirirler. öyle ki ordu sefere devam etmelidir oba toplanır herkes gider. bu iki yiğit kalır. kırk gün kırk gece güreşirler, en sonunda dirayetleri kalmaz ikiside hayatlarını kaybeder. ordu seferden dönüşte, bu yiğitlerin güreştiği yerde gür akan bir çeşme bulur. o tarihten sonra oranın adı "kırkların pınarı" olarak anılır.
- ancak hikaye başka şekillerde de anlatılır bir diğeri de söyledir;
- Efsaneye göre 1346 yılında Orhan Gazi'nin Rumeli'yi ele geçirmek için düzenlediği seferler sırasında, büyük oğlu Süleyman Paşa 40 askerle Bizanslılar'a ait Domuzhisar'ın üzerine yürür. Baskınla burasını ele geçirirler. Öteki hisarların da ele geçirilmesinden sonra, 40 kişilik öncü birlik geri dönerler ve şimdi Yunanistan'ın topraklarında kalan Samona'da mola verirler. 40 cengaver burada güreşe tutuşurlar. Saatlerce süren güreşlerde, adlarının Ali ile Selim olduğu rivayet edilen iki kardeşin bir türlü yenişemedikleri görülür. Daha sonra bir Hıdrellez gününde, Edirne yakınlarındaki Ahıköy çayırında aynı çift yeniden güreşe tutuşurlar. Bütün bir gün güreşmelerine rağmen yine yenişemeyen kardeş pehlivanlar, gece boyunca da mum ve fener ışığında mücadelelerini sürdürmeye devam ederler. Ancak solukları kesilerek oldukları yerde can verirler.Arkadaşları onları aynı yerdeki bir incir ağacının altına gömerek oradan ayrılır lar. Yıllar sonra ise aynı yere gittiklerinde iki pehlivanın mezarlarının bulunduğu yerde gür bir pınar görürler. Bundan sonra halk orada yatanların anısına o yöreye, Kırkpınar adını verirler.
ilk olarak bilinenin aksine edirne'de değil, daha sonra adı sarıhıdır olarak değiştirilen ve bugün yunanistan'ın evros iline bağlı kyprinos kasabası olan simavna'da düzenlenmiş ve 1923'ten itibaren edirne'de düzenlenmeye başlanan spor organizasyonudur. bu organizasyonun kesintisiz olduğu doğru değildir: 1829 ve 1878'deki rus, 1913'teki bulgar ve 1920-1922 arası yunan işgali dönemlerinde kesintiye uğramıştır.
Edirne'nin geleneksel yağlı güreşi Kırkpınar, yalnızca bir güreş olayı değil, kentte yaşamı da etkileyen bir olaydır. sarayiçi adı verilen bölgede güreşlerin yanı sıra çeşitli etkinliklerle bir tür şenlik olarak her yıl organize edilmektedir. şehir dışından ve içinden binlerce insanın katılımı dolayısıyla iğne atsan yere düşmeyecek derece kalabalık olur. kırkpınar terimleri aşağıdaki gibidir;