heath ledger'dan başka bir joker kabul etmediğim için vizyona girdikten ve malum ortamlara düştükten uzun bir süre sonra izlemediğim film. ancak yakın zamanda izledikten sonra 180 derece çark ederek film ve karaktere can veren joaquin phoenix hakkındaki fikirlerim değişti. buradaki jokeri heath ledger'la karşılaştırmıyorum çünkü joaquin phoenix ondan bağımsız bir iş çıkarmış. ne jack nicholson gibi fazla teatral, ne de jared leto gibi zorlamalık yoktu. merdivenlerdeki dans edişi, mimikleri, üzüntüsü, gülmesi vs. hepsi olağanüstüydü. efemine bir tarzı olsa da öfkesini ortaya çıkardığı her sahnede karizmatik ama bir o kadar ürkütücü bir havası var.
En iyi film oscarını ya 1917 ya da The irishman alır. En iyi erkek oyuncu dalında ise Joaquin Phoenix, Adam Driver ile kapışır ama oscarı kapar, yönetmenliği de alamayacağını düşünüyorum, en iyi saç ve makyaj ve en iyi kostüm de garanti. Bana göre 3 oscarı garanti. Keşke Martin Scorsese'den bu kadar esinlenmeseydi Todd Phillips de bizde rahat rahat övseydik filmi.
Arthur'un Murray'in şovuna nasıl çıkacağını denediği sahnede, şovdaki bardağın bir kopyasını keçeli kalem ile yapmaya çalıştığını görebilirsiniz. https://galeri.uludagsozluk.com/r/1965521/+
Az önce filmi bitirdim. Taze taze yorumumu yapmalıyım dedim. Joaquin Phoenix gerçekten mükemmeldi. bu konuda herkes hemfikirdir. Filmin reklamı çok iyi yapıldığı için fragmanlarını defalarca izledim. Fragmanları insanı havaya sokuyor. Filmde bir isyan var. Aksiyon da olmalı diyorsunuz ama bu konuda hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Filmde psikolojik dram ögeleri yerinde ve başarılı. Ben daha çok aksiyon beklerdim ne yalan söyleyeyim. Sanki yemeğin tuzu biraz eksik gibi geldi ama içindeki oyunculuk, filmin bize sunduğu o kasvetli hava bizi yakalayıp sonuna kadar götürdü. Film hiç bitmesin istedim. Arkasında çok soru işaretleri bırakarak da bitti film. Neyse ki 2. film gelecek. Umarım bizi fazla bekletmezler ve yeni jokerden bizleri mahrum bırakmazlar.
türkçe dublaj normalde dünya standartlarının üstünde bir kaliteye sahiptir. bizim yerli dublaj sanatçılarımız gerçekten fazla profesyonel adamlar ama bu film bi istisna.
hoakin abimiz oyunculuk adına çılgın attığı için bu film dublajlı izlenmez. adam sahnelere göre nefes alıp verme sayısını bile ayarlamış. gülmesi, gülerken nefesinin kesilmesi, gırtlağının acıması, aynı anda ağlamaya geçmesi falan... bunu dünyada yapabilecek bir dublajcı yok. o yüzden bu film altyazılı izlenmeli.
hakkında sözlüklerde yapılan kötü yorumlardan sonra o kadar kötü olamaz ne kadar kötü olabilir diye düşünerek izledim açıkçası beklentiniz aksiyonsa beyenmemeniz normal benim için daha manalıydı bir delinin jokerin hayatını anlatıyordu. hayatı jokerin(artur)un gözünden gösteriyor ruhunun derinliklerine iniyordu bence gayet güzel ve iyiydi.
filmi izlerken staj zamanıma dönmüş, arthur'un ruhsal öyküsünü alıyormuş gibi hissettim. ve bu ruhsal öykü alımı epey başarılı geçti. filmin bu alana yer vermesini çok sevdim. kişilik teorilerine uyan bir joker gördük. bilimsellikten çok da uzak olmayan - diğer tüm psikiyatri hastalarını ele alan filmler gibi saçmalamayan-, hem de psikiyatriye bakış açısı sağlamış film.
bazı yerlerde ağladım ben, ağlayan pek olmamış bu filmde ama. olay joker'e hak vermek ya da vermemek değil, joker'i anlamak. devletin şu hastane sistemini, ilaçlarını almayışından sonraki süreci görüyoruz. durduk yere adam öldüren bir psikopat görmüyoruz. şu haklı saldırgan yanımı öyle bir besledi ki, sinirliyken izlemekte çok doğru yapmışım. duygumu düzenlememi sağladı.
Jokerin zenci kız arkadaşını ds öldürdüğünü üçüncü izleyisimde anladığım film. Her izleyisimde başka bir şey kaçırdığımı görüyorum. Acaba çocuğu da öldürdü mü!
insanlar yüzünden nefret ettiğim film. Öyle bir övülüyor ki sanırsın başyapıt, sanırsın gelmiş geçmiş en iyi film. Bırak gelmiş geçmiş en iyi film olmayı yıl içinde ilk 5'de bile yeri yok. Umarım oscarda babayı alır her ödülde de şu aptal fanboylar ağlar.