tüm kitaplarını okumuş birisi olarak şunu söyleyebilirim ki dünyanın en iyi polisiye yazarı jean christophe grange' dır. tess gerritsen, dan brown gibi yazarlar yanına yaklaşamazlar.
genel olarak tarzı şu şekildedir; mümkün olduğunca betimleme yaparak okuyucuya kendi kafasındaki ortamı anlatmaya çalışır. zaten mesleği gereği grange çok fazla seyahat ettiği için betimleme yeteneği çok iyi konumda.kitapların çoğunda afrika kıtasına gidilir, ormanlar vazgeçilmezdir. genelde bağımsız iki karakter ayrı yerlerde yaşarlarken yolları bir şekilde kesişir ve aslında birbirlerine çok yabancı olmadıkları anlaşılır. kitapların sonu sürprizle biter. kitapta bolca "mağripli, cangıl, audi, bmw, glock, camel" terimlerini görürsünüz.
şahsi fikrime göre en iyi romanı leyleklerin uçuşu' dur.
onu okuduktan sonra hiç birşey eskisi gibi olmayan yazar. polisiye romanların gözde isimleridir, sapkınların ve psikopatların nasıl bir düşünce yapısına sahip olduklarını çok iyi anlatıyor.
müthiş bir kurgu gerilim ve haz bir kitap ancak bu denli keyif verebilir. beğenilmeyen bir kitabı yok gibi. yormaz film izlemekten ziyade bir de bu adamın penceresinden bakmayı deneyin.
çok satan yazarlardan. lise döneminde en sevdiğim yazardı, hatta o kadar severdim ki sırf ona rakip diye nefret etmiştim dan brown' dan. 6 kitabını okudum. ilk kitapları çok daha iyidir ama finallerde büyük sıkıntı yaşar bana göre. yine de kızıl nehirler harikadır.
hala iyidir, okutur kendini vs. ama biraz kitap okuyan biriyseniz ve nitelikli şeyler okumaya yönelirseniz ne kadar basit olduğunu anlarsınız zamanla. page turner denilen türde bir yazar kendisi. artık okumuyorum da zaten. polisiye okumak istediğimde şu an tek adresim var;
son iki kitabını mutlaka okuyun dediğim aşmış fransız yazar. bakın, aşmış diyorum bu çok önemlidir. kastettiğim son iki kitaplardan biri sisle gelen yolcu'dur ki bu da akıllara durgunluk veren bir kitaptır. hayret ediyor insan.
kaiken'ini de bekletmeden en kısa sürede okuyun derim mesela ben bitirmek üzereyim.
edit: spoiler vermek gibi olmasın ama kaiken hakkında birkaç bişey söylemek istiyorum:
kaiken'in de kurgusu yazarın diğer kitaplarındaki gibi sağlamdır bunu zaten biliyoruz. sonlara doğru olaylar gerçekten de okurken pek tahmin etmeyeceğiniz şekilde gelişecek. çünkü yazar bir yere kadar hiç renk vermiyor. ben de fazla renk vermemeliyim, evet. sisle gelen yolcu kadar 'manyağımsı' sayılmaz pek belki ama yine de tam bir grangé kitabı. yine de kendime göre tek tük eksiklikler buldum. mesela her fırsatta passan'ın yardımına koşan, passan'ın sağ kolu fifi'nin hiç hakkını vermemiş bence grangé abimiz. fifi karakteri hakkında çok az bilgi vermekle yetinmiş. kitabın sonuna kadar hiç eksik olmayan, en kalıcı karakter passan'ın ailesinden sonra kesinlikle fifi'dir ve bu yüzden bence en azından fifi karakterinin özel yaşamından, biraz daha karakteristik özelliklerinden daha fazla bahsedilebilirdi.
benim gibi kitap okuma alışkanlığı yerlerde sürünen birine bile neredeyse tüm kitaplarını okutturan yazar. betimlemeleri mükemmele yakın, olay akışlarını iyi dizayn ediyor, karakterleri yerli yerinde kurguluyor ve çok da seri bir akışı var anlatımının. daha ne olsun? adamsın grange.