Düşünün Bir ülkenin %10'u işsiz. Ve bu rakamın artmasından çekiniliyor. Gizli işsizleri de sayarsanız bu oran %15'lere çıkıyor. Yani istatistiğe vurursak her altı kişiden biri işsiz. Korkunç bir oran.
Ve on iki yılda bu durum iyileşeceğine daha betere gitti, hani diyoruz ya kalkınma diye. istihdam bir ülkeye yapılan yatırımları ve bu yatırımların istihdam yaratma kapasitesini gösterir. Demek ki ülkede çok az yatırım var ki istihdam yaratamıyor aksine hızlı nüfus artışı ve kapanan işletmeler çok. Yani kalkınma yok reele vurduğunuzda büyüme yok.
Peki bu ülkede hala nasıl buna sebep parti böylesine oy alıyor? Neredeyse her ailenin bi işsizi var; onlar buna bakıp da hala nasıl bu partiye oy veriyor? Demek ki ailenin diğer fertleri çok iyi kazanıyor başka açıklaması yok.
Kendisine yat alınan çocuk gibi hakikaten anlayamıyorum. Gerçekten anlayamılorum. Eminim ki %10'unun %9'u AKP'ye oy atmıştır.
Halen çalışıyor olsam da daha iyi bir iş için başvuru yapıyorum. Neyse gittik görüşmeye:
ingilizce icin sınav degil de ufak bir mektuplaşma yapıyoruz. Kac adet alırsak kac tl den yapariz, nakliye vs vs... Bunu hallettik sorun yok.
Sap kullanimina geldik onu da yaptik, aslinda sap degil ama ona benzer bir yazilimdi modülleri farkli neyse satis/stok/üretim analizi diyelim, onu da yaptik.
Ürün bilgisi, hakimiyet o da tamam.
O kadar sordular soruşturdular çok güzel ben de sordum maaş ne?
Karşımdaki dingil alttan girdi üstten çıktı:
- piyasanin durumunu göz önüne alırsak işte yeni başlayan biri için bu pozisyonda bizim düşündügümüz rakam ve şartlar aslında çok süper müthiş vs vs geveliyordu, kaç para veriyon abi sen dedim.
- 1000 tl...
Ulan göt bu pozisyona 1000 tl ye 6 ay adam bulamamissin bu gidisle 6 ay daha bulamazsin, amcik, bodrum'da terlik satan çocuk bile 1000 tl ye ingilizce konuşmuyor...
şanssızlık, değersiz hissetme, yalnızlık, insanlardan kaçma ve zamanla özgüven kaybı. bu hislerin tümünün her gün hissedildiği sırayla döne döne içten içe sikilme halidir.
bazen insanın en verimli olduğu zamanlar bu işsizlik zamanları olabiliyor. hem işsiz hem mutlu olabilirse birisi, şayet bunu başarabilirse, çok beklenmedik şeyler çıkabilir ortaya. illa pembe bir yumurtanın çıkması gerekmez. lafın gelişi o hacı. işsiz olmak kolay da bunu yaparken mutlu kalabilmeyi başarabilmek zor. illa paraya indirgememek gerekir. bazen, neden iş aramadığınızı yüzünüze vurmayan bir çift ebeveyn -doğada eşine az rastlanır bunlara- işsiz gencimizin endorfin dişlilerine yapışmaz bir motor yağı işlevi görebilir. veyahut über* bir zekaya sahip olmanız sizi neden işsiz olduğunuz hususunda düşünmekten alıkoyarak, izlediğiniz çizgi filimde yardımcı jön olan köpeğin komik aksanına odaklayıp salakça sırıtmanızı sağlayabilir. bunlar işsizliği güzel kılar. bir müddet.
son zamanlarda girilen entrylerden ortaya çıkacağı üzere sözlük yazarları arasında yaygın bir durum. aslına bakarsanız sözlük yazarları bir araya gelip lobi falan kursa, yani yardımlaşma derneği gibi, kimse işsiz kalmazdı. inanın bana çok ciddiyim.
birlikten kuvvet doğar diye boşuna söylememiş atalar...
hayatın en rezil ve zor dönemlerinden biri şüphesiz. bitmiyor ne illet bir şeyse. deprem gibi, enkaza çeviriyor hayatı. canınız dişlerinizin arasına geliyor da çıkmıyor. çare gördüğünüz kapılar ısrarla kapandıkça varolan olumlu duygu ve düşüncelerden de uzaklaşıyorsunuz. sayfalarca yazsam da eksik kalacak kadar berbat bir şey işsizlik.