iş görüşmesi

entry229 galeri6
    51.
  1. -merhabalar.
    -merhaba.
    -nasılsınız?
    -sağolun. siz?
    -teşekkür ederim.
    -bize başvuruda bulunmuşsunuz. hangi pozisyonu düşünüyorsunuz şirketimizde?
    -satış danışmanlığına başvurmuştum.
    -peki... okuyor musunuz?
    -evet. x üniversitesi y bölümünde.
    -hımm... geleceğe dair planlarınızda neler var?
    -kendi mesleğimde çalışmak istiyorum. sanat yönetmeniği veya görüntü yonetmenliğini düşünüyorum.
    -ne iş yapar peki bunlar?
    -nasıl?
    -ne iş yaparlar bana anlatır mısınız?
    -tabii....*
    4 ...
  2. 52.
  3. Firma seni işe almadan test sürüşüne cıkmak ister. Sen de kendini pazarlamaya çalışıyorsun sonuçda. Görüşmeye giden kişi dağa gergindir cünkü olaya bu iş bana çok lazım ve ona uygun olduğu için başvurmuşdur, gerginliği o yüzdendir. Ama işveren gözü ile bakmak lazım, para onlardan cıkacak, ortada yapılması gereken iş var, yanlış adamı almak sonra cıkartmak tekrar aramak büyük külfet, görüşmeye giden bu gözle bakabilmeli. Kesinlikle nasıl davranacağınız ne söyliyeceğiniz çalışılmalı. Firma hakkında bilgi edinilmeli. Hazırlanmış onları şaşırtacak cevabınıza zemin hazırlanmalı ve söylenmeli.
    Mesela
    - Bizi neden tercih ettiniz veya sizin ile çalışmak bize ne katıcak veya neden biz ?

    + Firmanız 1912 yılında kurulduğu zaman ki başkanınız Enver X bey ın sözundeki gibi.....

    Kesinlikle doğrularınızı oynadığınız tek kişilik tiyatro oyunu gibi olmalı.
    1 ...
  4. 53.
  5. en fenası dönüş beklemektir. acaba oldu mu olmadı mı duygusu kemirir içinizi. ne zaman ararlar ki acaba? diye sorarsınız içinizden kendinize. ne zamana kadar umut bağlasam diye düşünürsünüz. bi telefon edip sorsam mı diye eliniz telefona gider durur ama vazgeçersiniz.

    garip bir duygudur. çıkmadık candan ümit kesilmez ya..
    0 ...
  6. 54.
  7. heyecandan ellerin ve sesin titremesi ile beklenen andır. daha önce çok bulunmadığınız, tanıdığınızın olmadığı bir şehirde gerçekleşecekse daha gerilimli olacak olandır.
    gidilecek yer sora sora bulunur.daha işi almadan '' bu şehirde yaşayacağım '' diyerek. görüşmeye girilen ilk an gergin, çıktığınız an bir o kadar rahattır. şimdi geriye sonucu beklemek kalmıştır. *
    2 ...
  8. 55.
  9. kendi işinizi kurup hep masanın terleyen tarafında değilde terlemeyen tarafında oturmanın verdiği hazı yaşadığında tadından yenmeyecek olay.
    1 ...
  10. 56.
  11. birgün, birilerini işi alacak pozisyonda olursam, bana yapılmasından hoşlanmadığım şeyleri, onlara yapmayacağım görüşmedir.
    2 ...
  12. 57.
  13. yarın yapacağım görüşmedir ve eminim ki yine işi kabul etmemek için binbir türlü bahaneyi ard arda sıralayacağım görüşme olacaktır. * * *
    0 ...
  14. 58.
  15. en sevdigim şeydir şu hayatta. hatta bir ara rutine baglayıp acaba iş görüşmesi meslegim mi olsa diye düşünmeye bile başlamıştım hatta ve hatta yok ben işe başlamim birkaç görüşme daha yapim, yaptıkça egolarımı tatmin edim, o karşımda kocaman güçlü duran adamları yarım saat içinde kediye çevirim, kedi olduklarında da zevkten dört köşe olup yaaaa naber dumur oldun dimiii diyeyim diye düşündüm.

    egolarınızı tatmin etmek için birebir bir yöntemdir.
    1 ...
  16. 59.
  17. bu olayi en dogru sekilde gerceklestirmek icin paralar bayilmaya gerek yoktur,kurslar murslar falan.dusunmek yeterlidir.
    4 ...
  18. 60.
  19. çok .boktandır. gelsinler evimizde görüşsünler görsünler vs. nıye öyle sıkıcı konuşmalar, numaralar. sallamalar. gerzek yerıne koymalar bırbırını...dünyanın en sıkıcı 4. şeyi. bazen komik olaylar da döner tabii. adamla kanka olup çıkarsın işe alınmazsın ama arkadaş olursun vs. yahut geyiğe vurup eğlenirsin. işte bu güzel.
    0 ...
  20. 61.
  21. para kazanmak için başkasının emrinin altına girmeden yapılan pazarlıktır.
    0 ...
  22. 62.
  23. Bitmek tükenmek bilmez iş görüşme tarzları ya bankalar sabahın köründe arar görüşme yaparlar yada özel sektörteki firmalar telefonda ingilizce mülakat ki bu son dediğim oldukça ilginç(*)anlam veremedim görüşme tekniklerine.
    0 ...
  24. 63.
  25. kendinizi bir şekilde pazarlamak zorunda olduğunuz görüşmedir.

    her an absürt sorulara muhatap olabilirsiniz.

    - lütfen söyler misiniz biz sizi neden işe alalım ?

    + [işsizim kardeşim işsizzzzz ...] hımmm işine sadık uyumlu bir insanımdır. sorumluluk almayı da severim.

    - pekkii , sıradaki soruya geçiyorum ...
    3 ...
  26. 64.
  27. karşınızda orospu çocuğu biri vardır işsizsiniz,ihtiyaç sahibisiniz diye sizi aşağılamak için her fırsatı değerlendirir. iş görüşmesi dediğin böyle birşey bilmeyenler öğrensin.
    1 ...
  28. 65.
  29. jeff murdock gibi bir karakter için bambaşka semboller ifade eder.

    0 ...
  30. 66.
  31. 67.
  32. bugün sinir harbi ve hayal kırıklığı ile sonuçlanan görüşmelerden birisi yaşanmıştır. ilk görüşme yapılmıştır gayet başarılı geçmiştir. aranılan özelliklerimize uyuyorsunuz denmiş fakat yine de 15 gün süre verilmiştir hemen akabinde ikinci görüşme için ararsak maaş ve işleyiş hakkında görüşmek için ararız denmiş ilk görüşmeye son verilmiştir. aradan tam 1 hafta geçmiştir ve yine aranılmış olmamın verdiği sevinçle dostu düşmanı arayıp oldu bu iş diye haber vermememin salak bir sonuca varacağını bilmeden sevincimi paylaşarak bugün yine lanet olası kuruma gidilmiştir. bu kez genel müdür sıfatındaki kişiyle görüşülecektir. dedim herhalde maaşı filan kendisi anlatacak. neyse ilk önce burcum ve özellikleri sorulmuştur.(ne alaka amk yerinde bu soru) sonrasında bir yanlışlık oldu cv de işletme yazdığını görünce muhasebe departmanı için aradım ben sizi denmiştir. ilk görüşme özet halinde anlatıldıktan hemen sonra birkaç hakaret ve sinir boşalması sonucunda görüşmeye son verilmiştir.
    ulan manyak mısınız?cv de her bir bok yazarken orada koskoca dış ticaret departmanı ve yönetici kadro yazarken ben işletme yazısını görünce muhasebe sandım ondan çağırdım denir mi insana?
    böyle kurum ve kuruluşlara işe girelim diye uğraşıyoruz yazık biz işsizlere. allah topunuzu bildiği gibi yapsın!
    5 ...
  33. 68.
  34. masada muhakkak küçük bir pet şişe su olan görüşmedir. başka da bi şey hatırlamıyorum. su kesin ama, orası çok net.
    1 ...
  35. 69.
  36. 2 ayda yaklaşık 15 tanesine girdikten sonra beynimi eriten, çürüten ve beni adeta bir walkera dönüştüren görüşmelerdir. "iiiişş" diye ortalıkta gezer oldum ona amenna da, son 4-5 yılda yaptığım en büyük salaklıklardan birine sebep oldular ona üzülüyorum.

    dediğim gibi tam 2 aydır iş arayan yeni mezun, bir inşaat mühendisiyim. bugünkü ile beraber toplamda 15 tane iş görüşmesine girdim. artık umudumu kesmiştim, askere gideyim bari diye düşünürken bir buçuk ay önce başvurduğum bir yer aradı. gittik görüştük. toplamda 10 dakika süren bir görüşmeden sonra "tamam aralıkta başlayabilirsiniz" dedi bana şirketin sahibi. şok olmuştum. biz size dönerizler, şu siteye girin şu testi yapınlar, biz sizi arayacağızlardan hiç biri olmadan direkt işe girmiştim. bu arada iş vermeye niyeti olan adamla niyeti olmayan adam diye iki sınıf iş veren varmış bunu da öğrendim. cumartesi pazar tatil -ki inşaat mühendislerinin %90 böyle bir şeyi hayal bile edemez", araba, öğleden sonra 16:30 da biten bir mesai... cennet cennet.

    güle oynaya eve döndüm. haber bekleyenlere haber verdim derken, okuldan çok sevdiğim bende çok emeği olan bir hocam aradı ve "mellon sana iş buldum oğlum pazartesi başlıyosun" dedi. nasıl yani? 2 aydır evde göt büyüten, 5 kilo alan bana aynı gün iki ayrı iş yerinde işe başlamam için fırsatlar sunulmuştu. vay amk dedim bir daha içimden.

    bugün de işte bu ikinci firmaya gittim. aklımda her şeyi çok güzel kurdum. tecrübe var ya güya 14 tane iş görüşmesinden. yine 10 dakika falan süren bir mülakattan sonra bir "tamam haftaya gel başla" daha vardı elimde. ve o kritik soruya sıra geldi "ne kadar maaş beklentiniz var bizden?" en çok bu soruya hazırlıklıydım güya. pat diye söyleyecektim aklımdaki miktarı. miktar dediğim de yeni mezun adama ne verilmesi gerekirse onu istiyorum. atla deve değil yani. bir anda ağzımdan isteksizce, kontrolsüz olarak "bir maaş beklentim yok" çıktı. içimden "lan ne dedin lan mal. gerizekalı" diye kendime söverken şirket sahibi "böyle düşünmeniz çok güzel, zaman içinde mutlaka maaşınızda artış olacaktır." dedi ve çıktı gitti. arkasına bile bakmadı. masada göt gibi kaldım. ne kadar maaş alacağımı bilmeden işe kabul edilmiştim.

    artık elimde hangisini reddedeceğimi bilmediğim 2 adet "pazartesi gel başla" teklifi ile bekliyorum. nasıl bir karar vereceğimi bilmiyorum ama yaptığım bu mallığı uzun süre unutmayacağım. umarım orta vadedeki bir gelecekti mallık kotamı doldurmuşumdur. kendimi düşürdüğüm pozisyona bak arkadaş.

    ışık yılı sonra gelen edit: ikinci teklifi kabul edip 7 ay çalıştım. ilk tekliften de 300 tl daha fazla bir maaşım oldu. haftasonu tatilim de vardı. 2 gün hem de. ama ofis ortamıydı. ofis insanından, entrika çevirme çabalarından, yeni geleni ezme hallerinden, ayak kaydırma operasyonlarından, arkadan konuşmalarından kısaca ofise dair ne varsa nefret ettim. harita mühendisi olduğundan inşaat mühendislerinden haz etmeyen bir şefin altında çalışmak zulüm geldi açıkçası. haziran gibi işi bıraktım. bir hafta içinde umman'da saha işi buldum. şu an da halen umman'da saha mühendisiyim.
    5 ...
  37. 70.
  38. tüm bilgi ve birikimin 15 dakikalık bir anlatıma dökülmesidir.
    0 ...
  39. 71.
  40. saçmalıktır.

    en kötü huyunuz nedir? (kim yoğurdum ekşi der)(beni tanımayı denemelisin bebeğim sonrasında kararı sen ver)
    şirketimizde işe alındığınızı düşünün, x kişiyi görürseniz utanır mısınız? (x kişinin götü açıkta mı dolaşıyor merak etmedim değil)
    ihtisasınız elektronik ancak su tesisatında kaçak olursa ne yaparsınız? (anasını bile mikerim, ne iş olsa yaparım. yalarım yutarım oh ye)

    tarzında eblehçe soruların havalarda uçuştuğu görüşmelerdir. enteresandır, oldukça komik ancak bir o kadar can sıkıcıdır.
    3 ...
  41. 72.
  42. çok gergin ve stresli bir durumdur. hele bir de hiç iş tecrübeniz yoksa karşı taraftan olumsuz yanıt gelme olasılığı yüksektir. bu görüşmelerde jest ve mimikler abartıya kaçmadan kullanılmalı, samimi olunmalı ve kesin ve net ifadelerle konuşulmalıdır.
    0 ...
  43. 73.
  44. yapacağınız görüşme eğerki bir toplu iş görüşmesi ise kapısında beklerken diğerlerine " siz nerden mezunsunuz " deyip alınan cevapla moral olarak sıfıra düşebılır. "amanın şapı yuttuk içeri girerken çelmemı taksam buna nööörsem bu varken bunlar benı buraya çaycı yapmazlar " dıye dusunerek depresıf havaya sokar adamı. Kımseye soru sormamak ve kımsenın sorusuna yanıt vermeyerek gızem yaratmak lazımdır.
    1 ...
  45. 74.
  46. şık bir takım elbise, hoş bir parfüm kokusu ve hafif naneli bir sakız.. iş görüşmesine giderken üzerinizde olması gereken üç olmazsa olmaz ile birlikte evden çıktım. mesleğimle hiçbir alakası olmamasına rağmen bir firmanın rusyadaki yan sanayileri için "yurtdışı tedarikçi geliştirme mühendisi" başlığıyla verdiği afilli bir ilanın cazibesine kapılmış izmir'in güzel bir ilçesine doğru yola koyulmuştum.

    her iş görüşmesi yolculuğunda olduğu gibi gene hayaller alemine dalışa geçtim. şirketteki ilk günümde ayda 5000 lira maaşa ilaveten bana lüks bir araba tahsis ediliyordu. lüks arabamla beraber havaalanına gidiyor, moskova uçağını beklerken espressomu yudumluyordum. yolculuk kısa ama zevkli geçiyordu. ilk gün moskova'daki fabrikada işlerimi bitiriyor, blackberry'den merkeze rapor mailimi atıyor ve moskova akşamlarına kendimi bırakıyordum. türkiye'nin doğal güzellikleri hakkında güzel rus kızlarına şirket profiline uygun sunumumu yaptıktan sonra 5 yıldızlı otelime dönüyor ve sıcak bir duşa giriyordum. hayat çok güzeldi.

    birden keskin bir kolonya kokusu geldi. şerefsiz muavin beni güzel düşlerimden 1 milyonluk bir kolonya şişesiyle uzaklaştırmayı başarmıştı. kolonyamı yüzüme gözüme sürüp muavine teşekkür ettikten sonra arkasından "soluğunu skiim" diye mırıldandım. çok hızlı bir şekilde arkasını döndü. üzerimde takım elbise, sinek kaydı traş, bebek bir yüz ve oturur vaziyette olmam zaten günde 16 saat yolculuk yapmaktan dolayı siniri tepesinde, "yokmu beni s.ken" diyen birini arayan muavine karşı şansımı sıfıra indiriyordu. resmen "yokmu beni s.ken" diye mırıldanmıştım muavine. şoförle birlikte beni evire çevire dövecek, abi bokunuzu yiyeyim dememe zerre kadar aldırmayacak ve in lan aşağı diyerek beni orta kapıdan geldiğim yere, çöplüğe degajlayacaklardı. iş görüşmesi yalan olacaktı. bütün geleceğim ve istikbalim tehlike altında olduğundan ayağa kalktım ve yumruğumu sıkıp kendimi ilk vuruşa odakladım. muavini ilk vuruşta indirdikten sonra ne olacağı hakkında hiçbir fikrim yoktu ama geleceğim için bir şeyler yapmak zorundaydım. ben yumruk beklerken "su mu istedin birader" diye sordu sert bir şekilde. birden ayakta olduğumu farkettim. hemen toparlamam gerekiyordu çünkü yumruğumun sıkılı olduğunu farkederse muavinle geri dönüşü olmayan bir yola girebilirdik. "yok canım abim ben alırım" dedim ve orta kapıya doğru yürümeye başladım.

    otobüsten inip fabrikaya doğru yürürken götümden akan soğuk terler hala kurumamıştı. aynı boş boğazlığı ik sorumlusu bayan'ın karşısında yapmamak için kendime söz verip yoluma devam ettim.

    yaklaşık yarım saattir skindirik bir odada şerefsiz ik görevlisinin gelmesini bekliyordum. yerdeki karo taşlarını saymayı bitirmiş, 3 kere burnumda birşey var mı diye kontrol çekmiş, kalıplaşmış ingilizce cümleleri 2'şer kere tekrar etmiş, araya ik'cı bayan hakkında bir fantazi bile sıkıştırmıştım. yapacak birşey kalmamıştı. burnumu 4. kez kontrol etmeye hazırlanıyordum ki içeri girdi. zamanlamasını takdir ettim. işte başlıyordu. ne olursa olsun bu işi alacaktım.

    lk başta herşey çok güzeldi. bana şu ana kadar hiçbir hatunun sormadığı o şukela soruyu sormuş beni benden almıştı. "sizi biraz tanımak isterim, bana kendinizden bahsedebilirmisiniz?" sazı elime almıştım, anlattıkça coşuyor, kendime öve öve bitiremiyordum. bilgisayardan giriyor, ingilizceden çıkıyor, bitirdiğim projeleri şirketleri iflastan kurtarmışım edasıyla anlatıyordum. erasmusla amsterdam'a gitme durumumu ve bu tecrübenin bana ve kariyerime yaptığı olumlu etkileri sıralamaya hazırlanırken birden araya girerek "would you please tell us about your erasmus experience and the values that you add your career with it" diyerekten soruyu koydu, arkasına yaslandı, rahatça gerindi ve sırıtarak dinlemeye hazırlandı. bi orgazm sigarası yakmadığı kalmıştı. kırmızı ışığı görüp son hızla gitmekteyken frene basmış acılı bir ferrari gibi hızım kesilmiş, resmen sarsılmıştım!

    anama küfretmiş gibi baktım suratına ilk bir iki saniye. sonraki saniyelerde ne dicem lan ben bu karıya diyerek iyice odaklandım suratına. resmen uzunca sayılabilecek bir süredir, buzağı gibi karının suratına bakıyordum. ik'cı bayanın ilk baştaki sırıtışı yerini tedirginliğe bırakmıştı. ben ise birden rusya yolculuğunu hatırlayıp mutlaka birşeyler anlatmam gerektiği farkettim. uykudan uyanmışçasına irkilerek "i am 25 years old" diyerekten konuşmaya başladım. sonradan kendime defalarca yaratıcı bir biçimde küfretmeme sebep olan bu aptal giriş cümlesinden sonra tahmin edersinizki saçmalamaktan öte bir şey yapamadım. yaş konusunu erasmusun bana kattığı tecrübelere nasıl bağladığımı hala hatırlayamıyorum. hatırlayabildiğim tek şey ik'cı bayanın bana ezilecek bir böcek gibi, iğrenerek bakıyor olduğu gerçeği idi. resmen tiksindirmiştim kendimden. tamamen s.çmıştım. toparlamak için artık çok geçti, ne yaparsam yapayım hatun tarafından ingilizce zıçan adam olarak hatırlanacaktım. rus kızlar, lüks otomobiller ve espressolar hayal olmuştu. birden ingilizcenin değil rusçanın daha önemli olduğu bir şimşek gibi beynimde çaktı. ama kahretsin ki rusça da bilmiyordum. ama önemli değildi ve hemen bu hafta içinde rusça kursuna başlayacağım hakkında bir yalan uyduruverdim. bu zekice hamle meyvesini vermiş görünüyordu, zira bana tiksinerek bakmakta olan ik'cı hatun etkinlendiğini belli eder şekilde "hmm evet iyimiş" dedi. güvenim kendime gelmişti. ortalığı kasup kavurmaya hazır bir tarkan olarak lavların arasında tekrardan doğmuştum. tam kılıcımı elime almış "atıl kurt" diyordum ki o kahreden ikinci soru geldi: "bu işle alakalı bir tecrübeniz olmadığı halde kendinizi bu işe uygun görme nedeniniz nedir? neden sizi seçelim?"

    aslında haklıydı. rus kızlarla bi tecrübem yoktu, hayatımda hiç lüks bir arabaya binmediğim gibi uçağa da en fazla 4 kez binmiştim. terlemeye başlamıştım, düşünemiyor konuşamıyordum. son 15 yılda hızla gelişen insan kaynakları politikalarının gelmişine geçmişine sövüyordum içimden. doğru işe doğru insan politikasını bırakıyor, performansa dayalı ücret yönetimini alıyordum altıma.

    o dakikadan sonra iş görüşmesinin nasıl devam ettiği konusunda hala bir fikrim yok. en son ik görevlisine ileride "yurtdışı tedarikçileri geliştirme ve yaşatma derneği" kurmayı planladığım gibi bir cümle kurduğumu hatırlıyorum.

    fabrikadan sarhoş gibi çıktım. başım önde, sağıma soluma bakmadan otoyola kadar yürüdüm. dönüş yolunda da aynı puşt muavine denk geleceğim korkusuyla otostop çekmeye karar verdim. lüks bir araba geliyordu, baş parmağımı hareketlendirip otostop çektim. durmadı pezevenk, yolda birikmiş suları da üzerime sıçratarak tam gaz bastı gitti. 100 metre ileride havaalanı yoluna saptığını gördüm.
    4 ...
  47. 75.
© 2026 uludağ sözlük