insanları 700 tl maaşla geçinmek zorun da bırakan bozuk sistemin yarattıgı çarpılıkların giderek derinleştigi" zaten az da olsa beyin göçüne sebep olan durum" işsizlik yüzlerce üniversite mezunu gençleri akıl almaz işlere sürükleyen devletin ekonomi ve iş planlama programı sorunu.
"iş görüşmesine giderken mutlaka mini etek giy!" diyen insanların çevrende olduğu, mutlaka dişiliğini kullanman gerektiği salık verilen, ha keza baktığın zaman da adamın seni sadece dış görünüşünle değerlendirdiği bir sürece maruz kaldığın; kişisel birikimlerinin pek de rerörö olmadığı arayışlardır.. ararsın da bulamazsın.. böyle de illettir.. 4 yıllık hatta hazırlğıyla beraber 5 yıllık üniversite hayatını siktiredip cafelerde, barlarda çalışmaya bile razı olursun.. öyle illet bir şeydir.. ayrıca aileye rest çekip ya da artık onlara yük olmak istemediğinde, kendi ayaklarının üzerinde durmak istediğinde giriştiğin arayıştır bu..
çoğu zaman bulamamakla sonuçlansa da, mutlu son gelcekmiş gibi olan zamanlar da olmuyor değil hani. örneğin bundan bir ay kadar önce hatırı sayılır bir firmadan görüşmeye çağırıldım. adamlarla görüştük ettik falan biz sizi ararız dediler. başını ararsınız dedim ben de tabi kendi kendime. arkadaş, adamlar beklediler, beklediler, beklediler, benim ayağımı 3 yerinden kırdığım, bağlarımı yırttığım günün sabahı, evde kıçıma kadar alçıda yatarken aradılar gelin başlayın diye.
Eğer vasıflı bir eleman iseniz ruh çağırmak kadar zor olan eylemdir. Yapan kişiye allah sabır versindir.
Uzmanlık alanınız doğrultusunda tüm gazete ilanları, internet ilanları, tanıdıklar ve tanıdıkların çevreleri incelenmeye başlanır. ilk iş haberi gelir çatar. görüşmeye gidersiniz, aradıkları tam olarak sizsinizdir. Tam uzmanlık alanınıza göre bir iştir. Kendinizi şirkete ispat etme çabasına başlarsınız. Sınavlardan mülakatlardan geçersiniz. Son aday kaldığınızda insan kaynaklarından bir kişi gelir, işe kabul edildiğinizi, günde 12 saat mesai olduğunu, iş uzarsa sabahlayabileceğinizi ama mesai ücreti ve ertesi gün izin alamayacağınızı, askeri ücretle çalışıp yol ve yemek gibi ekstralardan da yoksun olduğunuzu söyler. Tabi bunu söylerken anlatım tarzı öyledir ki, bunların hiçbir önemi yoktur, önemli olan ekip çalışması ve bir aile gibi çalışabilmektir falan filan. Konu üzerine eğitiminize harcadığınız yıllar ve paralar gelir gözünüzün önüne, çıkar gidersiniz.
Yeni bir gün yeni başvuruların zamanıdır. Sektörünüzün yavaş yavaş köleliğe yakın bir çalışma sistemine girmeye başlamasını fark ettikçe farklı sektörlerde de yapabileceğiniz işleri kovalamaya başlarsınız. Daha önce sadece adını duyduğunuz bir network marketing firmasından iş görüşmesine çağrılırsınız. "hayırlısı" der ve yola koyulursunuz. Büyük bir otelde yapılan toplantıya katılırken, firmanın yaptığı harcamalar bir an gözünüzü boyar. cv'nizde bulunan o kadar uzmanlık bilgisi ve sertifikaya rağmen vasıfsız elemanlarla aynı kategoride olmanız bir ufak canınızı sıkar ama yine toplantıya girersiniz, "ne kaybederim" düşüncesiyle.
içeriye bir girersiniz ki yüksek müzik eşliğinde bir sürü tip "heyoooo ne kadar mutluyuz" pozunda hoplayıp zıplamaktadır. Bir kenara oturup durum değerlendirmesi yaparken toplantı başlar. Ürün tanıtılır, sıra sıra çıkan firma çalışanları "nasıl kendi işimin sahibi oldum" başlıklı konuşmalarında nasıl hiç çalışmadan parayı götürdüklerini, zengin olduklarını anlatarak beyninize girmeye çalışırlar. örnek şu şekildedir : "Merhaba adım Oktay, 32 yaşındayım. iki sene önce herbielife ile tanıştım. son bir yıldır herbielife ürünlerini hem kullanıyorum hem de günde 3 saat satışını yapıyorum. aylık kazancım 8000 dolar." iş hakkında hiçbir şey bahsetmeden iki saati bu şekilde geçirirler ve "siz de zengin olmak istiyorsanız hemen eğitime katılın" derler. Eğitim 10 dakika sonra aynı salondadır, eğitim ücreti 40-50 lira civarındadır. çalışma sistemi ise saadet zinciri politikası gütmektedir. Bir kez daha eve eliniz boş dönersiniz.
iş ilanlarına geri gömüldüğünüz sırada ülkenin ne kadar vahim durumda olduğunu fark edersiniz. iş veren firma iliğinize kadar her şeyinizi istemekte ama karşılığında hiçbir şey vermemeye çalışmaktadır. Küçük firmalar bunu "bizim aradığımız eleman bu!" pozunda yaparken, büyük firmalar "biz bir aileyiz" pozunda yapmaktadır. Moraliniz bozulur, hayattan soğursunuz. Anlık psikilojinize göre uygun gördüğünüz bir firmada çalışmaya başlar, tüm hayallerinizden bir süre vazgeçersiniz. Bu durumun üzerinizdeki etkisi geçmeye başladığında yeni bir iş arama süreci başlamaktadır.
üniversite öğrencisi iseniz 3 veya 4. sınıfta bir yerlerle kontağa geçilmesi gereken süreç veya çeşitli etkinliklere katılıp kendinizi gösterip karşı tarafa kanıtladıktan sonra size gel abi bizimle çalış demelerini de bekleyebilirsiniz.
bunların güzel bir örneği ise ikinci ayağı 26 - 27 şubat tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan garanti talent camp
son başvuru tarihi ise 23 ocakmış. http://garantilikariyer.g...lanlar_off.aspx?ilangrp=1
kendinizi hiç bir boka yaramayan insan zannedersiniz ta ki bir iş buluncaya kadar. ilk başlarda sabah 8 de kalkılır bakınılır bakınılır bulamadığın zaman artık 10 a 11 e uzar kalkma saati. Hala bulunamadıysa bu sefer akşamdan sabahlamalar başlar ve bu sabahlamalar öğlen 2 de 3 de kalkmalara döner. artık aileninde hoşuna gitmez ve babanın iğnelemeri başlar. bir süre sonra annende iğnelemeye başlar. cebinizde para yoktur dışarı çıkamazsınız ve evde pinekliyip kötü ter kokunuzla bilgisayar başında tv başında günü bitirmeye çalışırsınız. gece yatarken bile banyo yapmak istemezsiniz. kendinize olan güveni kaybedersiniz bir süre sonra. aileden ve bilhassa babadan para istemek ızdırap hale gelmiştir. anneye sokulursunuz para için ama babada anneyi tembihlemiştir ona iş bulana kadar para yok diye. bir de sigara içiyorsanız bir taraflarınızı yandan tutmuşsunuz demektir. bir yerlere yan bastınız demektir. iş arama bir süre sonra çok lüks hale gelir, çünkü yol masrafına ayıracak para bulamamışsınızdır. Tabana kuvvet dersiniz gidersiniz gidersiniz gidersiniz ta ki iş buluncaya kadar. yolunuz açık olsundur ve allah kimseyi işsiz bırakmasın dersiniz.
size telefonda ne is yapacaginizi belirtmeyip ayagina kadar cagiran, gittiginizde de sacma sapan adamlari karsiniza dikip mulakat adi altinda sinir katsayinizi olcen surec.
sürecin uzaması durumunda kişiyi psikolojik olarak birçok yönden yıpratan eylem. bi yerden sonra kendini başarısız, salak hissteme duygusu aslında herşeye yol açan. bide devamlı bi sebep bulmakla uğraşıyor insan mülakatlar başarısız oldukça. sonra zaten kopuyosun bir noktadan sonra, alakalı alakasız her işe başvuruyosun.
çağırılan görüşmede "biz ofis olarak bazı akşamlar dışarı çıkar ve içki içeriz, bu durum seni bozar mı"? şeklinde abuk bir soruyla karşılaşılabilen süreç. Sanki müftülük pozisyonu için mülakat yapılıyor.
askerden yeni geldim dinleniyorum mantığı ile benim gibi bir süre idare edebilir, bir anlamda topu taca atabilirsiniz.
tabi bu süre içinde "hoşgeldin anthrax, işe ne zaman başlıyorsun?" gibi sorular da can sıkıcı olabilir.