avrupa' nın kuzey batısında yer alan ülke. oldukça ilginç özellikleri var.
soyadı kullanımı bunlardan biridir. erkek ve kadın soyadları farklıdır. dottir kızlar için kullanılır. galiba ingilizcede kullanılan daughter buna eşdeğerdir. bir kadının soyadı mesela johanne olsun. dottir bunun sonuna eklenir ve johennesdottir olur. eğer erkek kullanıyorsa johannessen olur. buradaki ek ise ingilizcedeki ''son'' ile aynıdır. bu ekler seslere göre değişiklik gösterebiliyor. son bazen sen olabiliyor. bu durum izlanda'da karışıklığa yol açmayabilir ama başka bir ülkeye yanında küçük kızıyla giden bir baba check in sırasında sorun yaşıyormuş. bu kız kim diye soruyorlarmış.
nufüsu 400.000'e yakındır. oldukça az bir nüfus.
dünya çapında bilinen futbolcu eidur gudjohnsen izlandalıdır. babası da futbolcu olan gudjohnsen ülkesinin milli takımı için oynarken bir maçta babasının yerine oyuna girmiştir. teknik direktör yüzünden beraber oynama fırsatını kaçırmıştır.
380 bin nüfuslu ülke bu yıl frankfurt kitap fuarının onur konuğu.bu küçücük nüfuslu ülkede yılda 3.5 milyon kitap satılıyormuş.
avrupanın en çok okuyan ülkeleri arasında. çok okumalarının nedenlerinden biride insanların kendilerini yalnız hissetmeleri imiş.
düzenleyecekleri yeni anayasayı facebook twitter gibi sosyal ağlarda halka açarak tartışılmasını sağlayıp, bu tartışmalardan sonra anayasayı hazırlayacak ülke. E tabi bu durumdan kendimize pay çıkaracak olursak; ülkemizde anayasanın içeriğinden haberi olmayan o kardar çok kişi varken, kulaktan dolma bilgilerle bir kaç madde üzerinde tartışma yapılırken izlanda'daki bu tarz bir girişim aşmışlık ve şeffaflık göstergesidir.
bağımsızlığını 17 Haziran 1944'te Danimarka'dan elde eden kuzey avrupa'da ada ülkesidir.
bağımsızlığını ilk abd tanımıştır. kayın ağaçlarının oluşturduğu ormanların zamanla yok olması ülkede yaban hayatını bitirmiştir.
çıkartılan tek maden alüminyumdur.
yazın güneşin batmadığı, kışın güneşin hemen hemen hiç doğmadığı ülke. bir refah devleti olabilir ama izlanda'da yaşayanlar pek mutlu, keyifli insanlar değil. uzun kış ayları son derece depresif. genç nüfus, ülkeyi terkediyor, özellike danimarka ve avrupa'ya göç ediyorlar. türkiye'de şehirlerde yaşayanlar nasıl ki bodrum, marmaris, antalya gibi sahil bölgelerine gidiyorlar, onlar da kışı izlanda'dan başka bir ülkede geçirip, yazın tatil için ülkelerine dönüyorlar. hiç bir madeni olmayan bir ülke ama yetişen tek bitki olan ot ile koyun, inek, at gibi hayvanlar yetiştiriyorlar, üstelik ülkeden çıkan atları ülkeye tekrar almadıkları için dünyadaki tek safkan at ırkının izlanda'da olduğu söylenir. izlanda yününden yapılan kazak, mont, atkı ve eldivenler çok ünlüdür. son derece beyaz tenliler, birisi ile konuşurken yüzündeki kılcal damarları sayabilirsiniz. sürü psikolojisine uygun hareket ediyorlar. biri hepsi, hepsi biri için, o derece. son olarak "viking" gibi, kullanabilecekleri, pazarlayabilecekleri tek bir tarihi mirasları var ve tüm dünyaya bunu duyurabilmişler. yüzlerce medeniyeti barındıran bir ülke olarak türkiye'nin haritadaki yerini bilmemeleri ise onların suçu değil...
galiba buraya giden pek turk olmamis, buradakiler kebapcilik, pizzacilik gibi islerde calisiyorlar ve yaslari biraz fazla, genc kimseyle tanismadim, buradaki tek genc ve ogrenci turk benim saniyorum, kisa bir calisma kampina geldim.
tereddutunuz ve imkaniniz varsa kesinlikle gelin buraya. kesinlikle soguk degil dusundugunuz kadar, istanbul kisiyla ayni diyebilirim, sadece kar yagisi fazla, yazlari serin diye duydum su an 2 derece civari. merkez bolgesi, reykjavik icin konusuyorum hava konusunda cekinmeyin ancak ruzgari kotu, ruzgar gecirmeyen giysi istiyor. izmirli biri olarak cok usumedim.
merkezde gece hayati acayip renkli. bir suru eglenecek bar, kopkop, ser yuvasi var ancak bir bardak bira asagi yukari 10 lira civari. burasi cok pahali bir ulke, yemegi bedava verdikleri icin rahatim yoksa ozellikle yiyecek ithal edildigi icin pahali. kiyafet vs dusunmeyin bile, boktan bi kolyenin 40 lira oldugunu gordum.
gece hayati diyordum, sehir kucuk oldugu icin yurumesi cok kolay ve ulasim problemi merkezde oturuyorsaniz yok gibi, sokaklar gecenin 4 unde acayip kalabalik, isin garibi ayni kalabalik gunduz yok.
kis aylarinin geleneksel yemegi curumus kopek baligini yemedim, kokusu yetti, ustelik cok pahali, cok kucuk 5 kubu 5 lira, ben degil arkadas aldi.
bir konserde bulundum onlarin meshur bir sarkicisiymis, kadinin sesi hayatimda duydugum en guzel seslerdendi.
muzeleri pek begenmedim zira bu tarz postmodern sanata alisik degilim, ancak saga muzesini cok merak ediyorum, cuma gunku festivalde gitmedigim icin kendime acayip kizginim, normalde 30 lira cunku. diger tum muzeler carsambalari bedava.
yuzme havuzlari, ozellikle acik havada ve jakuzi seklinde olanlar muthis keyifli ve izlandalilarin sosyallesme yerlerinden. ustelik biraz klorlu ama dogal sulari var jakuzilerin, evde bile sicak suyu actiginda termal kaynak suyu geliyor, ancak cok kotu bir kokusu var sulfur nedeniyle.
insanlar inanilmaz acik goruslu, bir oyun sebebiyle sokaktan gecen bi kizi opuyolar ve bunu kameraya cekiyolardi, gozlerime inanamayarak basarili olduklarini gordum. oyunda tacize giren bazi hareketler de vardi, yapmayin polis cagirabilirler dedigimde en fazla tokat attiklarini soylediler. 60 li yillarin filmlerinde bile ciplaklik,sevisme sahneleri son derece rahat kullanilmis ve tekrar ediyorum filmlerde, resimlerde cok degisik bir anlayislari var.
insanlar icmeyi seviyor, dozunu kacirabiliyorlar. dans ederken rahatsiz edebiliyorlar.
kizlar cok guzel ve gec yaslaniyor. sokakta porsumus kotu gorunen yasli gormedim,belki sudandir. genellikle cekik gozler hakim. tenleri beyaz ama ruslarinki kadar degil, hemen herkesin gozleri renkli, siyah sacli cok insan var, sari da var. boylari turk insaniyla ayni, kilolari balik etli. erkekleri cekici bulmadim ama cekici olani da vardi, genellikle burunlari yukari dogru ve hafif etli oluyor.
dilleri cok degisik ve fisildar gibi, bol miktarda fisildar gibi bir h kullaniyorlar, dil cok uzaktan ingilizceyle akraba, benzer kelimeler var. bildigim dillerden en cok ingilizce ve almancaya benzettim ama kaba bir dil degil.
normal seyler yiyorlar, supermarkette hemen her seyi bulmak mumkun, cikolatalarindan uzak durun zira neden bilmem felaketler.
alkol cok cok pahali, bir sise votka 80 milyon civari. meksikali kiz sagolsun hic alkolsuz kalmadim.
insanlar gercekten yardimsever ve iyi niyetli, guler yuzluler, bu kadar kuzeydeki insanlardan boyle sicaklik beklemezdim. ucakta yan yana oturdugumuz kadin beni eve kadar birakti arabasiyla. burasi guvenli bir yer ama cuzdani caldiran oldu, dikkatli olmakta yarar var.
sokak kedileri az da olsa var, dilenci hic gormedim. kediler hep tombul sanirim tombul olmayan yasayamiyor.
kutup isiklari tam anlamiyla sans meselesi, bugun bir parca gordum, bir haftada 3 kez goruluyorlar ancak tam olustuklari anda disari firlamak lazim yoksa dakika meselesi. kuzeyde olan varsa, yarin tum kuzey ulkelerinde gorulme olasiligi cok fazlaymis, internette tahminler var, gunesin aktifligine gore tahminde bulunuyorlar. sehir isiklarindan uzakta ve bulut yokken gormek daha kolay,yesil dev bir halka seklindeler,yerel halka gore hava gercekten soguk ve bulutsuzsa goruluyor ama sogukla pek bir alakasi yok bence.
bira farkli degil, gerci ben bira konusunda cok iyi degilim, ancak malt icecekleri ve siyah tuzlu sekerleri felaket. bu sekerler tum kuzey ulkelerinde varmis, yemeyin. asla.
hamburgerleri meshur ve 4-5 milyon civarinda, gayet guzel.
gozlemlerim devam edecek, editlemek uzere entrymi sonlandiriyorum.
söylenene göre iklimi yazları serin, kışları umulandan sıcak geçermiş. başkent reykjavik'te yaz sıcaklık ortalaması 10, kış ortalaması 0 derece civarlarıymış. buna da gulf stream sebep oluyormuş.
ayrıca şubatta gitmeyi planladığım yerdir, gider ve buz kesmeden dönersem gözlemlerimi yazacağım.
bu güzelim ülkeyi eyyafyallayökül'dan ibaret sananlara devlet, "üstün geri zekalılık madalyası" veriyormuş.. ha bir de bunu komik zannetmek var orası ayrı bi boyut.. e türkiye gibi bi yerde daha iyisini de beklemiyor kimse kimseden, şaşırmamak lazım.
yaşadığı ekonomik kriz nedeniyle iflas eden ve internetten satışa çıkarılan ülke. bu haldeyken bile geçtiğimiz günlerde ab ye alındılar. biz hala bekliyoruz.
sınırları dahilinde televizyon bulunmayan ülke. ben artık buna inanıyorum.
futbol takımlarının avrupa maçlarını bile atdhe vb. sitelerden izleyemezsiniz. boşnaklardan, san marinolulardan neyleri eksik anlayabilmiş değilim. ya da kendileri mi ibnelik yapıyor acaba?
ha bir de tanıştığım vatandaşları niyeyse hiç sıcakkanlı falan değillerdi, dövecek gibi hepsi. samimi değiller, soru sorduğunuzda kibarca cevaplıyorlar. onun haricinde "hacı selamün aleyküm, ben der meister, nabıyon nediyon?" dediğinizde "sana güvenemem" falan diyebiliyorlar.
belki de ben çok uyuzum ya da uyuzlara denk geldim, bilmiyorum.