her türlü araştırmanın yapıldığı, nerde kaydırıgubbak bir araştırma varsa altında bu ülke bilim adamlarının olduğu ve mahallemin ağır abisi selami nin "ulan ne memleketmiş, her şeyi buluyorlar yav" dediği, kara paranın anavatnı olan ülke.
birleşmiş milletler kurallarına göre, birleşmiş milletler ofislerinin önünde tüm üye devletlerin "dikdörtgen" şekilde bayrakları olması gerekmektedir. ama bilindiği gibi isviçre bayrağı karedir. birleşmiş milletler isviçre'yi alabilmek için kuralı değiştirir ve isviçre birliğe dahil olur. *
dünyanın en boş bilimadamlarına sahip ülke. yok şiribom sakızları diş minesine iyi geliyormuş, yok popola tuvalet kağıtları kıçınıza hassas bir şekilde dokunuyormuş gibi çükten boktan araştırmaların altında imzaları vardır.
bankacılık, saatçilik ve çikolata üretiminde uzmanlaşmış ve geçimini burdan sağlayan ülke. ayrıca üç ayrı resmi dilleri vardır ve toplama bir ülke görünümüne sahiptir.
not:4 resmi dil varmış. munihyolcusu'na teşekkürler. bu arada 4. resmi dil rumansch'tır.
bugün babamın döndüğü yer. öyle bir anlattı ki adam gidip yaşamak geldi içimden. türkler hemen belli ediyormuş kendisini. bu arada çikolataları abartıldığı kadar iyi değil, ya da bizim peder ucuzunu getirdi.*
isviçre'de yaşamak insana güven duygusu sağlar.
çocuklar okula başlayacaksa ya da okulu değişecekse, yaz tatilinde eve hangi okulda, hangi sınıfta olacağını belirten bir mektup alırlar.
öğrenciyken ihtiyaçları varsa kesin burs alırlar.
sokakta yürürken -saat kaç olursa olsun- tedirgin olunmaz.
bisikletle ulaşım sağlanırken üstünüze üstünüze arabalar gelmez, saygı vardır, yayaya, bisikletliye, arabalıya.
nispeten küçük bir yerleşim bölgesinde yaşıyorsanız, tanımadığınız insanlar geçerken size gülümseyerek selam verir.
üniversite öğrencisiyseniz, size büyük bir saygıyla yaklaşılır. ev tutarken, alışveriş yaparken, konuşurken.
kimseye mesleğine, maaşına, cinsiyetine göre tutum sergilenmez. marketteki kasiyer de, hastanedeki doktor da hak ettiği saygıyı görür.
kısacası insan, insan olduğu için değer görür. değer verilmeyenlerse ancak bu insanlığı sergileyemeyenlerdir.
bunların sebebiyse az nüfusla, kolay idare edilebilirlikle alakası yoktur. tamamen ailenin, okulun, hatta dışarıda karşılaşılan herhangi birinin verdiği eğitimle ve görmüşlükle ilgilidir.
torino dan, arabayla alpleri yararak, çok uzun tünellerden geçerek, çokça otoban parası ödeyerek gidilebilecek, hakikaten huzurlu, içinde (bölgeye göre değişir, italyanca konuşulan yerler de var) genelde almanca ve fransızca konuşan anlayışlı, gün görmüş insanların bulunduğu, çokça lüks araçlarla karşılaştığım, belki de genel olarak biraz fazla sakin olan ülke.