uluscu, vatan millet sakarya edebiyati mahsulu bir mars yerine, daha evrensel degerlere vurgu yapan, bu cografyada yasayan herkesin sahiplenebilecegi bir mars fena olmazdi. bu acidan bir gerekliliktir.
o zaman atatürk'ün gençliğe hitabesini de değiştirelim. çünkü onun içinde de yeni nesil gençliğin anlamını bilmediği kelimeler var. yeni ve modern türkçe ile yazılırsa daha güzel olur dedirten başlık.
istiklal marşındaki her bir dizenin nasıl yazıldığını, ne şartlarda yazıldığını, o günün koşullarına göre yazıldığını bilmeyen kendisini modern zanneden laik zanneden aslında zavallı insan topluluğunun aklından geçen düşüncelerden başka birşey değildir. istiklal marşı adı üzerinde bağımsızlık marşıdır. türk milletinin bu topraklar üzerinde yapmış oldukları bağımsızlık mücadelesini temsil eder. laik bir ülkede dinsel temaların olduğu bir marş kabul edilemez diye bir düşünce içine gireceğinize öncelikle 1924 anayasasının bazı maddelerini okuyun ve öğrenin.
atatürk'ün önderliğinde 1930 yılında kabul edilen maddelerdir.
--spoiler--
(*) 20/4/1340 tarih ve 491 sayılı Teşkilatı Esasiye Kanununun, 10/1/1945 tarih ve 4695 sayılı Kanunla, mana ve kavramda bir değişiklik yapılmaksızın Türkçeleştirilmiş şeklidir.
(**) Maddenin ilk şekli:
“Türkiye Devletinin dini, dinî islâmdır: Resmi dili Türkçedir; makkarı Ankara şehridir.”
Maddenin 1222 sayılı kanunla değişik şekli:
“Türkiye Devletinin resmi dili Türkçedir; makkarı Ankara şehridir.”
başı boş etrafta dolaşıp insanlara rahatsızlık veren itin köpeğin belediyeler tarafından zehirlenmeleri için ilgile yasaların değişmesi gerekliliğinden daha acil değildir...
"istiklal marşı değişmelidir" diyen anayasayı çiğner, anayasayı çiğneyen de vatan hainidir.
çünkü; 1982 Anayasası'nın üçüncü maddesi, "Milli marş, istiklal Marşı'dır" diyor.
Hemen ardından, dördüncü madde de, "Üçüncü madde hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez" diye ekliyor.
Hani, şu ünlü, "Madde bir, şef daima haklıdır... Madde iki, şefin haksız olduğu durumlarda birinci madde uygulanır" gibi bir şey sizin anlayacağınız...
özetle; istiklal Marşı'nın değiştirilmesi yasak, değiştirilmesinin teklif edilmesi de yasak...
ammaaaa... demiyor ki "istiklal marşını eleştiremezsiniz"! değiştirilmesini teklif etmeden istiklal marşını gönül rahatlığıyla eleştirebilirsiniz efendim.
Akif'in şiiri "eklektik" bir şiirdir. içinde hemen her şairden bir şeyler vardır. Açıkçası, Akif, imge araklar. Ama güzel araklar. Namık Kemal'in "serhaddimize kal'a bizim hak-i bedendir" dizesini evirir çevirir, "benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var" yapar. Mithat cemal'in "düşmez yere haşa o bizim bayrağımızdır, bir fecr olarak doğmadadır her yanımızdan"ı, "korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak" olur... (zeki bey marifetiyle bu dize, "larda yüzen al sancak"a dönecektir!)
akif bu, alır Mithat cemal'ın dizelerini; "verme sakın çünkü bu toprak senin, toprak olan cedlerinin göğsüdür, altı senin üstü senindir bütün, yer, deme, türk askerinin göğsüdür"... şöyle tornistan eder; "bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı, düşün altında binlerce kefensiz yatanı".
yani, izzet ulvi, "ey garp, bu mu medeniyet?" diye sorar da, akif, "medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar diyemez mi?"
Mehmet Akif aslında bu işi pek de bilinçli yapmış, bütün bu istiklal marşı adaylarından bir "sentez" yaratmıştır.
Akif'in şiiri gerçekten güzeldir. Akif'in şeriatçı görüşlerinden hiç mi hiç hoşlanmasam da, sağ olsun bizim boktan basının neredeyse dünyanın en büyük şairi Vilyem şekispiyer ile boy ölçüştüreceği Akif in aslında şair mair değil düpedüz bir "manzumeci" olduğunu bilsem bile, bu şiiri güzeldir. içi sıra bol islam propagandası da geçse, bir ulusun bağımsızlığını dolaştırıp getirip "Allah'ın vaatlerine" bağladığını görsem bile güzeldir.
ama aklıma takılmıyor da değil hani; neredeyse yarısı arapça olan, şeriatçı görüşleriyle ünlü mehmet akif'in yazdığı bu şiiri en fanatik şekilde savunanların da "kemalistler" olduğunu görmek ne seviye bir ironidir, yorumu size bırakıyorum...
Zeki Bey'in bestesi de güzeldir. Marş gibi marşa benzer. inanmayan, çeşitli vesilelerle, işte Olimpiyat, futbol maçı falan, yan yana çalınan milli marşları karşılaştırır, bizimkinin tok sesli, erkek edalı, vurgusu sağlam, temposu oturaklı, ritmi görkemli olduğunu görür. Daha doğrusu duyar.
Amma velakin... Milli marşın prozodisi, yani müziğinin sözüne, sözünün müziğine uyumu, koskoca bir Hiç'ten ibarettir. Bozuktur. Beş para etmez. Bugün kalkıp bu sözleri bu müzikle besteledim diye TRT'ye gönderseniz denetimden dönersiniz.
işte sırf bu yüzden; istiklal Marşı'nı sıradan vatandaş söyleyebilemez. Söylemeye kalkınca bozar, katleder, sonra da müzik öğretmenine kulak çektirir. kabahat çocuğun değil, rahmetli Zeki Bey'indir oysa. Onun için de ortaya, "larda yüzen al sancak" gibi, "o be" gibi, "layacak o benim" gibi, "kahraman ır" gibi, "ra helal hakkıdır" gibi, "tiklal" gibi soytarılıklar çıkar.
şimdiiii...
gördüğünüz gibi asla değiştilmesini teklif dahi etmiyorum ama yarısı arapça ve farsça olan bir "türk" milli marşının şiirini ağızdan salyarak saçarak fanatik bir şekilde savunup, sonra başkalarına; "arap seviciliği yapıyor ibneler", "şeriatçı bunlar" diye hakaret etmek olmaz güzel kardeşim.