yorgun bir bekleyiş
neyi, kimi bekliyorum
unutmuşum
ölüm gelecekti
bekle
ağlayarak ve acı çekerek
niçin?
niçin bu gözyaşların, bu öfken!!
hadi durma koş şimdi
ama unutma
ondan kaçamazsın.
02.09.2009
bugün de mi yalnızsın, içindeki boşluğa hapis mi oldun. evet kaybettim ben her şeyi ve herkesi. hadi şimdi gül bana hayat, yıkılmış bir savaşçı var senin karşında, ama halendaha seninle inatlaşan bir savaşçı. bırak gideyim sevdiklerime, bırak gideyim beklediğime, yeter ki ben yaşayayım, bırak beni hapsetme beni karanlığında, ışığı göster oraya gideyim.. boş bu laflarım hadi şimdii uyu, derin karanlıkta bir kez daha kaybol..
sabırdı belki gece denen şey, mutlak suretle kavuşacaktı bir sabaha... bir ömrü tüketmenin hüznü yerine, her anında gülümsediği, her kaldırımını neşeyle adımladığı bir dünya bırakacaktı geride...zaman denen izafiyi iliklerine kadar hissedip onunla beraber tükenmektense, her nefesin hakkını vererek yaşamalıydı... gelmeyen bir mektubu bekleyerek günü yitirmektense, çıkıp özgürce dolaşacaktı sokak kedileriyle...
cümleyi kuranin azrail olmasi halinde, sahip oldugu vasiflardan ötürü, gereken ehemmiyet gösterilmeli, sallanmali... "ister yalan deyin..." derkenki sizli bizli üslubu da zarafetindendir. galeyana gelmeyiniz, zira boru degil lan adam melek yani en nihayetinde...
ölüm nereden ve
nasıl gelirse gelsin...
savaş sloganlarımız
kulaktan kulağa yayılacaksa
ve silahlarımız elden ele geçecekse
ve başkaları mitralyöz sesleriyle
ve de savaş
va zafer naralarıyla
cenazelerimize ağıt yakacaksa
ölüm hoş geldi,
safa geldi.
04.09.2009
hep kendini düşünenlerle dolu bir dünya; yanıbaşında ölüm gezmekte ama senden başka kimse görmemekte. uzun, karanlık ve sıkıcı bir gün; gözyaşları, haykırışlar, inlemelerle dolu bir gün neye ağlamalıydım; ölümüme mi? yoksa sevdiğime mi? bilmiyorum. bu soru ve bundan sonraki gelecek her soru cevapsız, artık gücüm yetmiyor cevap vermeye, gerçekleri söylemeye. ama kendimi kandırıyorum biliyorum da. unutmak istiyorum tüm güzel günleri, sevdiklerimle olduğum o güzel günleri. ama olmuyor acı çekiyorum, ağlıyorum.
bugünde bitmesin bir gün daha bir gün daha gitmesin ölüme. ama durmuyor ve gidiyor durmak bilmeden, acımadan. bazen yalanlarıyla bazen doğrularıyla ama bir şekilde devam ediyor hayat hiç beklemeden. hep yarım, hep yarım...
bir gün bitiyor ölüme verdiğim bir gün daha gidiyor. ve şimdi uyuyorum; kapatıyorum gözlerimi uzaklaşıyorum hayatın sahteliğinden...
06.09.2009
bugünde hiç gelmeyecek bir mektubu bekliyorsunuz, onu bir an olsun unutamıyorsunuz. biliyorsunuz o gelmeyecek ne mektubu gelecek ne de kendisi gelecek. zaten gelmesini istemiyorsunuz. onun sizi şu halinizle görmesini istemiyorsunuz. hayata karşı yenik bir kızı görmesini istemiyorsunuz. tek çare var o da ağlıyorsunuz. ancak böyle kurtuluyorsunuz sıkıntılarınızdan veya siz öyle sanıyorsunuz.
ve artık beklemeyin o gelmeyecek...
07.09.2009
bekleyişlerinizin sonu hep hüsran olacak artık bunu çok iyi biliyorsunuz. yenik bir kızsınız hayata karşı sadece gözyaşlarınızla varsınız, hayata karşı söyleyemediğiniz düşüncelerinizle varsınız. o birileri hep engel oluyor size bazen üzüyor bazense hiç acımadan kırıyor. ama siz alıştınız acı çekmeye, gözyaşı dökmeye. insanlar sizi anlıyorum dedikleri zaman gülüyorsunuz ama gözyaşı dökerek gülüyorsunuz. çünkü sizi kimse anlayamaz, sizin ne düşündüğünüzü kimse bilemez. ve bu insanlar sizi anlıyorum diye ortaklıklarda geziyorlar. belkide en çok buna üzülüyorsunuz.
sizi yenik olduğunuz halde ayakta tutan kim? kim size dayanma gücü veriyor? ve kim size bu kadar büyük bir sabır veriyor?
ölüm size çok yakın!
hepiniz yalanlarınızla yaşayın
hepiniz bir kez daha öldürün beni
öldürdükten sonra gülün
çünkü duymak istiyorum
o güzel kahkahalarınızı
bir gün gelecek
ben de size güleceğim çünkü
ama ben gözyaşlarımla güleceğim size
acıyarak dökeceğim gözyaşlarımı
işte o zaman anlayacaksınız
kim olduğumu..
en güzel hüzünlü gözler seninkisi
en güzel mavi gözler seninkisi
ve ölüm, ölüm en çok sen de güzel ve değerli...
hadi ayağa kalk savaşçı kız!
hayata karşı durmaya çalış...
biliyorum, başaramayacaksın..
ama söylüyorum işte
belki de vicdanımı rahatlatmaya çalşıyorum
üzgünüm...
ve şimdi ise gerçekleri hissettiklerimi söylüyorum;
bu gece o güzel gözlerini kapat
ve hiçbir şeyi düşünmeden uyu, ölüme ve gerçek var oluşa...
o güzel gözlerinden yaşların akmasını istemiyorum
buna izin vermek istemiyorum..
en güzeli ölüm!
en güzeli gözlerin!
bugün ilk sorumsuz davranışını gerçekleştir
bırak, kimseyi düşünme!!
bugün ilk defa insanları üz!
ve bırak git,
git ama içindekileri söyle
yeter ki hissettiklerini söyle!
her şeyden değerli olan hissettiklerin..
saklanma, sevdiğin karanlık köşene çekilme!
o güzel parlak yüzünü saklama
seni iyi tanıyorum
çünkü sen bensin, en yakınımsın, en güzelisin ve en safısın
artık güvenme şu insanlara
bırak lütfen ve üz onları seni üzdükleri gibi
üz ki sen öldüğünde onlar üzülmesin
senden nefret etsinler, sevmesinler
ve onlar üzülmesinler
'sen nasıl birisin?'
ölüm bile gelmişken yanına
neden şu insanları düşünürsün?!
neden şu insanlara değer verirsin!?
ölüm sana yakışıyor
o hüzünlü bakışlarına..
en çok da buna üzülüyorum
o mavi gözlerini bir daha göremeyeceğimden
ama sen yeter ki mutlu ol!
ve git...
ölüm sana yakışıyor
o saf ve temiz yaralı kalbine
en çok buna üzülüyorum
kalbini kırdığıma...
ve ölüm en çok sana yakışıyor...
bu şehirde, bu gece sessiz çığlıklar yükselecek
dev feryadlar inleyecek ve duyulacak
sen, sen kanatsız melek!!
sakın arkana bakma ve üzülme..
sadece git!
bu insanlardan uzağa, çok uzağa!!
ve ölüm en çok bu kıza yakışıyor,
hüzünlü bakışlarına ve yaralı kalbine!!
bütün ümitlerinizi alabiliyorlar tek bir sözleriyle,
kim olduğunuzu bilmiyorlar...
karanlığa doğru git karanlık kız,
karanlığa...
sen ancak orda mutlusun ve orda huzurlusun.
yalnız kal güçlü kız,
yalnız...
sen ancak böyle mutlusun ve böyle huzurlusun!
ben ölürsem gece akşamüstü ölürüm
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Şehre simsiyah bir kar yağar
Yollar kalbimle örtülür
Parmaklarımın arasından
Gecenin geldiğini görürüm
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Çocuklar sinemaya gider
Yüzümü bir çiçeğe gömüp
Ağlamak gibi isterim
Derinden bir tren geçer
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Alıp başımı gitmek isterim
Bir akam bir kente girerim
Kayısı ağaçları arasından
Gidip denize bakarım
Bir tiyatro seyrederim
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Uzaktan bir bulut geçer
Karanlık bir çocukluk bulutu
Gerçeküstü bir ressam
Dünyayı değiştirmeye başlar
Kuş sesleri, haykırışlar
Denizin ve kırların
Rengi birdenbire karışır
Sana bir şiir getiririm
Sözler rüyamdan fışkırır
Dünya bölümlere ayrılır
Birinde bir pazar sabahı
Birinde sararmış yapraklar
Birinde bir adam
Her şeye yeniden başlar.
--spoiler--
ölüm, nereden ve nasıl gelirse gelsin, silahlarımız elden ele geçecekse, savaş sloganlarımız kulaktan kulağa yayılacaksa ve başkaları savaş ve zafer naralarıyla ve de makineli tüfek sesleriyle cenazelerimize ağıt yakacaksa, hoş geldi, safa geldi.
--spoiler--
Ey hüzünlü ruhum.
ihtiyar budala.
Kanının kanatlarında hırçın bir kıvılcım yanardı,
Umudun mahmuzu yavaşça dokunsa şaha kalkardın.
Ey şimdi her adımda derin derin soluyan hasta
işe yaramaz beygir
Uzan olduğun yere dayanmasını bil.
Sönmeyen yanı var mı dünyanın...
Ruhum, acılarını örtün.
Ağır mermer tabutlarda uyanacak zamandır.
Yenilmiş yaralar içindesin kocamış bunak
Artık ne kavganın tadı
ne de aşkın dinmeyen fırtınası ulaşmaz sularına.
Elveda kavalın türküsü
Flütün iççekici elveda
Somurtkan ve karanlık kapılarımı çalmayın artık
Ey hazların derinliği duyumların ateşi elveda..
Ruhum sevgili baharının bitti.
O çılgın kokuların tükendiği zamandır..
Ayaklarımın altında yusyuvarlak dönüyor dünya
Issız dağların karlı ağzında donmuş bir yolcu derinlere kayıyor
Geçmişin titreyen eli sazdan örülmüş rüzgarlı kulübesi
Gerek yok sığınmaya
Ey her solukta gövdemi yutan zamanın muazzam ürperişi
Ruhum dünyanın çığlarını çağır.
Seni sarıp döne döne götürecektir zaman.
süresiz çaylaksınız. bir daha hiç yazar olmayacaksınız.
hadi şimdi ağla ece,
şimdi üzül ece,
şimdi git ece
yine sus ece,
yine sus ece...
ve şimdi öl ece!
gözlerin bıktı artık senin ağlayışlarından,
kalbin ise nefret ediyor senden
bu kadar onu kırdığın için
ve zihnin o seni sevmiyor
git diyor, git
ölümünü düşün diyor
ölümünü!
ölüm mü gelmiş?
peki nerde?
nasılmış?
bu kadar erken mi gelecekmiş?
niye gelmiş?
ve kimin için gelmiş?!
şurda oturan mavi gözlü kız için gelmiş,
şurda bak ağlayan, gördün mü?
yüzü bembeyaz olan, güneşte duramayın..
ve hep acı çeken o mavi gözlü kız için gelmiş...
o mavi gözlü kız için..!