ister yalan deyin ister doğru ölüm geldi

entry109 galeri0
    76.
  1. artık uyu
    gözlerine kan çöktü
    ellerin her zaman ki gibi çok soğuk
    git ve sadece uyu
    belki tekrar uyanırsın, belki de yeniden doğarsın
    belki de..
    evet belki de..
    2 ...
  2. 77.
  3. şimdi artık uyu mavi gözlü kız.

    (e c e k s c g)
    kscg ece, ece, ece.
    2 ...
  4. 78.
  5. gidemiyorum ki
    bir daha gelememekten korkuyorum
    bir daha seni görememekten korkuyorum
    bir daha uyanamamaktan korkuyorum
    ve ben ne kadar korkağım
    özür dilerim
    ben gidemiyorum
    ben gidemiyorum...
    ölümden de korkuyorum,
    ama seviyorum.
    2 ...
  6. 79.
  7. çok yoruldu gözlerim artık,
    sabaha kadar oturmak isterdim
    doğan güneşi görmek isterdim
    yaşamak isterdim
    hayır, hayır
    ben bunu bile isteyemem
    en iyisi, ölüm
    en güzeli, ölüm
    ölüm ne güzeldir,
    bu sana gelmişse ne güzel bir hediyedir
    teşekkürler..
    1 ...
  8. 80.
  9. en iyisidir belki de..
    en kötüsüdür belki de..
    belki de ne iyidir ne de kötüdür

    ne oldu ona?

    bilemem ki, ona sormak lazım

    peki ne oldu sana?

    bilmiyorum ki, söylememem lazım

    peki o zaman

    peki o zaman
    karanlığa git,

    karanlıkta görüşürüz, sonsuzlukta..
    0 ...
  10. 81.
  11. yine iyi bak, hep iyi bak
    kötü olsa da,
    ölüm gelsede..
    0 ...
  12. 82.
  13. YanıLdım aLLahım yanıLdım hep böyLe kaLacak sandım
    Geride kaLdı anıLar unutuLmaz yaşantıLar
    Soruyorum şimdi kendime yanıyorum kendi derdime
    Ne var eLimde kaLan bu dünya zaten yaLan
    Soruyorum şimdi kendime yanıyorum kendi haLime
    Ne var eLimde kaLan bu dünya büyük bir yaLan
    ÖLmek varsaaa ölmek var-sa kadrede dert ekLeme derdine
    Kaderin kader oLsun benLiğin a$kLa doLsun
    ÖLmek varsa kaderde dert ekLeme derdine
    PayLaş dünyayı aynı rüyayı

    YanıLdım aLLahım yanıLdım hep böyLe kaLacak sandım
    Geride kaLdı anıLar unutuLmaz yaşantıLar
    Soruyorum şimdi kendime yanıyorum kendi derdime
    Ne var eLimde kaLan bu dünya zaten yaLan
    Soruyorum şimdi kendime yanıyorum kendi haLime
    Ne var eLimde kaLan bu dünya büyük bir yaLan
    ÖLmek varsa kaderde dert ekLeme derdine
    Kaderin kader oLsun benLiğin aşkLa doLsun
    ÖLmek varsa kaderde dert ekLeme derdine
    PayLaş dünyayı aynı rüyayı

    Soruyorum şimdi kendime yanıyorum kendi derdime
    Ne var eLimde kaLan bu dünya zaten yaLan
    Soruyorum şimdi kendime yanıyorum kendi haLime
    Ne var eLimde kaLan bu dünya büyük bir yaLan

    Soruyorum şimdi kendime yanıyorum kendi derdime
    Ne var eLimde kaLan bu dünya zaten yaLan
    Soruyorum şimdi kendime yanıyorum kendi haLime
    Ne var eLimde kaLan bu dünya büyük bir yaLan...
    0 ...
  14. 83.
  15. 25. 03. 2010
    şu an evimdeyim, neye üzüleceğimi bilmeden bunları yazıyorum,
    yaz bakalım..
    ölüme üzül,
    aileni bırakacağına üzül,
    üzülecek o kadar fazla şey var ki,
    sen iste yeter
    en güzeli mi?
    ölüme bir an önce kavuş,
    dua et,...
    1 ...
  16. 84.
  17. 29 Eylül 2009 Salı günü, 22:11:18 saatlerinde..
    1 ...
  18. 85.
  19. ... sonra kalktım ve yürüdüm, kim olduğunu sordum, neden burda olduğunu sordum o karanlık gözlü genç adama, korkmuşmuydum? galiba evet korkmuştum, geri çekildim ama sonra onu ağlarken gördüm ve ben de ağladım neden ağladığımı bilmeden sadece onun ağlayışına ağlıyordum , onu teselli edecek bir şeyler saçmalıyordum, onu bile başaramıyordum ve bana sadece sus dedi ve elimi tuttu o soğuk ve titreyen ellerimi.. o kadar sıcaktı ki elleri yüreğimdeki o buz kütlesini eritmişti ve ben ağlıyordum, dönüp gözyaşlarımı sildi, gülümsedi ve ağlama dedi, oysa ki ben onu teselli edecektim ama olmadı o beni teselli ediyordu bir de ben onu tanımıyordum, tanımadığın bir insanla konuşmak? farklıydı, onun üzüldüğünü görüp üzülmek ve ağlamak...
    0 ...
  20. 86.
  21. ... sabah evden çıkarken karşıda duran siyah uzun ceketli genç bir adamı gördüm, elinde bir fotoğraf makinesi sağa sola bakıyordu, ben ise yoluma devam ettim her zaman gittiğim o yere günei en güzel gösteren yere, oturdum o kadar güzeldi ki ve o kadar hüzünlüydüm ki...
    sonra baktım ki o da gelmiş, gizemli genç adam...
    1 ...
  22. 87.
  23. bir insanın hastalığında, sağlığında, iyi ve kötü gününde sürekli yanında olup onun bir gülüşünü yakalayabilecek birinin olması, farklı?!
    o beni ilk defa bir üniversitede gördü daha doğrusu bir fotoğraf karesinde, anlattığı kadarıyla olay şöyle olmuş: 'arkadaşlarının fotoğraflarını çekerken yanlışlıkla o karede yer almışım, sonra dönüp fotoğraflara bakarken beni farketmiş ve o günden sonra aramaya koyulmuş ve buldu da...
    o günden beri hastanede yatarken, dışarıda gezerken, okula giderken sadece o güzel fotoğrafı çekebilmek için uğraştı ve ben ona sadece bir kere gülümsedim, okuldan çıkmıştım o beş arkadaşım ile birlikte oturuyorduk bir yerde ve yine o, fotoğraf çekiyordu, saflığı, masumluğu ve hasta bir kızı..
    bir ara göz göze geldik onun karanlık gözleri vardı benimse mavi ve hüzünlü gözlerim... ve o kısacık dakikada bir tebessüm ettim ama çekemedi çünkü fotoğraf makinesini düşürdü ardından güldü ve bir dakika dedi ama artık bitmişti aynısı tekrarlanamazdı, arkamı dönüp kalktım, gittim...
    bir gece yarısıydı, temiz hava almak için bahçeye indim, ay etrafına ışıklar saçıyordu ama bir tek beni aydınlatmıyordu bir tek ben mahrumdum onun ışığından! ve oturdum, oturmak zorundaydım da çünkü yorgunum!! ve yine onu gördüm, kafamı çevirdim bakmak istemedim ona, birden ağlamaya başladım sonra bir el omuzuma dokundu hemen irkildim ve yerimden kalktım ona bağırdım, o sadece özür diledi ve özür dilememesi gerektiğini bir daha bana yaklaşmaması gerektiğini söyledim ve gitmesini istedim. o da sadece üzülme ve gidiyorum dedi...
    ve yine bir sabah umut ışığı yine pencereme vuruyordu, ama o ışık benim kalbime bir kez olsun vurmadı, vurmayacakta, okul için hazırlandım aslında okula gitmeme gerek yoktu ama ben orda mutluydum ve belki hastalığım orda geçerdi o beş arkadaşımla birlikte ama olmuyordu işte, olmuyordu. okulun bahçesinde geziyorduk ve birden nefes alamadım ve bayıldım gözlerimi açtığımda yine o vardı, o genç adam!... elimi tutuyordu, gözlerime bakıyordu ve ilk defa onu ağlarken görüyordum. ayağa kalktım eve gitmek istediğimi söyledim evime geldim odama gittim ve dokturumu aradılar,o da hastaneye yatması gerek dedi. normalde bir hafta arayla yatıyordum bu sefer erkenden gelmemi istediler. belki de bu sefer gerçekten ölüyorumdur...
    apar topar hastaneye gittik yatağım her zaman ki gibi hazırdı, damarımı yıpratan o serum şişeleri de hazırdı, iğnelerimde, ilaçlarımda ve her şey ve ben de hazırdım aslında, 'ölümüme'... bekliyordum büyük bir arzuyla ama gelmiyordu işte, hastaneye kaldırıldığımı duyunca o beş arkadaşımda geldi, yanımdaydılar ama ben istemiyordum, ben onların gitmesini istiyordum ama onlarda benim kadar inatçıydılar. bizim bir hayalimiz vardı hepimiz boğaziçi üniversitesin'de okuyacaktık ve biz bunun için durmadan çalışıyorduk, ama o altı kişiden birisi; ben hastaydım!..
    onlarsa sadece ağlama, üzülme biz senin yanındayız diyorlardı ama ben istemiyordum onların yanımda olmalarını...
    ve yine damarıma bağlamışlardı o kahrolası serumu, yine ilaçlar ardı arkası kesilmeden geliyordu, yanımda okumak için bir çok kitap vardı bir hafta arayla gittiğim için bir çok kitabımı orda bırakıyordum, onlardan bir tanesini elime aldım ve okumaya başladım, sonra kapı çaldı içeriye o genç adam girdi. bir elinde yaseminler vardı, çok güzellerdi diğer elinde ise bir cd vardı, geçmiş olsun dedi elindeki çiçekleri uzattı, teşekkür ettim ve sonrada bu cd'yi izlemem gerektiğini söyledi, sonrada seni daha fazla rahatsız etmek istemiyorum, dedi ve gitti.. ve yine camdan fotoğrafımı çekti..
    biraz heyecanlı biraz da ürkek tavırlarla cd'ye uzandı ellerim, sonra izlerim dedim ve yerine geri koydum... annem'i aradım o hüzünlere boğduğum annemi, evdeydi kıyafetlerimi almaya gitmişti, laptopı getirmesini söyledim, peki dedi.
    geldiği zaman o cdyi izledim, ağladım benim fotoğraflarımdan oluşan bir cdydi bir de müzik vardı tabi ki, gece yine gündüzü karalamış ve gelmişti... hastanenin kokusu, o serum şişeleri, doktorlar, hepsinden nefret ediyordum! bir an önce çıkmak istiyordum, bunun için geceyi beklemeliydim. bu benim ikinci hastaneden kimseye söylemeden çıkışım olacaktı... yine hafiften acıtmıştı serum ama çıkardım, çıkarmak zorundaydım, masamın üstündeki ilaçları savurup dışarıya attım ve özgürdüm...
    sessizce çıkarken dışarıya, hava alıyordum bir yandan da çünkü hastanenin o boğucu kokusu o kadar nefret vericiydi ki, ardından biraz daha ilerlerken onu gördüm, o genç adamı, telaşlı bir şekilde yanıma gelip, neden böyle yaptığımı sordum, konuşmadım bile , sadece yürüyordum ama ayakta duracak halim yoktu, yere oturdum, o da geldi yanıma elimi tuttu kızamadım, bilmiyorum neden kızmadığımı belki de birinin yanımda olması iyiydi ama sonra hemen elimi onun sıcacık ellerinden çektim ve o üzgündü neden böyle yaptığımı sordu bir kez daha ve ben bir kez daha susmuştum. seni götürmeliyim dedi ben de hayır dedim, o zaman sadece bir yarım saat daha burda kalacağız ardından seni hastaneye götüreceğim dedi, bense ona karşı gelemedim ve peki dedim...
    birlikte, yol aldık o karanlık yollardan ve hastane görünmüştü, şimdi git ve uyu dedi yarın yeni bir günü sevinçle karşıla dedi, bense sadece güldüm...
    1 ...
  24. 88.
  25. Gezinen bir gölgedir hayat, gariban bir aktör
    sahnede bir ileri bir geri saatini doldurur
    ve sonra duyulmaz olur sesi, bir masaldır
    gürültücü bir salağın anlattığı
    ki yoktur hiçbir anlamı.


    William Shakespeare
    2 ...
  26. 89.
  27. ... aydınlık buraya kadardı, bir büyük tebessüm ve ardından gelen ayrılık...
    hastaneye gidiş yolu, kısaydı ama o kadar uzun geldi ki bana belki de ona da öyle gelmiştir, bilmiyorum ki.. sadece arada bana bakıp gülümsediğini gödüm o kadar, ama ben gülümseyemiyordum zaten o da alışkındı ben ne zaman hüzünlü baksam o bana gülerek bakıyordu, bense onu öyle görünce ufak bir tebessüm ediyordum, ufak bir tebessüm..
    hastaneye geri yatmıştım kimse fark etmeden ama serum olayı işleri bozuyordu, hemen geldiler zaten ortalık ayağa kalktı, nerdeydin, nerdeydin?! bense her zaman ki gibi susuyordum, yatağıma uzandım, bir saat kadar olmuştu düşünüyordum, sessizliği dinliyordum ve artık gözlerim çok yorulmuştu, uyumam gerektiğini söylüyordu, bense direniyordum çünkü korkuyordum, gözlerim dayanamadı korkaklığıma ve düştü, uyudu...
    sabah erkenden kalkmıştım, yemek yemem gerektiğini söylüyorlardı, ilaç içecektim bir şeyler yiyemiyordum ki, boğazımdan hiçbir şey geçmiyordu, neyse bir lokma bir şeyler atıştırdıktan sonra o ilaçları içtim, büyük bir kızgınlıkla (!).. sonra arkadaşlarım geldi (kardeşlerim de diyebilirim) bir tanesi var deliydi tam bir deli, beni güldürmek için elinden geleni yapıyordu o gülüyordu ve ben onu da üzdüm, ama o yine de güldü, o altı arkadaşın içinde bir ben bir de o sürekli sözlükteydik daha doğrusu o benden önce sözlüğü keşfetmişti, bense ondan sonra geldim, daha sonra geldim...
    beni yeni bir yaşama kazandırmıştı farkında olmadan, binlerce kere teşekkür etmiştim ona, sırf bu yüzden, sırf bu yüzden! güzel vakit geçiriyorduk, güzeldi..
    sonra gitmelerini istedim artık ve yazıya daldım, ne hissediyorsam yazdım, gerçeklerden bahsettim, korktuklarımdan bahsettim ve bilmediklerinden bahsettim.. sayfalar yetmiyordu artık, yazıyordum, yazıyordum.. yorulmadan, bıkmadan, usanmadan.. geceye doğru yine o genç adam geldi, yeni fotoğraflar gösterdi, beni ilk çektiği fotoğrafı gösterdi daha sonra da bir fotoğraf daha gösterdi fotoğraf sararmıştı ve parkta çekilmişti, o günü öyle iyi hatırlıyorum ki, ağlıyordum yanımda o beş arkadaşım vardı ben o gün her şeyi öğrenmiştim, o gündü hatırlıyorum (!).. çok güzeldi bana vermesini istedim, peki dedi, bir dosyam vardı onun arasına koydum, daha sonra onun da gitmesini istedim. annemle yalnız kalmıştık, o saçlarımı büyük bir zevkle okşarken bense acı çekiyordum her elini saçıma değdirdiğinde, onu üzmek istemiyordum, onun ağlamasını görmek istemiyordum bu yüzden de ağlarken yalnzıken ağlıyordum, sessizce ağlıyordum, karanlıkta ağlıyordum...
    artık uyumalıydım, her zamanki gibi aynı bir gündü, her zaman ki gibi aynı hasta kız'dı.. mavi gözlü hasta kız'dı.. adı kraliçeydi..
    0 ...
  28. 90.
  29. Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
    Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
    Sevmek için güzele mi bakmalı?
    Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
    Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
    Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
    Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
    Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
    Solması için gülü dalından mı koparmalı?
    Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
    Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
    Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?

    Victor Hugo..
    0 ...
  30. 91.
  31. yeni bir gün derken...
    yine o koridorda yürüyorsunuz; hastane koridoru..
    yine aynı yere götürüyorlar sizi, biliyorsunuz.
    sabretmek gerek, sabrediyorsunuz
    ve yine siz susuyorsunuz.
    1 ...
  32. 92.
  33. Korkuyor

    insanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.
    Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.
    Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
    Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
    Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
    Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.
    Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi birşey vermedigi için.
    Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.

    William Shakespeare..
    1 ...
  34. 93.
  35. aklınız;
    sesiniz hafiften kısık,
    gözyaşlarınız hafiften ve içtenlikle dökülüyor.
    kalbiniz de en ağırından kırık ve üzgün,
    şimdi gidebilirsiniz.
    0 ...
  36. 94.
  37. 95.
  38. bununla da dalga geçin
    aklınız var öyle değil mi sizin?
    insansınız öyle değil mi?
    hadi ordan, hadi ordan..
    (kscghn)
    0 ...
  39. 96.
  40. Ölümün gelmesine gerek yoktur. Çünkü ölüm her daim yanındadır. Diler sağlıklı olsanızda, diler hastalıklı olsanız da. Her işte bir sorumluluk olduğu gibi, ölümünde sizin üzerinizde sorumluluğu vardır. Dolayısıyla, doğarken bile ölebilirsiniz. Bence bu doğal ama üzücü bir şey, öyle değil mi?
    1 ...
  41. 97.
  42. sen seversin diye...

    (http://fizy.com/#s/1jbywf )

    Ölüm bile geç kaldıktan sonra
    Bütün ilkleri sona bırakmanın belki de tam zamanı
    Ben her şey bir ırmaktır sanırdım
    Bunun için günlükler tutmaya kalktım
    Ve tarihleri karıştırdım nasıl da

    Aldım şapkamı gidiyorum şimdi
    iniyorum kentin çekirdeğine
    kendime yeni dalgınlıklar buldum son günlerde
    Dev yapılar ufuk çizgisinin önünde birer parmaklık gibi
    Kırmaya kalksam çocuklar uyanacak
    Ben odama döneyim en iyisi

    Öyleyse nice yağmur
    Niye bir kız saçı gibi sokaklarda
    Aynaya baksam kalbim görünür
    Aklımda gitgide büyüyen yara
    Bir ağacın en uzak dalı gibi sessizce çürür
    Ölüm, evet ölüm bile geç kaldıktan sonra...
    1 ...
  43. 98.
  44. ahmet selçuk ilkan şiiridir.

    Dün gece uzun uzun
    Seni andım ağladım.
    Sonu yok yolumuzun
    Ona yandım ağladım.

    Kim bilir acımızı
    Bu yasak aşkımızı
    O eski şarkımızı
    Çaldım-çaldım ağladım! ..

    Dolaştım sokaklarda
    Ağaran şafaklarda
    Seni senden uzakta
    Sardım sardım ağladım

    imrendim sevenlere
    Sarılıp gidenlere
    Elele gezenlere
    Baktım baktım ağladım

    Benimsin bende değil
    Ellerim sende değil
    Yanmamak elde değil
    Yandım yandım ağladım.

    Tuza bastım yaramı
    Aşkla açtım aramı
    Sensiz son sigaramı
    Yaktım yaktım ağladım.
    1 ...
  45. 99.
  46. bir ahmet selçuk ilkan şiiridir.

    Aklımdan çıkmıyorsun
    Sensiz bomboş bu hayat
    Susma öyle ne olur
    Bana kendini anlat

    Hasretim gülyüzüne
    Susamışım sevgine
    Başkasından bana ne
    Bana kendini anlat

    Boşver esen rüzgara
    Boşver yağan yağmura
    Hadi gel kollarıma
    Bana kendini anlat

    Geceleri üşür müsün
    Hemen örtünür müsün
    Beni düşünür müsün
    Bana kendini anlat

    Ah benim nar çiçeğim
    Canım ipek böceğim
    Meraktan öleceğim
    Bana kendini anlat

    Aşkımızdan kime ne
    Sevdamızdan kime ne
    Başkasından bana ne
    Bana kendini anlat...
    1 ...
  47. 100.
  48. bir söz vardır; her canlı ölümü tadacaktır. allah için şu fani dünya da ebediyen yaşayan kim görülmüştür?
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük