istanbul, öteden beri iaşe ihtiyacını hep dışardan sağlamıştır. Osmanlı döneminde de en çok ekmek ve et sıkıntısı çekilirdi. I.Abdülhamid, bunu şöyle dile getirir:
"Et ekmek cümleden akdem-i elzemdir."
"Allahü teala göstermesün, birgün ekmek olmasa istanbul'un hali nasıl olur."
Yahu Türk şehri mi mülteci şehri mi belli değil. Yerli halk da bayram için terkedince resmen mültecilere kalmış güzelim şehir. Otobüslerde, sokaklarda her yerde o iğrenç dillerini konuşuyorlar. Çıldırıcam amk ya ne hâle geldik. Lütfen Ekrem imamoğlu kazansın lütfen.
Bayram için memleketine dönenlerin geri alınmaması gereken şehir. Madem bayramda bilmem ne sikimde o köyünüze dönebiliyorsunuz, kalın orada. Geri dönmeyin.
seninle çok iyi geçinemedik istanbul, çok mutlu olamadık birlikte. sen çok dağınık ve dengesizdin ben de kendimi senin kaotik rüzgarina çok kolay Kaptırdım.
yaş aldıkça insanda düzen ihtiyacı da nasıl artıyor. ben senden uzakta düzenli bir hayat için gidiyorum, arada kapini çalarsam beni geri çevirme. Ne de olsa ne sırlar var aramızda, bir de yılların alışkanlığı.
kültürel açıdan bakarsan fatih semtinden ibaret olan yer, zaten istanbul'un aksi bir iddiası yok.
merkezi fatihtir, ekonomik ve nüfus açısından yüzeyin her yanına yayılmış yoğun ve ihtiraslı insan kitlesiyle doludur.
kartal, maltepe, pendik, tuzla, avcılar, küçükçekmece, büyükçekmece gibi gereksiz, istanbul diyemiyeceğimiz bir çok ilçesi vardır.
boğaz'a nazır semtleri pek hoştur, en huzurlu semti üsküdar'ın beykoza yakın kıyı şerididir.
hayatın yoğun yaşadığı özel havası olan, benim gibi kalabalığı ve hızı seven insanların gözde yaşam alanıdır.