hiç aklımda yokken bi anda yaşadığım şehir sorusuna vereceğim cevap olacak istanbul.
iç anadoluda sakin sessiz bi hayat sürerken o debdebenin içine ben de gireceğim.
sağolsun sağlık bakanlığı kadroyu açmış da açmış istanbula. geriye fazla seçenek kalmıyordu doğudan başka.
bi iki haftaya göreve başlayacağım.
meyil müddetimi kullanıyorum şu anda.
üst ihtisası istanbul da yapmak istiyordum ama şimdiden gitmeyi düşünmüyordum. ama böylesi daha iyi olacak beki de.
yediğim kazıkların toplamı olan şehir! aynı zamanda vazgeçilmez olan, içindeyken ay boğdu beni bu hızlı hayat biraz kaçalım dediğin, üç gün ayrı kalınca özlediğim şehrim!
istanbulda bir sevdiğin varsa,
Üstüne üstlük bir de istanbulu seviyorsan eğer,
Ne kadar uzağa gidersen git ve nasıl bir hızla,
yine de kurtulamazsın bu şehirle cebelleşmekten rüyalarında...
dün cerrahpaşa semtindeki bulgur palas isimli eski binayı arkadaşlarıma gösterdim. semtten yaşlı bir amcaya buranın tarihini sorduğumuzda bizi başka birine yönlendirdi ve "o kültür varlıklarını koruma vakfı eski başkanıdır, mimardır. ona sorun." dedi. sohbet etme fırsatı bulduğum bu mimarın söylediklerini aktarıyorum.
mekan:bulgur palas(cerrahpaşa semtinde tarihi hakkında pek bir şey bilinmeyen 120-130 yıllık, italyan mimarisi ile yapılmış bir bina)
bulgur palas'ın çevresinde bir tane eski köşk vardır, diğer binalar sonradan yapılmış iki üç katlı, iğrenç beton binalar. mimar amcamız anlatmaya başlar.
"avrupa şehirleri planlıdır, labirent gibidir. düzenlidir ama tekdüzedir. sokaklar birbirinin aynısıdır. istanbul ise plana göre kurulmamıştır. rüyaya göre kurulmuştur, rüyaların şehridir. fransızlar orrient expres'e slogan olarak "ışık doğudan yükselir" demişlerdir. bu doğu çin ya da hindistan değil istanbul'dur. (daha sonra bulgur palas'ın yaınıdaki 100 yıllık ahşap konağı gösterdi, kendi eviymiş) bakın bu eve. eskiden buradaki her ev böyleydi. (ardından yanındaki iğrenç beton binaları gösterdi) sonra biz bunları yıktık, yerine bu iğrenç şeyleri diktik, tarihi dokuyu böyle bozduk, güzelim şehrin içine ettik."
Uzaktan bakınca çok büyüleyici gelen ancak yaşamaya başlayınca bir şey ifade etmeyen yine de zaman zaman keyif veren zaman zaman beni dibe gömen şehir. Yaşanılası mı yaşanılmayası mı bi türlü karar veremedim.
ah istanbul. başıma açmadığı iş kalmayan şehir. sadece bir gece sen uyurken seyrettim seni. ona rağmen bak ne haldeyim. olsun gözlerini açmadan kurtulduğuma şükretmeliyim belki de.