Baba parası yiyen haylaz çocuğun olgunlaşıp kendi ayakları üzerinde durması neyse, istanbul'un yazdan çıkıp kışa girmesi de o benim gözümde.
Samimiyetsiz, vıcık vıcık aylardan sonra gelen yağmur ve rüzgar adeta kurtardı güzelim şehri o pis sıcağın ellerinden. Artık sokakları daha boş, yükü daha hafif. Kışın bir başka Güzelsin be istanbul.
hızına yetişebilmek için günde çift idman yapıp sağlam bir kondisyon depolamak gerekir.
o kadar alışmışım ki gittiğim her şehir bana yavan geliyor istanbul'un yanında. boğduğu zamanlar da oluyor ancak böyle zamanlarda kaçabileceğim bir sürü deniz ve göl kenarının olması, tekrar hayran kalmama yetiyor.
istanbul yeryüzündeki en mükemmel şehirdir. burası başka bir ülkenin elinde olsa burayı öyle bir hale çevirirdi ki girmek için canını verirdi insanlar. bide şu haline bakın. ertelenen, yarım bırakılan inşaatlar, içindeki seviyesiz kültürsüz ne olduğu belirsiz insanlar, sokakları çöpleriyle ve varlığıyla kirleten insanlar, köşebaşındaki tinercisi gibi.
Konser sebebi ile 1 hafta katlanmak zorunda kaldığım iğrenç yer. Her gidişimde daha da fazla nefret ettirmeyi beceriyor kendisinden. Gerek şehirdeki türk oranın azalması gerek azalan türklerin de insanlıktan uzaklaşmasıyla beni çileden çıkarıyor.