tanım: terörizmin tanımına en son baktığımda bu tanımı örneklendirmek için kullanabileceğim bir politika güden işgalci yönetim.
israilin kuvvetli olduğunu kabul etmek başka şey, onu överek yere göğe sığdıramazken orgazm olmak başka şey. maalesef bu başlıktaki yazıları okurken her ikisini de görüyorum.
çok değil bundan 5-6 sene öncesine kadar hergün bir canlı bomba (bkz: hamas)patlayan bir ülke. o zamanlar "bu moosad daha kendi istibaratını yapamıyor önleymiyolar" dediler beğenin eğenmeyin şu anda terörü minimal düzeye indirmişlerdir. türkiye'ye bakrsak 30 yıldır aynı tas aynı hamam 2. dünya savaşına girsek bukadar adam ölmezdi toplamda.
--spoiler--
gazzeye yardım götüren mavi marmara gemisindeki hadiseyle ilgili iki haftadır çok şey yazıldı çizildi. kimi, israilin topyekûn ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi, kimi israildeki aşırı sağcı iktidarın olaylara sebebiyet verdiğini ifade etti; kimileri ise geminin israil makamlarından izin alması gerektiğinin üzerinde durdu. ama tarihte yaşanmış bir trajedi vardı ki kimse bunu dile getirmedi. geçmiş bilinmeden şimdinin yorumu hakkaniyetle yapılmaz.
hatırlara dahi gelmeyen bu olay struma gemisi faciasıydı. tam 770 talihsiz insan hitlerin zulmünden filistine kaçıyordu. aralarında çocuk, kadın ve yaşlıların olduğu bu insanlar dünyanın gözü önünde katledildiler. insanlığın yüz karası bu durum dünya insanlığının tekrar tekrar hatırlaması gereken durumdur.
tarihler 14 aralık 1941i gösterirken struma gemisi, marmara açıklarında türkiye karasularında arızalandı. gemidekiler arızanın giderilmesini ümitle beklediler. nazi almanyası da öbür taraftan gemidekilerle ilgili olumsuz propaganda yürütüyordu. hatta hitleri ziyaret eden dönemin kudüs müftüsü hacı emin hüseyinin bu ziyareti acaba hitlerin katliamlarına zemin teşkil ettiğini söyleyebilir miyiz? benim zulmüm meşrudur türünden bir manzara yaratan bu acı tablo ileriki yıllarda zulüm kamplarıyla ne yazık ki yüz binlerce, milyonlarca masum insanın hayatına mal olacaktı.
naziler, bir ara bu 770 yahudi insanını türk makamlarından istediler. türkiye yolcuları bir gerekçeyle hitlere teslim etmedi. ancak, türk makamları prosedürde kaçak görünen bu gemidekileri karaya alsa, yardımcı olsa suçlu konuma düşüp almanya ile savaş tehlikesine girebilirdi.
struma gemisindeki tedirgin bekleyiş sürerken dünyanın hâlâ kılı kıpırdamıyordu. bu zavallı insanlar ne karaya çıkartılıyor ne de gemi motoru tamir edilip gönderiliyordu. yolcuların hepsi sağlıklıydı. fakat günlerce denizin ortasında aç susuz beklemekten ve tuvalet ihtiyaçlarını güverteye yapmaktan dizanteri hastalığına yakalandılar.
istanbuldaki yahudi cemaati lideri rıfat karako ve simon brodun gemiye çıkmasına izin verildi. yahudi cemaatinin iki lideri gemiye çıkınca gemidekiler ağlamaya başladılar. bu iki insanın etrafına doluştular, kimisi ise onları öpmek istedi. rıfat karako ve simon brod da gördükleri manzara karşısında gözyaşlarını tutamadılar.
türk dışişleri bakanlığı ankaradaki ingiliz büyükelçisine, bu insanların filistine ulaştırılması noktasında ilgilenmelerini söyledi. ancak, ingiltere büyükelçisi knatcbull huggesen bunun mümkün olamayacağını bildirdi. avrupa hâlâ suskundu. aynı şekilde arap ülkeleri de.
türkiye, ingilterenin red cevabı karşısında harekete geçme kararı aldı. 65 gün boyunca yolcular iyice kırıldılar. gemi kokudan geçilmiyordu. türk makamları 70 günün sonunda sarayburnundaki karantinalı gemiye römorkör yaklaştırıp çekme kararı aldı. arızalı motor tamir edilmek üzere söküldü. gemi karadenize doğru çekildi. bunun üzerine yolcular büyük bir çarşafa şöyle yazdılar:
yaşasın türkiye cumhuriyeti!... kurtarın bizi!...
tarihler 24 şubat 1942yi gösteriyor. saat sabahın 9u...
struma, hüzünlü görüntüsüyle karadeniz açıklarında bekliyor. kapkara, paslı, metalik geminin üzerinde çöküntü halinde, bükülmüş insan gölgeleri göze çarpıyor.
ressam salvador daliye, hüznün resmini çiz dense, işte çaresiz hüzün. küçücük çocuklar, yaşlı insanlar kara gölgelere dönüşmüşler. koca dünya üç aydır ağlaşan aç susuz insanlara çare olamıyor bir caninin elinden kurtulmaya çalışan insanlar dünyanın acımasızlığına terk ediliyor.
bu arada kudüs müftüsü hacı emin hüseyin hitlerle görüşmesini sürdürüyor resmi iyi okumak lazım. dünya insanlığı benim zulmüm meşrudur anlayışından kurtulmadığı sürece tanrıya hesap verecektir.
struma gemisi sabah saatlerinde dehşet bir gürültüyle patlıyor. insanların bedeni cesede dönüşüyor. ceset parçaları koca denizi bir anda kırmızıya boğuyor. gemi darmadağın oluyor. dünya rahatlıyor. çünkü artık kendilerinden yardım isteyecek kimsecikler yok. 766 insan denizin soğuk derinliklerinde gözden kayboluyor. bu arada insanlık vicdanı da
mavi marmara gemisindeki olayları yorumlarken resme iyi bakalım. ben bu yazıyı yazarken israilde on binlerce cesur israilli mavi marmara gemisine yapılan saldırıyı barış öncüsü ishak rabin meydanında protesto ediyordu struma gemisindeki çaresiz bekleyişe insanlık tarafından hiçbir protesto olmamıştı. resmi iyi okumak gerekmiyor mu?
mavi marmara gemisinde bulunan gazeteci bir arkadaşım anlattı... israil yetkilisi bu işin sonu ne olacak, şimdi şu olanlar iyi mi oldu, ne düşünüyorsunuz bu konuda deyince, gemideki aktivistlerden biri israil yetkilisine, israil haritadan silinmediği sürece bu devam eder, hepiniz ortadoğudan sürülmelisiniz diye bağırmış.
ahmet altan bu durumu şöyle ifade ediyor:
ben senin kökünü kurutacağım, seni bu topraklardan sileceğim dersen bu savaş bitmez, bitmediği gibi kendini sürekli tehlikede hisseden israilde korku büyür ve o korkuyla insanlar budalaların şiddetine sığınmak zorunda kalırlar. kendilerini yok etmek isteyen düşmanlarla kuşatıldığına, varlığını savunabilmek için sürekli şiddete başvurmak gerektiğine inanan israilliler, barışı, dostluğu, anlaşmayı savunan diğer israillilere kızıyorlar, onları suçluyorlar.
eğer insani değerlere, insan hayatına sahip çıkıyorsak, israilli insanların var olma ve yaşama hakkına da sahip çıkmalıyız.
saf insanların yok olacağını sandığı ülke*. ama bu ülkenin sevilmeme nedeni doğal bir sebeptir. hiçbir zengin sevilmez, hiç bir güçlü sevilmez. azziz yıldırımın da dediği gibi güç insanı yanlızlaştırır düşamanlarını çoğaltır.
insanları mükemmel bir şekilde kandırıyor çünkü biliyor birgün neslinin tükeneceğini sırf buna inat insanları oyuna getirip onları bir çok şeyle meşgul ediyor.
antisemitik değiliz deyip durmadan israel ile alakası olmayan avrupanın her ülkesinden yahudileri katleden adama methiyler düzen insanların bok atığı ülke. sonra bunlar bu ülkenin karşısına "barış elçisi" diye demir cubuklarla çıkar dayağı yer.
aponun yakalanmasıda dahil pkk ile savaşta her türlü yardımı türkiye ye yapmış olan devlet. bunun yanında apo'nun kalesi haline gelmiş suriye ile artık vizesiz kankardeşi ülkeleriz. yada mossadın konsolosluğunda bulduğu cebinde kıbrısrumkesimi pasaportu ile yunnistanla halliceyiz. veya kıbrıs türk kesimini tanımayan, ermenistana hertürlü desteği veren iran ile aşk yaşamaktayız. lakin söz konusu israil olunca birden "kesin iskenderun olayını israil yapmıştır" diyecek kadarda zavallıyız.
ciddi ciddi paronayaklaşmış bir ülkedir. israil vatandaşı olmayan herkesi terörist olarak görmeye başlayan şizofrenler tarafından yönetilmektedir. gidişatı iyi değildir. tüm güvencesi abd'dir.buna karşılık allah'a güvenenlerin sayısı gün geçtikçe artmaktadır. herkese "allah mı güçlü abd mi" diye sordurtan bir ülkedir. lakin cevabını bilmesi gerekirdi. (ayağında ayakkabısı olmayan afganlı mücahidlerin, koskoca sscb'yi çökertmesini unutmuşa benziyor)
zamanında asil!!! ingilizlerin yardımıyla müslüman ülkelerin arasında kurulmuş bir din devletidir. kendisine aynı anda savaş açan bütün komşu ülkelerini bir anda yerin dibine sokabilecek kapasiteye sahip bir din devletidir. etrafındaki müslüman devletlerden korunmak adına kendini kapalı kutu moduna sokan bu yüzden de kendisine tehdit olabilecek bütün unsurları yoketmekten başka lüksü olmayan bir din devletidir. kendi sınırlarını delip geçmeye çalışacak olacağı belli olan müslüman ülkelerin bir çeşit misyonerleri tarafından gönderilen gemiye "gelmeyin vururuz" demesine rağmen o gemi geldiğinde vuran, çünkü eğer o gemiyi vurmazsa abluka altına aldığı topraklara götürülen yardım sayesinde ablukanın kırılacağını iyi bilen bir din devletidir.
şimdi adama sorarlar:
-bu israil denilen yahudi devleti o kadar müslümanın arasında ne yapsaydı "gelin kardeşim geçin toprağımdan yardım mı götürüyorsunuz ne yapıyorsanız yapın" mı deseydi?
-adamlar şerefsiz ona eyvallah lakin bizimkilerde az değil mi? adam göstere göstere vuracağını söylemiş sana daha ne gönderiyosun masum!!! insanları?
-muazzam lobileri sayesinde arkasına aldığı abd yi ve dolayısıyla ab devletlerini görmezden gelerek islam birliğinin lideri olma ütopyası nedendir?
-aynı şey senin başına gelse elin adamı binse gemilere dese ki biz bu kürtlere yardım edeceğiz onlar dağlarda aç aç dolaşmaktalar dese sen ne yaparsın? (bkz: abd nin cudi dağına yardım götürmesi)
-sen manyak mısın elindeki silahların sahibine ters yapıyorsun?
-yoksa sende mi bu komplo görüntüsünü açıkça belli eden olayın içindesin?
soruların kime gittiği bellidir umarım.
Bu ülkenin bu kadar güçlü olmasının altında yahudilerin hemen hemen dünyanın her yerinde finans şirketleri de dahil tüm büyük ticari kuruluşların ortagı olması. hangi büyük firmayı kurcalasanız avrupada ve amerikan markalarında mutlaka altında bi yerlerde yahudi bulunmaktadır. islam aleminin özellikle arap aleminin petrol gibi muazzam bir kaynagı olduğu halde ilmine yetişemediği bir millettir.
hiç sevmem bunları ama yiğidi öldür hakkını ver islam aleminin yarısı kadar dahi olmadığı türden birbirlerine baglıdırlar.
dünyanın finans gücünü yöneten bir millettir. aynı zamanda dünyaya gelmiş geçmiş en büyük illetirler.
(bkz: Rotschild ailesi)