var böyle insanlar. inanması güç de olsa var. sanki insana berke diye çağrılan, doğduğunda sağ kulağına ezan sol kulağına kamet okunup berke diye fısıldanmış insanlar hiç yokmuş gibi geliyor nedense hep. berke efemine, concon bi diyalog karakteri sadece bazılarımız için. berke'li, mizah soslu diyaloglar genelde "hönk" yazılarak bitiriliyor. yani bu efemine concon, kendisinden beklenilen tikiliği yapıyor ve hepimizi kahkahaya boğuyor sonunda. yani diyaloğu yazan öyle düşünüyor.
ben gerçekten ismi berke olan birini tanıyorum. gerçekten. başlarda ben de inanamıştım. ağır ödeyeyazdım bu inançsızlığımın bedelini. çaktırmadan kafa kağıdına da baktım. sarih bir berke idi kendisi. nüfus memuru herhangi bir hata yapmadan kaydetmiş kütüğe bu dostumu. baba adı idris, anne adı ümmügülsüm. yalnız isminin berke olduğuna kanıp ılık götlü diye tabir edilen insanlardan sanarsanız o an kafayı koması bir oluyor. buna çok şahitlik ettiğim zaman içinde.
bu berke'nin mizacı hiç de bir berke'den beklenebilecek gibi değil. onunla diyaloğa girerseniz diyalogların sonu hönk'LE BiTMEZ. hayatında mizaha da hiç yer yoktur zaten, diyalog nedir bilmez. daha çok emir kipinde, kısa, keskin monologlarla yaşar hayatını. idris adında bir kumarbaz, 3 leşi olan 13 yılını mapus damında çürütmüş rizeli bir kabadayı neden çocuğunun adını berke koyup onu hayata 3-0 hükmen mağlup başlatmıştır inanın ben de bilmiyorum. ama var böyle bir berke işte.
genelde adı ile taşşak geçildiğinde asabileşir. berke'nin gerçek yüzü ile tanışırsınız belki bir modacının elleri olması beklenen elleri daha onaltısına varmadan en kaba işlere koşulmaktan, yazın köyde çay toplamaktan nasır tutmuştur. herhangi bir taşşak geçilme kokusu aldığı zaman berke'nin içinde bir kürşat, bir erkan uyanır adeta. ve nasırlı yumruklar konuşur diyaloğu bundan sonra. "hönk" bile diyemezsin, komik bile olamazsın, gülünç olursun. berke deyip geçme, siker!