"onunla ben
hep sevişecek gibi baktık birbirimize
bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık"
diyen,
"Beni artık kimseler arayıp da bulmasın
beyaz harmanilerin göklere açık sofrasında
yıktığım saltanatın dizinde inlediğim
aşkın en tabanında yattığım anlaşılmasın"
diyen,
"Doların dalgalanmasına bırakıldı bu çağda alum
geceleri şehrin varoşlarında ikamete mecbur edildi
gündüzün kimlik soruldu ona
sağcı mı solcu mu olduğu sorusuna cevap verdi
seken bir kurşun kadar
kurşuni bir kış denizi kadar bile
taraf tutmayan ölüm "
diyen,
"Kabaran bir çarpıntı oluyor şehir
uyusam bir dağın benimle uyuduğu oluyor
her gün şehrin ortasında bir ergen ölüyor
domuzuna ölüyor bankerlere durarak
noterden onaylı kağıtlara durarak
mevlit ilanlarına durarak.
Yunmadık saçlarını okşuyoruz, yavrum.
- Yüzümüzde dolanan bir mayhoş kahkaha -
Gırtlağımda bir harf büyüyor
gırtlağımızda. "
diyen,
"yaşamak debelenir içimde kıvrak ve küheylân
beni artık ne sıkıntı ne rahatlık haylamaz
çünkü ben ayaklanmanın domurmuş haliyim
yürüsem rahmet boşanacak
ve sana bir karşılık vereceğim."
diyen ve hatta şiirlerinde anlayana daha bir çok şey söyleyen eli ve zihni kuvvetli şair.
22 haziran 2013'te konya'da bir panelde yaptığı konuşmada özetle şunu söyleyen şair-yazar:
abd, suriye'de çıkarlarını savunması için ateşten kestaneleri alan maymun olarak türkiye'yi kullandı. türkiye bunu yapmakta başarısız oldu ve suriye, abd'nin ikinci vietnam'ı oldu. bunun üzerine abd, türkiye'yi cezalandırmak için yola koyuldu. ankara'yı bombalayabilmek için recep tayyip erdoğan'dan bir saddam üretmesi gerekiyordu.
gelinen nokta şu;
takip edenlerin belirttiği üzere amerikan medyasında haberlerin % 50'si islam dünyası ile ilgili, onun da %50'si tayyip erdoğan'la ilgili.
ve haberlerin içeriği de malum:
gazeteleri ve haber sitelerini kapatıp gazetecileri hapislere dolduran, muhaliflerini ezmek için darbe tiyatrosu hazırlayan, kürt şehirlerini bombalayıp katliamlar yapan, otokrat ve totaliter lider vs. vs...
amerikan kamuoyu türkiye'ye yapılacak her türlü muamele ve müdahale için hazırlanmış ve gerekli algı düzeyi sağlanmış durumda.
o da şu:
türkiye'de saddam'ı mumla aratacak bir diktatör var ve her türlü yolla alaşağı edilmesi lazım.
1970'e kadar marksist dünya görüşüyle şiirlerinin imgelerini oluşturan şair. 1974'de yayınladığı amentü şiiriyle islami geleneğe yakınlaştı. iki döneminde de özgürlük ve şiir arasında bir bağ kurdu.
radikal ve şiddetli imgeleriyle türk şiirine yön veren bir şair oldu.
yaraların kabuğu kolayca kaldırılıyor
halkın doğurgan dünyasına dalmakla
onların güneşe çarpan sesini anlamayan
dört duvarın, tel örgünün, meşhur yasakların sahipleri
seyir bile edemezken içimizdeki şenliği
yılgı yanımıza yanaşmazken
bizi kıvıl kıvıl bekliyorken hayat
yıkılmak elinde mi?
hergün yanımda güzel! sesiyle okuyan bi arkadaş var- teşekkürler kyk teşekkürler güzel devletim
- neden bölcen ki devleti
-hiiç devlet bana bağmiyi de- ondan şeyediyom
oda değişmeye de izin yok 1 ay
15 Temmuz`da biz sokaklardayken ne yaptigini gercekten merak ettigim sair. Yalnız yaşayan en büyük şair olmadığına dair saçma sapan şeyler duyuyorum. Böyle düşünenlerin sadece “yaşamak umrumdadır“ şiirini tekrar okumalarını istiyorum.
"yüzüne ay kırıkları çarpıp uyansın sevdiğim." demiş şair. ayrıca yıllar önce fethullah gülen hangi dine mensupsa ben o dine mensup değilim de dediği söyleniyor.
Cumhuriyet, son dönem şairidir. Usta olduğunu kabul ettiğim şairlerden. Yazın hayatının çalkantılı son dönemlerdeki şiirleri görüşlerime uymasa da bu denli ustayı inkar etmek fikirsizliktir.
inanamayan biri olarak mistisizmin ne denli güçlü bir büyü olduğunun farkındayım.insanların yarattığı bir mistik güce yine insanların yürekten tapması yani aslında bunu yapabiliyor olması ve Insanların bu büyü karşısında yarattığı ürünlerin yanında bir de saflık duygusu beni de etkiliyor.
Bu yüzden olacak ki ismet Özel, benim kendimde fark ettiğim bu düşüncemin ilk teyitlerinden biri.
murat menteş' in ismet özel ile yaptığı röportajdan bir kesit:
murat menteş: Şiirlerinizde ifade ettiğiniz şeyler, yaşadıklarınızla hep ilgili mi sahiden?
ismet özel: Bunu Ataol [Behramoğlu] da yazmıştı. Benim şiirimin ayırıcı bir vasfıdır. Yani çok uçuk gibi görünen ifadenin bile, mesela “Çocuk e harfine yaslanmış uyuyordu” bunun mutlaka bende bir yaşanmışlık olarak karşılığı vardır.
murat menteş: “Çocuk e harfine yaslanmış uyuyordu” mısrasının karşılığı ne olabilir ki?
ismet özel: Bunu bir okuyucu keşfetti: Çocuklar nasıl uyutulur?
murat menteş: Ninni söyleyerek?
ismet özel: Sonra?
murat menteş: “Eeee, eee, ee, e” denilir?
ismet özel: Yaa.
Nazlan
Sitem et
Kırıl bana
Beni geç vakit
Tek başıma suya yolla
Bağçede yüzünü öteye çevir
Güle hayret ediyormuş gibi yap
Gülümseyerek konuş da başkalarıyla
Somurt avluda sadece ikimiz kalınca
Kızıp en sevecen adımlarınla üst kata çık
En sevdiğim çiçeğin saksısı kaysın elinden
Derinleşsin ben içerledikçe ruhumdaki sakarlık
Yamru bastım iş değildi hake çakılmak bayırdan
Dağ sıra dağdı hangi haşin belden yol veresi
Gece hep süzüldü yukarıdan lakayt kehkeşan
Altımda hep beni yutmaya çağladı nehir
Yetişir hecelemen sök beni bir kere
En zoruma gideni yap hengâme getir
Çel beni tökezlet tuttur çitlere
Ahla istida edecek ahvâl değil
Kim bana kıymazsan bilebilir
Dünya dedikleri samut küp
Acılar tınladıkça bende
Hep seni seslendirir.