Nazlan
Sitem et
Kırıl bana
Beni geç vakit
Tek başıma suya yolla
Bahçede yüzünü öteye çevir
Güle hayret ediyormuş gibi yap
Gülümseyerek konuş da başkalarıyla
Somurt, avluda sadece ikimiz kalınca
Kızıp en sevecen adımlarınla üst kata çık
En sevdiğim çiçeğin saksısı kaysın elinden
Derinleşsin ben içerledikçe ruhumdaki sakarlık.
"şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?"
onlara dayanıyorum yürekli savaşçılara
saçları uzun bir unutkanlıkla örülmüş
kanlarının ardında tehlikeler yürüyen
korkunun gözlerini aradığı omuzlarında
gittiler, yittiler arasında boğuk seslerinin
tozuyan atlarının yelelerine baktılar ve
sen oldun
ve seni gördüm, eğninde bir mavi gözlerin vardı
....
tahrik şiirinde geçen "...altıkırkbeşte vapur ve sancı geç saatlerde..." dizesiyle altıkırkbeş yayınlarının isim babası olan, yaşayan en büyük şairimiz
hiç şüphesiz gelmiş geçmiş en büyük şairlerden biridir. gerek kelime seçimindeki titizliği gerek konuyu ele alış biçimi onun dehasını göstermektedir. ismet özel, okuyacaklar evvela bir TDK sözlüğü edinip öyle okumalıdır. çünkü ismet özel okurken o kadar değişik kelimelerle karşılaşırız ki "aaa! bak Türkçede böyle bir kelime de varmış." deriz(alnac, gümrah, delişmen, kargışlamak...). Okuyorum ama bir şey anlamıyorum diyenler ismet Özel'in hayatını irdelesinler biraz ipucu bulabilirler. Tekrar tekrar okusunlar her okuyuşun ayrı bir zevki olacaktır.
ismet Özel, şair kimliğinin yanında çok önemli bir mütefekkirdir aynı zamanda. "ismet Özel, iyi şiir yazıyor da düşünceleri çok aykırı" diyenlere şairin cevabı şu minvaldedir: "Bir adam bir tarafta çok güzel işler yaparken bir taraftan da saçmalaması mümkün müdür"(oksimoron)
istiklal Marşı Derneği'nin genel başkanıdır kendileri. iktidar partisi aleyhine yazıları nedeniyle gündeme getirilmediğini söyler ama kendi çapında dernek sitesinde yine bir şeyler "karalamaktadır".
ismet Özel, şiirleri ve yazıları bir nevi beynimizin en çok sevdiği yemektir, sudur. Modern Türk şiirinde az sayıda ufuk açıcı yazarlarımızdan biridir.
"her hafta oğlunu leğende yıkayan hayat" selam olsun sana...
"Nazlan!
Sitem et!
Kırıl bana!
Beni geç vakit
Tek başıma suya yolla...
Bahçede yüzünü öteye çevir
Güle hayret ediyormuş gibi yap..
Gülümseyerek konuş da başkalarıyla
Somurt, avluda sadece ikimiz kalınca..
Kızıp en sevecen adımlarınla üst kata çık..
En sevdiğim çiçeğin saksısı kaysın elinden
Derinleşsin ben içerledikçe ruhumdaki sakarlık..."
"tohumu
anasının rahmine
bir ilkbahar gecesi düşmüş.
baharmış.
dışarda rüzgâr.
dışarda dallarda, bulutlarda
toprakta delimsirek çırpınışlar.
bir yanda hışır hışır emeniyor börtü böcek
irili ufaklı bütün kuşlar
suskun buldukları korunakta
öte yanda tabiat
bir kadınla bir erkeğin yatakta
terli telaşıyla yarışa yelteniyor.
ah, bu hep zaten böyle oluyor
insanlar tabiatı her zaman heyecana boğuyor
çünkü kuşlar ve böcekler gibi değil
bulutlar ve ırmaklar gibi sevişiyor insanlar
sevişerek çiseliyorlar dünyayı
yalnız ilkbahar gecelerinde değil
sevişiyorlar
sonbaharın mağmum karanlığında
kış gelince hakaretamiz bir soğuk çattığında
yaz olunca ısınan baygınlığın çözeltisi yüzünden
sürgün günlerinin birinin batımında
birisi bir başkası yerine seyahat ederken
yusuf'a doğru giden her eğimde
her hangi bir vakte denk düşüyor
sevişme ânı."
dilce susup
bedence konuşulan bir çağda
biliyorum kolay anlaşılmayacak
kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın
yanık yağda boğulan yapıların arasında
delirmek hakkını elde bulundurmak
rahma çağdaş terimlerle yanaşmak için
bana deha değil
belgeler gerekli
kanıtlar, ifadeler, resmi mühür ve imza.