müziğinden sonra çaldığı enstrumanları duyduktan sonra dudağımı uçuklatan güzide insan. piyano, keman, bağlama, tambur vs vs çalıp da bu kadar vahim müzik kulağına sahip olmak nasıl bir kişisel bozukluktur bilemedim. sanatçı kişiliğiyle piyasaya tekrardan girse.
"baş apaçi"dir efendim müziği iğrençtir robottur.
dinleyiciler çoğunlukla ipsiz sapsız facebook'u amele gibi kullanan apaçi diye tanımladığımız gençlerden oluşur.
facebook isimli eserinin nakaratı, cankan isimli grubun yar yar yar isimli eserinin nakaratıyla aynı olan kişi, anlamak için orglarımızı açıp tempoyu 70'ten 95'e getirelim yeterli. çalan kişiye bak, çaldığı kişiye bak, çalınan şeye bak; hırsızlığın tadı da kaçtı miirim. *
katıldığı televizyon programında kanundan piyanoya 3-5 enstrümanı çok rahat bir şekilde çalarak ve albümlerindeki tüm müzik enstrümanlarını kendisinin çaldığını hatta bazı diğer sanatçılara da yardım ettiğini söyleyen ve gözümde daha da bir düşen kişi. yau madem bu kadar yeteneklisin neden daha düzgün birşeyler ortaya koymuyorsun? bunca yeteneğini, bilgini üç beş kuruş daha fazla kazanmak için mi sattın?
ilk kez bugün izledim dostlarım, o eşsiz klibi bugün izledim. ismail yk şarkıcısının facebook adlı klibini ben bugün ilk kez izledim.
sefil hayatımın diğer sabahları kadar sıradan bir sabaha uyanmış, sıcak bir sohbet umuduyla bir takım dostlarımın yanına gitmiştim. tekdüze sohbetimiz ağır aksak ilerlerken televizyonda birazdan başlayacak olan klibin benim için çok derin anlamlar içereceğini nereden bilebilirdim? nasıl olsa izlemiyoruz, bari müsriflik olmasın diyerek açık vaziyette bulunan televizyonu kapatmaya tam yeltenmiştim ki büyük usta yk nın klibiyle burun buruna geldim...
...klip diğer bütün yk klipleri gibi yk markasının şanına yakışacak şekilde başladı. güzel bir ablamız facebook aracılığıyla sayın yk ile konuşuyor ve tüm diğer genç kızlarımız gibi ondan çok pis etkileniyordu. derken sayın yk denizin üzerinde o akıl almaz figürleriyle dans etmeye başladı. o oldukça zor figürlerin hakkını veredursun ben ve benim gibi sefil dostlarım hayranlık ve hayret arasında gidip gidip gelen hislerle büyülenmiş, beyaz cam karşısında hareketsiz kalmıştık. ama bu daha hiçbir şeydi, biraz sonra hayretlerimiz meteor ve tsunami sahneleriyle katlanıverdi. lokomotif gülşen, çıtı pıtı birsen de bizim kadar şaşırmışlardı eminim. sorun bana, o dalga darbeleriyle yıkılan gökdelenleri, parçalanıp sular altıda kalan köprüleri sorun. o helikoptere tutunarak göğe yükselen sayın yk nın karizması altında nasıl ezildiğimi sorun...
...işte o an hayata ve her şeye bakış açım değişti dostlarım. değil mi ki ben sanat adına asla böyle muazzam eserler veremeyecek olan bir sefildim, öyleyse sefil varlığımı yk yolunda feda etmeliydim..