özellikle günümüz koşullarını göz önünde tutarak* hiç bir derde derman hiç bir yaraya merhem olamayan bir din haline gelmiştir. toplumların dimalarını yaşantılarını kangerne çevirmekten başka bir işe yaramaz hale gelmiştir. *
tüm teorik ayrıntılarından ziyade, bu dinin bazı sağlam inançlıları, günah diye bir the beatles, pink floyd, sezen aksu, fikret kızılok dinleyemeden ölecekler ya, bu benim bile içimi yaralıyor. "while my guitar gently weeps" dinlemek nasıl günah olur yahu? inanan kişi için allah'a bile yaklaştırıcı vesile olabilir bu şaheser aslında. çok şey kaçırıyorlar.
mükemmel, kusursuz, mantıklı, içinde çelişki olmayan, insana öğretileriyle tek huzur veren tek şeydir. allah katında tek geçerli dindir. bu dine iman edenlere müslüman denir. evrensel bir dindir, ve inşallah yakında tüm dünyaya hükmedecektir.
iman edenleri(!) tarafından şu an çok kötü şekilde temsil edilen dünyanın en güzel dinidir. içerdiği tasavvufla şu zamanda bile insana huzurlu bir hayat yaşatabilir.
ben bir müslüman olarak bilimsel gelişme ve ilerlemenin insanlara mutluluk getirdiği kanaatinde değilim. mutsuzluk da getirmediği gibi sadece hayatı kolaylaştırıyor. belki de zorlaştırıyor, lüksü zorunlu ihtiyaç haline getirip yaşamı karmaşıklaştırıyor. sonuç olarak bilimsel ilerleme farz-ı kifaye olmakla birlikte, bunun farz-ı kifaye oluşu insanların hayatını karmaşıklaştırmayı teşvik etmek değil, çağında askeri, ekonomik ve kültürel olarak bir numaralı olmak gerekliliğidir. zira bu tip bilimsel ilerlemeler insanları cezbeder, bu da o ülkenin bilimiyle birlikte kültürünü de ihraç etmesini sağlar. günümüzde amerika ve avrupa bunu başarmaktadır.
şimdi farz-ı kifaye olan bir şeyin yapılmıyor oluşu, onu farz-ı ayn haline getirir. bunun günahı da tüm müslümanların üzerinedir. her neyse anlatmak istediğim özetle şudur: islam mutluluk ve esenlik kaynağıdır, bilimsel ilerlemenin garantörü değildir, ki bilimsel ilerlemenin mutluluk getirmediği de ortadadır.
gelişim evresini yaşayan ilk insanı baz alarak başlarsak ve insanların iletişim kurabildiği dönemlere kadar gelirsek eğer islamiyetin sıfırdan bir şeyler ürettiği gibi kimden çıkma olduğu belli olmayan tez yanlış olur elbette. zira bilim bir öncekinin devamıdır. hatta yine bu nokta bilim dünyasına jung tarafından sokulmuş ve bu duruma arketip denilmiş. o psikolojide kullanmış olsa da bilim dünyasında var olan ilk modellemeye arketip denilebilir çünkü.
yani bu durumda gelişme denilen şey zaten bir arketip üzerine olmalıdır. yoksa yıl olmuş 500 dünyada belirli bir medeniyet var ve islam apayrı izole bir yerde sıfırdan başlamıyor her şeye. mevcut var olan bilimi ve ilmi ciddi derecede geliştiriyor.
bu durumda islamiyetin bir toplumu en ileri seviyesine taşır tezi doğru ancak bunu ateistlerde, hristiyanlarda başarır. yani bir toplumun bilim olarak en iyi seviyede olmasının bunlarla hiçbir alakası yoktur. burda vurgulanmak istenen nokta şurası bazı kara cahillerin islamiyet medeniyet karşıtı, bilme faydası katkısı olmayan din, islamiyet toplumsal ilerlemenin önünde bir taştır diyenlere aslında islamiyetinde bilim konusunda aynı yerde olduğudur. yani eğer bu din bunlara karşı olsaydı öyle bir dönem hem de islamiyetin doğuşundan kısa bir süre sonra bu dinde yaşanmazdı.
yani islamiyet toplumun ilerlemesine engel olmayan, her şeyde olduğu gibi mevcut verileri kullanıp üstüne yeni şeyler koyan (mantıken) bir anlayışa karşı değildir.
eğer neden bu halde diye soruluyorsa islam coğrafyasında oynanan oyunlara veya bu dini yaşayan kişilerin neden bilimden bu kadar uzaklaştığı konusuna eğilmeli.
velhasılıkelam suç islamın değil, onu yaşamayı bilmeyenin.
hakkında varılan yanlış çıkarımlardan biri, toplumları en ileri seviyeye taşıdığıdır. bundan kast edilen 9.-12. yüzyıllar arası yaşanan entelektüel ve bilimsel aydınlanma. Bunun sebebini islam'da görmek yanlış. Bu dönemdeki felsefi ve bilimsel aydınlanmanın sebebi islam değil, eski mısır-helen-yunan eserlerinin arapçaya çevrilmesi ve kütüphaneler kurulmasıdır.
bu eserleri okuyup yorumlayan kişiler, özgür düşünceyle tanışmış, bu sayede de bunların üstüne bina ettikleri yeni felsefeler ve bilimsel gelişmeler kaydetmişlerdir. islamiyet'in başlangıcını yaptığı sanılan nice bilimsel ve felsefi buluşların kökeni, eski yunandadır. matematik, astronomi, biyoloji, devlet felsefesi, şüphecilik gibi alanlarda gelişme, eski yunan ve mısır eserleri üzerine bina edilmiştir, sıfırdan bir gelişmeden bahsedilemez. zaten ortaçağ sonunda başlayacak hristiyan rönesansı da aynı kaynaktan beslenecektir. bu sefer avrupa, eski yunan eserlerinin yanında arap filozof ve bilim adamlarının eserlerini de çevirecek, yeni sistemlerini bunlar üzerine inşa edecektir. bilim ve felsefe üstüne koya koya ilerler.
islamiyet eski yunan'dan almış geliştirmiş, avrupa da islamiyet ve eski yunandan almış, daha da geliştirmiştir. avrupanın bu gelişimine hristiyanlık sebep olmadığı gibi, islamiyet'in gelişimine de islam sebep olmamıştır. asıl sebep, eleştirel düşüncenin ve sorgulamanın öğrenilmesi, ve anlam verilemeyen durumların sebebinin ilahiyata ve dogmalara baglanmasındansa cevaplarının aranmaya başlanmasıdır.
eger islamiyet'in 300 yıllık aydınlanmasını islamiyet'e baglayacak şekilde okursak, avrupanın gelişmesini de hristiyanlığa bağlamış gibi oluruz ki bu çok yanlıştır. çünkü islamiyet'te gelişim en yüksek devrini eski yunan eserlerinin çevirisiyle özgür düşünce yönteminin ögrenilmesinden aldıysa, avrupa da bilim ve felsefede en hızlı gelişimi, bu eserlerin çevrilmesinin devamında hristiyanlığı toplumsal yaşamdan ve devlet yönetiminden atması sonrasında yaşamıştır. islam devletinin gelişimini islam'a bağladığımız, ve geri kalışını islam'ı yanlış yorumlamaya yorduğumuz için de yüzyıllardır yanlışlardayız. bilim felsefe ve kültür, dinle degil, özgür düşünce ve bilimle gelişir.
kafasından hikaye yazan ya da pardon dur ya hayal kuran geri zekalı embesillere dert olan din. yani bu denli salakça ithamlar ve laflar ancak böylelerinden beklenir.
gelin bakın bu kimseler ne diyor : ''muhammed zengin olmak için din kurdu.''
şimdi malumunuz efendim eskiden bu ateistler kaliteli olurdu, gerçekten uzun uzun araştırır inanmamayı seçer ve kendilerince açıklama yaparlardı. öyle ki o adamların yazdıklarına denk geldikçe aklımda tutar birilerine sorardım, araştırırdım. şimdi bakıyorum yemin ediyorum geri zekalı bir çoğu. ulan bu adam zengin olmak istese dinden vazgeçerdi. adamın malı mülkü yok, geceleri namaz kılmakla geçirmiş, dünya namına doğru dürüst yaşamamış. savaşlara girmiş bir insan. ulan bak aslında ağzım bozuk değildir ama böyle embesilleri görünce bozuluyor işte hadi ben marjinalim ayağına, karı kız ayağına bir bok bilmeden ateist oldun bari bunu uluorta yapma ben ateistim de siktir git ne yapıyorsan yap.
milyarlar birbirini kesiyor, islam öcü böcü ühühühü diye de ağlamayı ihmal etmiyor bu zerzevatlar.
''insanları puta taptı diye astı kesti.''
işte burda dur şebek. önce bir ispat et bakalım puta tapıyor diye kimi kesmiş. ulan seni insan yerine koyup cevap veriyorum diye bir yandan da kendime küfür edip duruyorum ama kendine taş atanlara dua edin, karşılık vermeyen, helak edilmesine göz yummayan* bir insandan bahsediyorsun. sen kafandan düşmanlık tohumlarını besle, kin gütmeyi becer sonra ağzına bile almaman gereken isme laf et.
cariye ve köle konuları ve bu konu da zaten her yerde yeterince irdelenmiş vaziyette. zaten bu teoriler hep kısır döngü şeklinde tartışılıp duruyor. bari saçmalayacaksın üç beş bir şey bil öyle salla.
ha evet senin yaptığın fikir özgürlüğü. inanma umrumda değil saygı da duyma amk sikimizde değil ancak geri zekalı geri zekalı konuşma. zira bir insanın da neye inandığı sikimde değil insanın inandığı şeyi ne kadar bildiği benim umrumda olan. o da görünüyor zaten.
batı özentisi ergen arkadaşlarımızın her fırsatta saldırdığı din.
ah canlarım benim, anlıyorum, okullar yakında açılacak, son geceleriniz bunlar, ama yok mu başka başlıklar, mesela bilmem ne diyen kız, bilmem ne yapan oğlan.
marjinal olmak bi inanca, bi dine saydırmak değildir, bu sizi ancak lise sınırları içinde havalı yapar, toplumda ise ergen derr geçerler ki ergen deyip geçiyoruz.