"beni görmek illa ki yüzümü görmek değildir, benim fikirlerimi benimsemektir." gibisinden sözler söylerek, öldükten sonra resimlerini tüm resmi dairelere, (eğitim, sağlık,askeri vb kurumlara) asmaktır.
halkın iradesi ile başa gelenleri darbe yaparak indirmeye çalışanların, halkın iradesi ile başa geldikleri halde yargıya takılarak meclise girememesine denir.
edit: ironide zeka pırıltısı vardır, okuyan kişi ister istemez sorgular yazılanı, üzerine düşünür.
bu elemanın tek yaptığı küfür yemek, nickaltını şişirtmek.
hayatım boyunca severek kullandığım yazım ve konuşma üslubu (biçimi) ölene dek de kullanacağım anlaşılıp anlaşılmaması mesele değil. karşı taraf hakkında çok doğru tahliller yapmanıza olanak sağlıyor.
ironi: söylenen sözün tersini kastederek kişiyle veya olayla alay etmedir. **
ÖR: Annem bana * dediğinde oluşan ironinin hiçbir zaman farkına varamadı.
belalı öğretmen adlı filmin, üzerine kurulduğu kavramdır.
--spoiler--
elbet problemleri vardır bu bağyan öğretmenin... vermiş olduğu ödevleri sırayla okuturken tahtada, ödevini okumakta olan esmer esas kahraman bayanımızın ağzından çıkan ironik sözcüğü öğretmeni kıl eder ve gerisi biraz kan, biraz bıçak ve bol gerilim dolu filmin neticesinde kız ironinin ne demek olduğunu öğrenir. korkmayın kızımız hala yaşıyor.
--spoiler--
tuhaf olansa, yıllaaar yıllaar önceki (199küsür yılındaki) bir filme dahi konu olan bu kavram o zaman öğrenilmediği gibi, şimdi de sözlüklerin varlığına rağmen inadına öğrenilmiyor. yoksa bu sözcüğe çok mu kıl olunuyor? yoksa çağrışım listemize alamadık mı? neden kalem sözcüğü bildiğimiz kalemi, kitap da kitabı çağrıştırırken; ironi sözüğü (sonundaki "i" harfi fazla gelecek olmasına rağmen) ingilizcedeki demir ve ütü sözcüklerini çağrıştırır herkezde? (bkz: cehalet) bu sözcüğü halka katmak için insanlara zorla sözlük okutmalıyız evet eveet!