zaten eninde sonunda teslim olunacak ölüme daha erken teslim olmak. bazen ben bile düşünmüyor değilim bunu. tıpkı sagopa kajmer in nedense de söylediği gibi:
-yaşama hakkımı sonuna dek mi kullanmalı mıyım tanrım?
çok sıradan bir şeymiş gibi gelen, kişinin tercihiymiş gibi düşünülen şey. arkada kalanları cezalandırmak amacı taşıyan, lakin gerçekte cezayı kişinin kendisine verdiği eylem. gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinde her gün onlarcasına rastladığımız, ana haber bültenlerinden eksik olmayan ölüm. tek anlık. bir kerelik. sadece tek bir hareket. sonra yok. bitti. işte bu kadar. tüm hayat bir anda, kişinin isteğiyle bitiveriyor. geride kalanlar içinse berbat bir dönem başlıyor. illa tanıdığın birinin intiharından üzülmen gerekmez. ki sadece tanıdık kimselere üzülmek, çok bencilce bir davranış. sadece bir kere gördüğün, sadece ismini bilmenin yettiği kişilerin sonlarını duymak da, insanda kalıcı hasarlar bırakıyor. sanki giden bir dostunmuş gibi. kimmiş o, kimmiş? diyor herkes. sanki olan biten heyecanlı bir aksiyon filmi. kimmiş o, kimmiş? sorusu, sonradan çok can acıtıyor. herkesin kişinin kimliğiyle ilgilendiklerini görünce insan olmaktan utanıyorsun. haa, o muymuş.bilmem? tanımıyorum. dediklerini duyunca, kişilerin ne kadar duyarsız olduklarını görüyorsun. eğer tanıdığı biri olsa üzülecekti. diyorsun. oysa ki ne fark eder? giden bir can değil mi? üstelik çok küçük bir can. tanımıyorsun onu. hiç konuşukluğun bile yok. ama geçen hafta kantinde tost alırkenki görüntüsü beliriveriyor gözünün önünde. ya da merdivenlerden inerken ki hali.. bitiyorsun. evet, hiç tanımıyorsun ama geçen hafta sapasağlam karşında duran kişinin, artık olmadığını bilmek çok boktan bir hismiş; bunu anlıyorsun. ne düşünüp yapmış diyorsun. canın acıyor. ama kimse bu kadar kafaya takmıyor bu durumu, görüyorsun. çünkü hiç biri onu tanımıyor. dönüp kendine bakıyorsun. ben niye bu kadar takıyorum? diyorsun. duygusal olduğun için lanet okuyorsun. biraz daha güçlü olmayı diliyorsun. bir anlık bir hareketin nelere mal olacağının farkına varıyorsun. yaşamın ne değerli olduğunu, soluduğun oksijenin bile bir nimet olduğunu ancak o zaman idrak ediyorsun. ama yine de olmuyor, içine oturan o boktan duygu gitmek bilmiyor. canın hiçbir şey yapmak istemiyor. kafandan çıkmıyor. onu tanımıyorsun. hiç konuşukluğun bile yok. ama ağlıyorsun. kalanları, gidenleri ve giden i düşünüyorsun. yaşamın değerini anlıyorsun. ve burada bitiyor her şey, göz yaşları içinde. tek bir an, tek bir hareket...
insanda soğuk bir şey, bir ürperti uyandırır.
adım adım kendi ölümüne yürümektir.
bilinmez, hala yaşayanlar bilemez.
bir mesafe , bir saygı, garip bir önemseme yaratır duyulanda.
geride sorular uçuşur, uçuşur durur. geride kalmak budur.
Insanın kendisini öldürmesi. Ne şekilde olursa olsun bir kimsenin kendisini öldürmesine "intihar" denir. Intihar Allah'ın yaratmış olduğu cana kıymaktır. Bu yüzden de büyük günahlardandır. Insana canı veren Allah olduğu gibi, onu almaya yetkili olan da odur.
ardından, neden? değer miydi? sorularını ve bunun gibi yüzlerce soru işaretini cevapsız şekilde geride bırakan acı bir eylem. eylemi gerçekleştiren kişinin ardından sadece nutkunuz tutulur çünkü öyle bir son yapmıştır ki size söyleyecek birşey bırakmamıştır. kafanızın içinde soru işaretleri döner dolaşır ama bir türlü cevap bulamazsınız.
intihar: cevap anahtarının imha edilmesidir.
içinde boğulduğun agoniden sıyrılmaya çalışmak. beynine ve ruhuna tecavüz eden, birdaha asla eskisi gibi olmayacak hissi veren, benliğini kanata kanata düzen, anlamlandırmakta güçlük çektiğin hayatı beklediğinin çok dışında ve korkutucu şekilde anlamlandıran dayanılmaz acıyı-işgenceyi kendi yöntemlerinle durdurma durumu. hoşçakal diyecek birilerini arattıran ama bu noktadayken; hepsini ruhunuzdan uzakta tutan, vaz geçirecek sebepler arama eğilimlerine sokan ve hep sahte sebepler bulduran ancak ölümden ve belirsizlikten artık korkmayacak duruma gelen kişiye bunları yaşatmayan, tutsaklıktan kurtulup özgürlüğe kavuşma yada fişi çekme eylemi.
Bir donem gazetelerde haber yapilmasi yasa ile men edilmistir. doktor fahrettin kerim'in tavsiyesi ve yardimlari ile bu karar alinmistir. Gayet faideli bir yasaktir haddi zatinda. Zira taklid sosyal bir kanundur. lakin adina basin hurriyeti denilen herze icad olunduktan sonra bu yasak kaldirilmistir. netekim ondan sonra da intihar vaakalari almis basini gitmistir.
iklim kosullarının intihar egilimi uzerine olan etkisi de yadsınamaz bir gercektir. kuzeyin refah ulkelerinin genellikle gunes ısıgından mahrum kasvetli iklimlerinde yasayan insanların zorlayıcı baska bir etmene baglı olmadan intihar istatistiklerinde ust sıralarda yer aldıklarını biliyoruz. aynı sekilde col iklimine sahip arap cografyasında da bu durumu gozleyebiliriz.hz muhammedin intiharı buyuk bir gunah olarak ilan etmesinin altında yatan sebep neydi acaba.?acaba o donemde colde intihar toplumsal kabul goren yuksek bir davranıs olarak mı nitelendiriliyordu.?colun insanları boyle bir kulturel davranısa mı sahiplerdi.?toplu intihar ayinleri mi vardı.?zehirle mi yoksa daha kanlı bir yontemle mi intihar ediyorlardı.?bunları bilemiyoruz.ama emin olmamız gereken birsey varsa intiharı en buyuk gunahlardan biri olarak ilan eden bir din bunu durduk yerde buyurmaz.bu buyruk bize gosteriyor ki o zamanda colde yasayan insanlar toplumsal onay goren bir intihar kulturune sahiplerdi.