Sizi çevrenizde hep eleştirecek insanlar olacaktır tabi, "korktu, yapamadı, kaçtı" diyecekler. Fakat bu korku sizin korkunuz değil onların korkusu. Onlar sizin jouissancesınızı kabullenemezler. Onlar sizi bu yüzden suçlarlar, çünkü siz onların yasallığına uyup yaşamamışsınızdır, onların dilleriyle ördüğü duvarı kırmışsınızdır, siz bilir misiniz bir insanın inandığı bütün temeli yıkmanın ne anlama geldiğini ? unutmayın, insan yaşamak zorunda değil. Siz hiç bir hayvan değilsiniz, sizin ruhsallığınızın getirdiği ağırlıyı hiç bir şeyin üzerinizden alamayacağını hatırlatmak gerek. Evet bu ağırlık hafifletilebilir psikanalizle vs ama asla tamamen uçacak kadar hafiflemezsiniz. Sizin bedeninizin ruhsallığınıza verdiği bir dengede olmama hali var. Bu dengenin yakalandığı tek noktada ölüm.
ilk önce intiharın nedenlerine bakacak olursak
1)Hayattan bezmek.
2)Hayatına aldığın insanların seni arkandan bıçaklamasıyla gelen ağır üzüntü.
3)Alievi sorunlar.
4)Çığlık çığlığa yaşadıklarını anlatmak isterken hep başkalarının sorununu dinlemek
intihar etmek istiyen insan ölü gibidir ne yapacağını bilmeden başı kesilmiş tavuk gibi sağa sola yalpalayarak yaşar. Artık hiç bir şey umrunda olmaz. Oluruna bırakmışlardır. Etraftan birisinin onun bu halini fark etmesi ve neyin var demeseni beklemektir. Çoğu zaman kendisine "Bu hayattaki amacım ne?" diye sorar. Etrafına bakınır ve derki "Ben olsam da olmasam da kimsenin umrumda değilim". Çoğu zamaonlara göre yaşamın yaşamak için değdiğini sorgularlar. şunu söyleyebilirim ki hayat yaşamak için çok anlaşılmaz ama ölmek için çok nadirdir...
intihar başlı başına bir intikam eylemidir çoğunlukla. Seni hayal kırıklığına uğratmış insanların suçluluk duymalarını istersin.
" işsizdi. Uzun zamandır iş bulamıyordu. Bu yüzden öldürdü kendini. Komik olan ne biliyor musun ? Öldüğünün ertesi günü bir adam ona iş vermek için geldi. "
Rahman ve Rahim olandan çekinmesem kalbim de ona imanım olmasa mutlaka bitirirdim fani ve aciz hayatımı. Kendimi hiç buraya ait hissetmedim yabancıyım hepinize günahkar ve karanlık ruhlarınıza ve Burada kaldıkça her geçen gün daha fazla kirleniyor ruhum Ağırlaşıyor günden güne küçük ve büyük günahlarla kararıyor kalbim. Doğarken ağlamamızın hikmeti sanırım Yeryüzünde hiçbir zaman huzura eremeyeceğimiz içindir Öldükten sonra yıkanmamız ise Kirli bedenimizin ve ruhumuzun sembolik olarak arındırılmasıdır...
Bugün, 65 yaşındaki bir adamın, annesinin mezarı başında pompalı tüfekle intihar ettiğini izledim.
O an düşündüm, nasıl bir çaresizlik icindeydi diye. Bir de annesinin mezarına gitmiş belliki çok yalnız kalmış dünyada, bu da gösteriyor ki hangi yaşta olursak olalım ebeveynlerimize o kadar çok ihtiyacımız varki.
Herhalde varlıklarını bilmek bile, bilinçaltımızda bize görünmez bir güç veriyor.
O adamı hiç tanımıyordum varlığından bile haberim yoktu, ama hüzünlendim o haberi izleyince.
intihar da en az ölüm kadar gizemli birşey, sanırım o an tek çare olarak görülen bir eylem. Sanki 5 dakika daha dayansa vazgeçeceği bir olgu. En son lisede bir intihar vakasına bu kadar üzülmüştüm o da sınıf arkadaşımdı. Babasının, ''sen adam olmazsın'' lafına alınıp kendini asmıştı.
Keşke; insanlar, şu kısacık hayatta intiharı düşünecek kadar çaresiz kalmasa. Ama bu, ne ilk ne de son.
intihar etmek bir haktır bana göre. Herkes yasamak zorunda değil bu bencil dünyada. Tabi ki bu bir çözüm değil çoğu kişide yapamaz zaten önemli olan zorlukların üstesinden gelmek ve bizden daha kötüsünü yașayanların olduğunu bilmek.
insan ailesi perişan olmasın diye bile bu durumdan vazgeçebilir. bunu o seni bu yaşa kadar büyüten insanlara o kadar büyük bir haksızlık ki. tüm hayaller evlilikler sözler düğünler askerlik ve daha nice hayalin bir anda sönmesi üstelik bir daha çocuğunu görememek ne büyük acıdır. intihar etmek isteyenler belkide ailelerine açı çektirmek istiyorsa çok başka bir durum bu dünyada düzelmeyecek hiçbirşey yok. gel la intihar etme