Birden çok kez denemeye kalktım. Yine o berbat çaresizlik hali içinde, yılgınlık hali içindeydim. Çok yakınım biri vardı. Beni aldı hıçkırıklarımın arasından çekip çıkardı. Bütün gün, bütün gece yanımdaydı. Ağzımdan bir kere bile intihar ile ilgili bir şey çıkmamıştı. Gözlerimin içine baktı. En derinine. Daha önce intihar etmeye kalktığını tahmin ediyorum ve bundan eminim dedi. Buna kalkışma dedi bana. Açacağın yaraları tahmin bile edemezsin dedi. Sustum ben de. Sadece sustum.
"kendimi öldürüyorum çünkü beni sevmediniz. çünkü sizleri sevmedim. çünkü bağlarımız çok gevşekti. bağlarımız güçlensin diye kendimi öldürüyorum. sizi silinmez bir lekeyle baş başa bırakıyorum."
intihar ile gelen ölüm rutubetli ev gibi terk edilmiş ve dipteki koku kadar yalnızdır. rutubetin karanlık odasında ki unutulmaya yüz tutmuş sadece karanlıkta parlayan kokulu siyah taş aşkına unutmak istediğin her şeyi anlatmalısın. zihninin en kokuşuk unutulmuş noktasından gelen sese kulak ver yeter...
herkese renkli günler
umudunuz kalmadığı anda aklınıza gelen şey. bir kurtuluş mudur, hayır bir şeyden kurtulmuş olmazsınız kelime anlamıyla. ancak bazen öyle anlar, öyle durumlar olur ki, o durumun ortadan kalkması, sizin yok olmanız bile kurtulmuş olmasanız da sizi çok rahatlatacağını hissedersiniz. ama burda en önemli nokta " umudum kalmadı" denecek noktadır. bunu demek için gerçekten eşine az rastlanır bir durumda olmak gerekir. 3 sene- 5 sene hatta 10 sene sonra bile hayatınızda mutluluğa ulaşamayacağınızdan yüzde yüz emin olmanız gerekir. yüzde yüz diyorum ve altını çiziyorum, çünkü intihar ettiğiniz an artık dönüşü yoktur ve muhakeme imkanı da kalmayacaktır.
bu sebeple çok çok kötü durumlarda bile intihar düşünülse de edilmemeli. ne gibi durumlarda ederim diye düşünüyorum, örneğin müebbet hapis alacağım kesin olan bir suç işleseydim edebilirdim. ya da örneğin savaşta düşman eline düşüp, işkence edeceklerini bilsem edebilirdim. ancak bunun gibi ütopik durumlarda intihar edilebilir, yoksa intihar demek mutlu olma olasılığını tamamen yok etmek demektir.
bir de örneğin 40 yaşında hala bu durumda olursam da muhtemelen intihar ederim. ya çaresiz bir dert ya da geri getirilemeyecek yıllar olmalı intihar etmek için.
Bunun hakkında iki kelam edebilen insanlar bu eylemi mutlaka akıllarından geçirmiştir. Bilmem iki kelam edebilir miyim ama ben de bir şeyler yazmak isterim.
Bulunduğum mekana, zamana;yanımda olan insanlara, hayvanlara; izlediğim filmlere okuduğum kitaplara dinlediğim müziklere........ kısa süreli adaptasyondan sonra gece olmasıyla sonlanan ve ardından başlayan bir iç sıkıntım var. Yarın yine aynı kısa süreli uyumluluk yükümün olduğunu bilmek beni intahar düşüncesine sürükleyen düşüncelerden. intihar etmeye çalışsam nasıl hissederim? sorusuyla başladı. Önce korktum. Düşüncesi bile korkuttu. Bıraz çocukluk vardı ilk soruda. "evet yapılabilir fakat öyle sıradan bi intihar olamamalı" diyerek intihar mekanları tasarlamaya başladım ikincide. Sonra ölümden korkmamaya başladığımı hissettim. Başıma gelebilecek en son nokta ölümdü en nihayetinde.üçüncu sorum şöyleydi: "eğer ben intihar etmek istersem beni bundan ne/kim vazgeçirebilir?". Bunun cevabını uzun bir süre bulamadım. Hala müthiş iç sıkıntım vardı. Bir gün bu iç sıkıntının şekli değişti. Heyecan ekilmişti sanki kalp kabımdaki hisler çorbama. Çok sıcak içemiyorum. Ama o çorbanın varlığı açlığımı bastırıyor. Bir gün tok olmanın umudu doluyor içıme. Bu umut varken nasıl intihar edeyim söyle. Ve cevabım buydu. Beni intihardan vazgeçirecek şey hislerdi. Aşktı.
Ve eklemek isterim:Bir gün intihar edebilecek olmamın çekiciliği benim ilhamımdır.
Zaten bir gün öleceksiniz mal mal düşüncelere girmeyin. Can'ınızı yakan sıkan ne varsa anasını zkin. Nasıl olsa bütün hayatımız boyunca verdiğimiz savaşlar ölümümüzü anlamlı kılmak için . Ulan zaten sevmediğim bir dünyada istemeyerek yaşıyorum neden öldükten sonra ne düşüneceğiniz sikimde olsun ki ?
O un için en son çare olarak durmalı.
Kesinlikle günah değil bir tercih olmalıydı.