18 yıldır bu dünyadayım ve değerlendirme yapacak kadar çok insan gördüm kanısındayım. ama galiba bir tek ben bu kanıdayım çünkü kime desem "insanlar çok piç", sen heledur daha neler görecen, neler yaşayacan hele bir büyü deyular. tabii olabilir ama. bu yaşta da çok şerefsizlik, çok gıcıklık, çok kıllık gördüm. bunlara çoğu zaman içimden çok seyrek dışımdan küfür ettim.
asıl garip ve benim açımdan üzücü olansa şu: çok insan da bana ve benim yaptığım piçlik/şerefsizlik/gıcıklıklara küfretti.
çok manyak bi şey lan insan.
hepimiz görüyoruz, hissediyoruz, yapıyoruz bazı şeyleri.
mesela yapmacık davranıyoruz birbirimize. baya baya içten değiliz, yüze gülüp arkadan küfür sallıyoruz. bunu yaptığımız bize karşı bunu yapıyor.
komşularla yapmacığız, sınıf arkadaşlarıyla yapmacığız, iş arkadaşlarıyla yapmacığız.
niye böyle lan? niyekimse kendi tarzını, istediklerini, yaşama şeklini yaşayamıyor da herkes "millet ne der" şeklinde bir anlayışla düz bir yaşam tarzını seçiyor kendine?
niye bazı insanlar manyak?
gidip baya baya çocuk, bebek öldürüyor çeşitli yerlerde, gençecik askerler şehit oluyor...
niye lan böyle bu işler?
çok kibirli yalnız bu insanoğlu.
herkese göre en süpersoniği kendisi...
küsüyor, kızıyor, bize uymayanı bir daha aynı şekilde karşılamıyoruz.
bu olup bitenleri ben niye büyüyünce (ne kadar büyüyeceksem daha) anlıyorum?
sorularım bunlar hakim bey.
not: bu entrynin ergenlik bunalımlar vb. ilen alakası yohtur.
yalnızdır insan bütün tutsaklıklara karşı yalnız ve çaresiz,
zavallı yaratık, kimi zaman kaybederken yenilmeyi öğrenen.
tapılasıdır ayrıca.
bütün kirlilikler onda.
sevişmeyi bilen, anlatan tek canlı,oysa bütün sevişmeleri çaresiz.
kapanıcak bu saatler biticek derken,yeni bir başlangıç her daim uzak ve tutsak.
insan!
nedir ki acımasızdır çoğu zaman,ne kendine ne de kendine kalana.
insan tüketir herşeyi;var olmayıda, yok olmayıda insan ne dir ki :
zavallı bir yaratık.
mağara duvarlarına resim çizmeye başladığında doğanın bir parçası olmayı bırakıp kafasında yaşamaya başlayan canlı türü. bu yüzden doğa katliamlarına ses çıkarmıyoruz; çünkü artık doğanın bir parçası değiliz.
Eğer, bütün etrafındakiler panik içine düştüğü
ve bunun sebebini senden bildikleri zaman
sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen;
Eğer sana kimse güvenmezken sen kendine güvenir
ve onların güvenmemesini de haklı görebilirsen;
Eğer beklemesini bilir ve beklemekten de yorulmazsan
veya hakkında yalan söylenir de sen yalanla iş görmezsen,
ya da senden nefret edilir de kendini nefrete kaptırmazsan,
bütün bunlarla beraber ne çok iyi ne de çok akıllı görünmezsen;
Eğer hayal edebilir de hayallerine esir olmazsan,
Eğer düşünebilip de düşüncelerini amaç edinebilirsen,
Eğer zafer ve yenilgi ile karşılaşır
ve bu iki hokkabaza aynı şekilde davranabilirsen;
Eğer ağzından çıkan bir gerçeğin bazı alçaklar tarafından
ahmaklara tuzak kurmak için eğilip bükülmesine katlanabilirsen,
ya da ömrünü verdiğin şeylerin bir gün başına yıkıldığını görür
ve eğilip yıpranmış aletlerle onları yeniden yapabilirsen;
Eğer bütün kazancını bir yığın yapabilir
ve yazı-tura oyununda hepsini tehlikeye atabilirsen;
ve kaybedip yeniden başlayabilir
ve kaybın hakkında bir kerecik olsun bir şey söylemezsen;
Eğer kalp, sinir ve kasların eskidikten çok sonra bile
işine yaramaya zorlayabilirsen
ve kendinde ´dayan´ diyen bir iradeden
başka bir güç kalmadığı zaman dayanabilirsen;
Eğer kalabalıklarda konuşup onurunu koruyabilirsen,
ya da krallarla gezip karakterini kaybetmezsen;
Eğer ne düşmanların ne de sevgili dostların seni incitmezse;
Eğer aşırıya kaçmadan tüm insanları sevebilirsen;
Eğer bir daha dönmeyecek olan dakikayı,
altmış saniyede koşarak doldurabilirsen;
herkes kendi ömrünün dikenerinde açmış çiçeklerin kelebekleriydi biraz.
anlaşılmaz derecede,
anlaşılmak için çırpınan,
çırpındıkça kendi yemişine yem olan.
(bkz: nihat behram)
bir amacı olmalı.
insanın nasıl yaşadığı değil neden yaşadığı önemlidir. ben hep insanın eğer bir şeye ulaşmak istediğini ve o yolda gittiğini görsem o adamdan korkmam diye düşünürüm. okulda da hocamız eğer trafikte birisiyle tartışıyorsanız ve o adamın bir amacı hayattan bir beklentisi yoksa sizi gözünü kırpmadan öldürebilir derdi. işte bu yüzden ne zaman ki insan amaçsız ve beklentisiz olur o zaman kendini sorgulamalı ve acilen kendine bir hedef belirlemeli. çünkü kendini ve yanında nefes alıp vereni öyle sevebilir, onu öyle yaşatılabilir, bir şeyler, amacına ulaşmasını engelleyecek bir şeylerden korkar ve doğal olarak savunulmuş olur kendisi.
kendi tercih etmişcesine göz rengiyle, zekasıyla, boy veya kilosuyla övünebilen hatta ve hatta bununla da yetinmeyip yeri geldiğinde diğer insanlara çirkin, salak veya şişman diyebilen canlı.