Hazreti Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: ''Allah arzı yarattığı zaman, arz sallanmaya (tıpkı bir hurma ağacı gibi sağa sola) yalpalar yapmaya başladı, bunun üzerine dağlarla onu sabitleştirdi ve böylece arz istikrarını buldu. Melekler dağların şiddetine hayrette kaldılar.
''Ey Rabbimiz, dediler, dağlardan daha şiddetli bir mahluk yarattın mı?'' ''Evet, buyurdu. Demiri yarattım.'' ''Demirden daha şiddetli bir şey yarattın mı?'' dediler. Hak Teâla: ''Evet! dedi. Ateşi yarattım.'' ''Ateşten daha ağır bir şey yarattın mı?''diye yine sordular. Hak Teala: ''Evet, dedi, suyu yarattım!'' ''Sudan daha şiddetli bir şey yarattın mı?'' dediler. Hak Teala tekrar cevap verdi: ''Evet, rüzgârı yarattım.'' ''Rüzgârdan daha şiddetli bir şey yarattın mı?'' diye yine sordular. Hak Teâla: ''Evet insanoğlunu yarattım.'' dedi ve devam etti: ''Eğer o, sağ eliyle sadaka verir, sol eli görmeyecek kadar gizlerse (daha şiddetlidir).''
Yani Günümüzde epeyce 'ziyanda' olan. Verilen her şeyi boşu boşuna harcayan, dağıtan.
içinin türlü türlü çabalarla boşaltıldığı. Varolma amacı dışında ne varsa hepsini amaç edinen.
daha bir 'hiç'ten fazlası değilken, sonsuz aşkıyla var edip nihayetsiz merhametiyle muamele eden, bir şeyler istemeye dili yokken kainata halife yapan Allah'a (c.c) ve bahşettiği akla hayale gelmeyecek bütün donanıma ve güce şükretmekten aciz olan. Adını anmakta tembelliğin dibine vuran.
'' Onların fiyatı dahi, başta Bismillah, ahirde Elhamdülillah, ortada nimette inamı hissetmek ve Rabbini onun ile tanımaktır. Sen kendi nefsine, midene, duygularına bak; ne kadar şeylere, nimetlere muhtaçtırlar ve ne derece hamd ve şükür fiyatıyle rızıkları, lezzetleri isterler, gör; her zihayatı kendine kıyas eyle!''
Merak ediyorum öldüğümüz ve dirildiğimiz zaman ne hissedeceğimizi. Değerimizi, aslında yapabileceğimiz ama yapmamayı tercih ettiklerimizi, başarısızlıklarımızı gördüğümüz zaman ne yapacağız acaba. Yollarında ömrümüzü harcadığımız bütün kapıların sahibi, kalpler elinde olan rabbimizden başka yana çevirdiğimiz o utançlı yüz, nereye bakacak ?
nerelere sığacağız veya ne kadar küçüleceğiz karşısında ?
Vicdanımız nasıl kanayacak..
''Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir.''
[ahzab suresi, 33:72]
Ah 'kul' olmak o kadar zormuş ki. o kadar zormuş ki.. bir o kadar güzel, bir o kadar zor.
soruyorum bazen, kendimin bilmem kaç katı büyüklüğünde ve ağırlığında kocaman bir dağ gördüğümde içimden , ''aklın hiç mi yoktu senin ? yoksa verilen aklı kullanmakta yine aciz mi kaldın?'' diyorum kendime.
Şimdi bunları yazarken de kızıyorum böyle düşünmüş olduğum için. şekva etmiyorum. Sadece, öyle güzel bir rab ki o. Bu insanoğlu bilemedi kıymetini. Yine de o, bırakmadı hiçbir zaman ve bırakmayacak bizleri...
alabildiğine ham, tartışmasız ve mübalağasız gezegenin en sefil mahlukatı. sürekli kendini sevdirme ve takdir görme çabasında, beğenilmeye ölümüne aç, insanlar'ın o'nu daha çok sevmesini isteyen, her hareketinde onay bekleyen, iki yüzlü, samimiyetsiz, riyakâr, yalancı ve daima açgözlü iğrenilesi yaratık.
sanırım en yoz ve toplumsal, devletsel anlamda hiç bu kadar baskı görmemiştir. hele şu modern çağda ilizyonlar o kadar fazla ki telefon, araba, kıyafet, ev vs tarafından koyunlar gibi tek tip hale getirilip uyutuluyor. insan beyni gibi müthiş bir kapasite bu uyuşturuculardan bağımsız olduğu gün işte gerçek modern çağı insanlık o zaman görecektir.
bebekliklerinde Agu'dan başka ses çıkaramadıkları halde ne istediklerini anlayabiliyorsunuz, ancak eşek kadar insanların ne istekdiklerini anlayamıyorsunuz.
insanın yaptıkları çok garip. çeşitli cisimlerden ses çıkarmaya çalışmışlar, konuşmak bağırmak yetmemiş. sonra o cisimlere şekil vermişler üstüne teller çekmişler. garip gurup şekillerde tutmuşlar, saçma sapan aletlerle çalmışlar. mesela şu gitar çalınan küçük şey. o tamam, teli çekiyorsun o zaman da tın ediyor da yayı nerden düşündün. hadi üflemeli çalgıları kamış üfledin bişey üfledin keşfettin. delik açınca, üstelik bu delikleri kapayınca seslerin farklı farklı çıktığını nasıl anladın. keman mesela ilk başta kucakta filan çalınıyormuş. şu şekle nasıl geldik ben onu merak ediyorum. müzik nasıl bir şey. insan yazabilir, çizebilir, fakat nasıl müzik yapabildiğini hiç anlamıyorum, bir ezgi insanın hiç yoktan nasıl aklına gelir. insan çok acayip.
kendine sürekli bir lider bir fenomen bir örnek arayan dünyadaki nadir hayvan türüdür.nedense asla kendi görüşlerini ortaya atamaz atabilen bir takım insanlara özenip onların yolundan gitmeyi tercih ederler. tarih hem bunlarla doludur. örneğin solcular, sağcılar, komünistler vs. hiçbirinin kendi görüşü değildir. her biri birileri tarafından ortaya atılmış neredeyse hiç değiştirilmeden sadece görüş ayrılıklarından ötürü bazı franksiyonlara bölünmüş görüşlerdir. ve insanlar bunları bir din gibi (din felsefe dogmatik, sorgulanamaz bilgi olarak geçer.) benimser ve bunun uğruna aptalca şeyler yapar. sadece bu da değil bir felsefi görüş bir facebook fenomeni, bir twitter fenomeni vs. hatta bu o kadar ileri gider ki onları profil resimleri yapma sürekli onlardan bahsetme onlar karşı tapmaya kadar ileri giden şeyler görülür. solcular deniz gezmiş, ahmet kaya, lenin, stalin vb. kişileri profil resmi yapmaya bayılır onların yolunda oldukları her zaman dile getirir. sağcılar ise kendilerine örnek aldıkları kimseleri. neyse bu insan için en onur kırıcı en vasat en iğrenç şeydir. ancak devam eder durur asla bitmez. insanları zayıf olduklarını gösterirler.
ona buna bok atar. içinde bulunduğu boktan halden habersiz sataşır etrafına. kendisi hırsızdır, hırsızlara laf atar. kendisi sabah akşam sikmekten,sikilmekten bahseder, bunları yapanları ayıplar.kendisi orospu cocuğudur, fahişeleri insan yerine koymaz.