yaşamak imkanımız olsa, hepimizin göt ata ata gideceği bir ülke. ama gel gör ki, "15 yaşındakilerin yarısı uyuştucu kullanıyor, dörtte biri sigara içiyor" diye eleştiriyoruz. sanki istanbul sokakları çok farklı. tabii fildişi kuleden uzaklar gözüküyor, kulenin olduğu mahalle değil.
turist olarak gidilip, yasal olarak kalınabilir mi diye sorgulanan ülke. şartlar türkler için çok daha zor. bana bir çinli ya da pakistanlı, o da olmadı hintli lazım denilen, son derece karışık mezhepleri bünyesinde barındıran ülke. sonuç, evlenmek amacıyla gidilebilir ülke; olmadı dön geri gel...kaybedecek bir şey yok; ama yine de yemez insanın gözü... bokunda boncuk mu bulacağım lan denilen ülke. maddiyat sıfıra iner... ben o üç kuruşu yurtdışına yedirmem denilen ülke...
Savaşta düşman olarak tercih edilebilecek bir ülke. erkek yok bir defa hepsi gay gibi bir şey. nasıl savaşacakta bunlar lan. ışid den falan da korkmuşlar şu ara oy ben kıyamam.
dünyayı yöneten ve israil i balfour deklarasyonu ile dünyanın başına bela eden devlet. hani hep "amerika nın oyunu bunlar." diye klasikleşmiş bir cümle var ya aslında her şeyin altında bunlar var.
bana yaşayacağım ülkeyi seçme şansı tanısalar rakipsiz kalacak ülkedir ingiltere.
tabii ingiliz olma şartıyla. adamlar harbiden asil, soylu ve medeniyetin can bulmuş hali.
lordlar ve avam kamarası diye ikili sistemi vardır. lordlar kamarasında ulusal güvenlik ve dış politika kanunları belirlenirken, avam kamarasında halkın gündelik hayatına dair uygun yasalar yapılır. yazılı bir anayasaya zaten ihtiyaç duymazlar. sömürgeciliğin yazılı kuralı olmaz.
England adı, 5. yüzyılda Saksonlarla birlikte adayı istila eden Cermen halkı Angluslardan (ingilizce: Angle) kaynaklanır. Angleland (Anglus diyarı) olarak kullanılan isim, zamanla günümüzdeki şekline dönüşmüştür.