çekim eksiz oluşunda artıkıl da çok zor gelen aslında basit bir dildir. sadece kitaptan dil öğrenmeyin yeter. bir bebeğe kitap verdiğinizi düşünün ve onun okuyamayacağı aşikar. dolayısıyla yapılması gereken konuşarak dil öğrenmektir. telafuza takılmayın.
ingilizce bilmediğin için işten çıkarıyorlar. ama yurt dışına ingilizce öğrenmek için gittiğinde ingilizce bilmediğin için sınır dışı etmiyorlar.
hatırlıyorumda işyerlerinde eğitim veriyorlar microsof office derleri veriliyor. ilkyardım dersleri veriyorlar.
düzenbaz koç holding şirketlerinde dil bilmediğin için işten çıkarıyorlar.
yurt dışında bir firmada çalışan var çat pat ingilizce yeterli diyor. zaten çogu kişi tam olarak ingilizce bilmiyor diyor. 30 yıl yurt dışında kalan kişi bile öz ingilizceyi bilmiyor ancak orda doğup büyürsen ingilizceye vakıf olursun diyor.
Kelimelerini sıklıkla, inatla karıştırdığım dil. Bitmiyor efenim durduramıyoruz.
Sabah ki okuduğum bir paragrafta owe(borçlu olmak) fiilini own(sahip olmak) şeklinde çevirmişim mesela. ve daha niceleri..
Bunun yanında, ecologic kelimesini economic, abuse kelimesini amuse, cease kelimesini case diye çevirmişim..
gerizekalılığım tescillenir gibi artık.
hayatım boyunca beni en çok yoran şeydir. ulan sigarayı bıraktım, mühendislik bitirdim, 28 kilo verdim ama şu koduğumun dili hala istediğim seviyede değil... föşik ingilizce!
Aslında illa ingilizce konuşan bir ülkeye gitmeye gerek yok. Yalnızca ingilizce konuşulan kafelere veya online oyunda tanıştığınız bir arkadaşınızla skype üzerinden çatır çutur konuşabilirsiniz. Mazaret aramaya gerek yok.
türkçe kadar zor olmamasından dolayı bir dünya dili olmasında sakınca görmediğim ve herkesin bilmesi gerektiğine sonunda kanaat getirdiğim dil. bir insanda olması gereken diller; kendi dili, beden dili, duygudurum dili, göz dili ve ingilizce.
Derslerinden genelde full çektiğim ama konuşmaya gelince hiçbir şey yapamadığım dil. Övünmek için söylemedim full çektiğimi ingilizcem kötü sınavdan düşük alıyorum diyen arkadaşlar emin olun ingilizceniz full bile olsa speaking ve listeningi geliştirmek için yurtdışına gitmeniz gerekiyor. Kelime bilgimle öğretmenleri şaşırtan biriyim yürüyen sözlük gibiyim ama gel gör ki konusamiyorum. Gerekli altyapıyı sağladıktan sonra yurtdışına gitmek zorunludur.
şu sıralar çokça üzerinde çalıştığım konudur. evrensel dildir, kariyerinizde bir yerlere gelmek istiyorsanız zorunludur, türkiye'de yaşıyorsanız iktidar yanlısı olmayan objektif dış basını okuyabilmek için zorunludur, yüksek lisans için zorunludur.
kendilerinin bile anlamadığı bir dildir. ilk tanışmada isimler söylenince genelde hangi harfle başlıyor nasıl telaffuz ediliyor gibi sorular soruluyor. adamın adı mahmutsa mahmut dersin nasıl yazıldığını bilirsin bu dili yaparken niye kastınız bu kadar.
bir amerikalı arkadaşım ingiliz aksanını anlamıyor bile. james mcavoy röportajı izliyor ne dediğini anlamıyorum diyor. hele şu yahoo'yu açıp bir bakın. dede olmuş bir amerikalı vatandaş ''Did you bought or did you buy'' hangisi gramer olarak doğru diye soru sormuş. sonra bizden bu dili öğrenmemizi bekliyorlar sikecem yapacağınız dili.
th sesinin çok önemli olduğu dildir.
three dediğimiz şey "tıriii" diye okunmaz. dilinizi alt ve üst dişinizin arasına alın ve üfleyin. evet, o çıkan ses bizim "th" sesimizdir.
arapçadaki peltek t harfi gibi ama biraz daha sert düşünün.
Masallarıyla bildiğimiz grimm kardeşler 1851 yılının başında demiş ki:
"ingilizce çok kolay öğrenilebilen bir dildir ve çağdaş diller arasında en güçlü olanıdır. germen ve roman dillerinin güzel bir karışımı olan ingilizce'yi 'dünya dili' olarak adlandırmak yanlış olmaz. muhtemelen ingilizce gelecekte dünyada en çok kullanılan dil olacaktır"
Sınavlarından genelde full çektiğim yanindada sözlük gibi kelime bilgim olduğu dil. Ama gel gör ki her ne kadar bende biliyorum havası yaratsa da speaking ve listening gerçekten önemli yoksa gerisi boşa gidiyor. Ama en önemliside bol bol kelime ezberlemek.