feribot saatlerini öğrenmede ve güzel bir otel bulmada yardımcı olunan turistin kibarlıktan kırılarak 'thank you so much' lafına dalgınlıkla 'we were just killing time' yerine 'we are just wasting time' demem, turistin alınarak yanımdan uzaklaşması, benim buna kısa süreliğine anlam verememem, arkasından uzun uzun bakmam.
okuldan grade sheet imi aldim.
Eve geldim konusuyoruz falan ..
-I got my grade sheet today. dedim
demez olaydim.O an grade shit gibi telafuz etmisim
herkes sole bi sasirdi..ne shit i ne oluyor falan..
duzelttm snra tabi.
derste "mistake" e alternatif bulma şeklinde yapılan bir vocabulary çalışması...
kurbanımız kendinden emin bir şekilde kalkıp "eğrör" (error) der. mesut yılmaz ingilizcesinden hallice olan pronunciation durumunu gözler önüne sermiş olur böylece.
bu seferkini ben yapmamis olsamda gayet guzel bir ornek, kiralik ev ararken arkadas ev sahibinin sorusu uzerine, iki erkek kalcaz demek icin, me and my boyfriend demisti, are you normal diye biseyler soyluyordu eleman ben telefonun kapama tusuna basmaya calisirken.
1-)how old are you? soru cümlesinin yerine how are you? soru cümlesini kullanmaktır.
2-)ortamda ilgi cekmek için ilk geldiginde selam,merhaba gibi karşılaşma cümleri yerine ortamdaki en güzel kıza dönerek whatsup man demektir.
Bağırırsa karşısındakinin söylediklerini anlayacağı hatasına düşmek. Aynı hata, yabancıya bir şeyi, anlamayacağını bile bile Türkçe anlatmaya çalışırken de söz konusudur.
arkadaşa misafirliğe gidilmiştir. o aralar sınıfta sırf ingilizce konuşulan bir ingilizce kursuna gidildiği için yanlışlıkla türkçeye arada ingilizce kelimeler serpiştirilir. derken arkadaşın annesi mısır getirir. mısır tanesi konuşma sırasında fırlar vee.. siz arkadaşınızın annesine utana sıkıla
-oow i'm sorry
dersiniz. kadın noluyo bu küfür mü etti diye bakarken siz yerin dibine inmişsinizdir bile.
arkadaşınız hava attığınızı sanar, annesi sizi anlamaz off rezil bir durum.
Adam katila katila gülüyordu : The man was laughing joining by joining
Can bogazdan gelir : John comes from Bosphorus
Dik dik ne bakiyorsun öyle : What are you looking perpendicular perpendicular like that
Egri oturalim, dogru konusalim : Let's sit italic,let's talk correct
Ekmek elden, su gölden : Bread from hand, water from lake
O güzelim vazo tuzla buz oldu : That my beautiful vase became ice with salt nd
Gözün mosmor olmus : Your eye has become puspurple
Siraya gir : Enter the desk
topla gel : come with the ball
boğazıma patlamış mısır kaçtı : exploded egypt has escaped to my bosphorus
kapıyı aralık bırak : leave the door december
tavuk döner : chicken translation
içli köfte: sensitive meatball
temiz aile kızı: clean family girl..