1980'ler türkiyesi. ali şen başkan. danimarka'dan ''nielsen'' diye bir futbolcu transfer eder. taraftar/basın onu o zamanlar meşhur danimarkalı milli futbolcu nielsen sanar, basın da öyle tanıtır. birkaç hafta içinde bu futbolcunun kabızlıkları sonucu durum ortaya çıkar. taraftarlar takım otobüsünün önünde protesto yapar. derken bir taraftar nielsen'e dönerek şunu der : ''yu van milyon yu, yu manken yu'' *
odada bir şeylerle meşgul olunuyorsa "can you open the lights?" diye tarihi bir cümle kurulabiliyor. adam da ampulu sökmüş devreleriyle uğraşıyor. "aç" deyince anladığı o.
bir arkadaşımın şu diyaloğunu yazmazsam başlık ağlar ardımdan.
turist: how much is it?
arkadaş:100 turkish dollars?
turist: turkish dollars?
arkadaş:yeah..
ne sandın yiğidim, türk doları tabi, şaşırdın değil mi, beklemiyordun,ben de beklemiyordum.
zaten farkedildiyse iyelik ekini attım, arkadaş diye hitap eder oldum kendisine artık.
başka bir arkadaşım da(ben değil, arkadaşım lütfen)bir turiste deniz otobusune kopeğin ağızlık olmadan giremeyeceğini anlatmaya çalışır. ardından olaylar gelişir...
ark:sorry,you cant get on boat like this.you must use ,ee use(ağız, ağızlık neydi yaaaaa)you must close your dogs eyes.((eyes dedikten sonra gülmemek için zor tutar arkadaş kişisi, ağız yerine göz çıkmıştır bir kere ağızdan, haha evet ya kapayın köpeğinizin gözlerini, içerde bi sürprizimiz var kendisine diye bağlasam mı acaba,yok yok yeter bu şok, yazık)
tur:... eyes?why?
ark:no eyes, ağız ağız
eliyle işaret etmekten başka yol yoktur. zira ağız kelimesi gelmez olmuştur akla.bu da böyle bir anıdır. arkadaşımın ama. benim değil.
telefonun ucundaki ses ingilizce ''beni ne zaman ararsınız'' diye sorduğunda, cevap olarak ''tomorrow falan'' demek her kula nasip olmaz heralde.
(bkz: o hikayedeki mal benim)
palelere ingilizce öğretimi* dersi sırasında, tahtadaki çöp adamın üzerine vücut parçaları yerleştirmek suretiyle sunum yapılmaktadır. ağız mouth denerek yerine konduktan sonra dişlere gelir sıra ve olay patlar. şöyle ki ingilizcede diş=tooth (tuuth) dişlerse=teeth (tiit) diye okunmaktadır fakat sunumu yapan arkadaşın dişleri tiit-s-*diye bağıra bağıra telaffuz etmesi ve sınıftan tekrarını beklemesi herkesi bitirir, hocayı da* olaya nazikçe müdahale etmek zorunda bırakır.tabiyki sene sonunda da dersten çakılır.
en ilginçleri adres tarif ederken yapılanlardır,kişi ya bağıra bağıra türkçe tarif eder, ya da yarı türkçe yarı ingilizce.teleffuzlar da olmasa nasıl eğleneceğiz.
ingilizcede "c" harfinin ne zaman "k" ne zaman "s" gibi okunması gerektiğini tam olarak bilmeyen şahsın garip telaffuzlarıyla karşısındakini dumur etmesi.
facebook *'a fakebuk, cruch * 'a srunç demek gibi.
hazırlıkta soru sormak üzere parmak kaldırıp "ay hev e kuesçın" yerine davarca "ay hev e guesçın" demek. sınıf yarılmak. ben anlamayıp aylarca düzeltememek.