ingilizce konuşurken yapılan salaklıklar

entry214 galeri1
    51.
  1. 1980'ler türkiyesi. ali şen başkan. danimarka'dan ''nielsen'' diye bir futbolcu transfer eder. taraftar/basın onu o zamanlar meşhur danimarkalı milli futbolcu nielsen sanar, basın da öyle tanıtır. birkaç hafta içinde bu futbolcunun kabızlıkları sonucu durum ortaya çıkar. taraftarlar takım otobüsünün önünde protesto yapar. derken bir taraftar nielsen'e dönerek şunu der : ''yu van milyon yu, yu manken yu'' *
    1 ...
  2. 52.
  3. geniş zaman çoğul kişilerinin yaptığı fiilin sonuna s getirmek.
    0 ...
  4. 53.
  5. başbakan yemyeşil bursaya gezmeye gitti
    tayyip went to gıpgreen bursö. *
    3 ...
  6. 54.
  7. odada bir şeylerle meşgul olunuyorsa "can you open the lights?" diye tarihi bir cümle kurulabiliyor. adam da ampulu sökmüş devreleriyle uğraşıyor. "aç" deyince anladığı o.
    0 ...
  8. 55.
  9. 56.
  10. bir arkadaşımın şu diyaloğunu yazmazsam başlık ağlar ardımdan.
    turist: how much is it?
    arkadaş:100 turkish dollars?
    turist: turkish dollars?
    arkadaş:yeah..
    ne sandın yiğidim, türk doları tabi, şaşırdın değil mi, beklemiyordun,ben de beklemiyordum.
    zaten farkedildiyse iyelik ekini attım, arkadaş diye hitap eder oldum kendisine artık.
    11 ...
  11. 57.
  12. "Where are you from?" diyen at gibi isveçli kıza cevaben "here" demek.

    (bkz: Center deseydin centrum deseydin)
    2 ...
  13. 58.
  14. bütün zamanları birbirine karıştırmak mesela.

    örneğin bi arkadaşım hazırlık sınıfında derste şöyle demiş.

    -i dodn't
    11 ...
  15. 59.
  16. başka bir arkadaşım da(ben değil, arkadaşım lütfen)bir turiste deniz otobusune kopeğin ağızlık olmadan giremeyeceğini anlatmaya çalışır. ardından olaylar gelişir...

    ark:sorry,you cant get on boat like this.you must use ,ee use(ağız, ağızlık neydi yaaaaa)you must close your dogs eyes.((eyes dedikten sonra gülmemek için zor tutar arkadaş kişisi, ağız yerine göz çıkmıştır bir kere ağızdan, haha evet ya kapayın köpeğinizin gözlerini, içerde bi sürprizimiz var kendisine diye bağlasam mı acaba,yok yok yeter bu şok, yazık)
    tur:... eyes?why?
    ark:no eyes, ağız ağız
    eliyle işaret etmekten başka yol yoktur. zira ağız kelimesi gelmez olmuştur akla.bu da böyle bir anıdır. arkadaşımın ama. benim değil.
    9 ...
  17. 60.
  18. -what is the time yerine -what is the clock. diyerek karşıdaki amerikalı' yı bir süre dumur şeklinde bekletmek mesela.
    1 ...
  19. 61.
  20. miami beach yerine miami bitch demek.

    konuşup konuşup en sonunda formula bir, mp3* demek... vsvs
    2 ...
  21. 62.
  22. telefonun ucundaki ses ingilizce ''beni ne zaman ararsınız'' diye sorduğunda, cevap olarak ''tomorrow falan'' demek her kula nasip olmaz heralde.
    (bkz: o hikayedeki mal benim)
    4 ...
  23. 63.
  24. - Yes I think , it is true but , I can't explain you... I forget the words , bi dakka ; I look my dictionary.
    4 ...
  25. 64.
  26. 65.
  27. palelere ingilizce öğretimi* dersi sırasında, tahtadaki çöp adamın üzerine vücut parçaları yerleştirmek suretiyle sunum yapılmaktadır. ağız mouth denerek yerine konduktan sonra dişlere gelir sıra ve olay patlar. şöyle ki ingilizcede diş=tooth (tuuth) dişlerse=teeth (tiit) diye okunmaktadır fakat sunumu yapan arkadaşın dişleri tiit-s-*diye bağıra bağıra telaffuz etmesi ve sınıftan tekrarını beklemesi herkesi bitirir, hocayı da* olaya nazikçe müdahale etmek zorunda bırakır.tabiyki sene sonunda da dersten çakılır.
    0 ...
  28. 66.
  29. en ilginçleri adres tarif ederken yapılanlardır,kişi ya bağıra bağıra türkçe tarif eder, ya da yarı türkçe yarı ingilizce.teleffuzlar da olmasa nasıl eğleneceğiz.

    -burdan goootu dimdirek aşşaa.
    0 ...
  30. 67.
  31. ingilizcede "c" harfinin ne zaman "k" ne zaman "s" gibi okunması gerektiğini tam olarak bilmeyen şahsın garip telaffuzlarıyla karşısındakini dumur etmesi.
    facebook *'a fakebuk, cruch * 'a srunç demek gibi.
    0 ...
  32. 68.
  33. lise hazırlıkta yaşanan diyolog şöyledir:
    arkadaş:pişt esens tost makinası nası deniyodu kızım?
    esens:ne bilem ben ya!
    arkadaş:üfff
    esens:tost machine yaz gitsin!!
    arkadaş:hönkkk!!!
    3 ...
  34. 69.
  35. 70.
  36. ön sırada oturan arkadaşımın ingilizce öğretmenine hasta olduğumu anlatma çabası, olaya müdahale edememen ise sesimin kısık olmasındandır.

    - What's wrong with him? (öğretmen sorar)
    + He is hesta hesta! (bi de aksan yapmaya çalışıyo hayvanat)

    Sınıf yerlerde...
    6 ...
  37. 71.
  38. elektronik ürünler satan bir mağazada ipod ararken hangi tarafta olduğunu öğrenmek için görevliye yaklaştıktan sonra gecen diyalog :

    - excuse me , where are empi üç players
    - what?
    - oh sorry , i am looking for empi tiri* players
    - oh okey , follow me pls

    napalım kardeşim alışmışız sürekli empi üç demeye refleksle ağızdan çıkıyor işte.
    5 ...
  39. 72.
  40. -hi how are you doing? (amerikalılar genelde selam için kullanırlar)
    -fine thanks and you.
    2 ...
  41. 73.
  42. hazırlıkta soru sormak üzere parmak kaldırıp "ay hev e kuesçın" yerine davarca "ay hev e guesçın" demek. sınıf yarılmak. ben anlamayıp aylarca düzeltememek.
    2 ...
  43. 74.
  44. i'm little english (az ingilizce bildiğini söylemek istiyor ama bu azsa, iyi derecede ingilizce bilse ne olacak acaba sorusu aklımıza geliyor)
    2 ...
  45. 75.
  46. how are you? diye sorup, karşıdakinin cevap vermesini beklemeden, fine thanks and you demek. ezberci zihniyet işte, ulan karşıdaki söyleyecekti onu.
    4 ...
© 2025 uludağ sözlük