konusu saçma ve basitten öteye gitmeyen bir adet film.
anca ergen bebeleri ağlatır ki ağlatmış sanırım. ulan film o kadar bariz hatalarla dolu ki o yaşlı adamı baskın sahnesinde babası olduğunu anlamayacak adam cidden salaktır.
ayrıca artık aids olanlarla sevişmeme işi hangi tarihte kaldı bilmiyorum. 1949 yılında kondom türkiye'ye geldi gençler hatırlatırım.
kısacası izlenmeye değecek bir film değildir. zırlamayın lan ota boka!
hayatımda izlediğim en sikko filmlerden biri. bilen bilir altın ahududu ödülleri vardır oscardan bir gece önce verilir ha işte bu orda bütün ödülleri toplar. klişeden ölen var lan yanlış anlamalar felan filan. bir de o cam arkasından öpüşmeler ne lan. herşeyi geçtim bu filmin senaristi yönetmeni felan kondomu sadece çocuk doğumunda kontrol amaçlı kullanılıyo sanıyo galiba.
çok saçma bir film. sanki cinsellik olmadan aşk çok sıkıcı iğrenç birşey alın görün mesajı veren film. çok abartılmıştır, şişirilmiş bir balondur. filmin konusu full cinsellik üzerine yok öpüşmek isteyip öpüşemiyorlar, yok sevişemeyip kıçlarını dönüp yatıyorlar falan. birde halil sezai nin o tombul ayaklarını durmadan gösterip duruyorlar.
Halil sezainin piyasadan tır gibi geçmesinin ardından çok sevdiğim filmi tekrar izledim 2 yıl sonra. Evet aynende öyle soğutmuş filmden medya popülarite halil sezai çılgınlığı. Tiksindirmiştir.
ilk çıkışında izlemiştim ve pek beğenmemiştim. Her seferinde Lady gaga'dan müzikte bir devrim yapmasını bekleyen sürrealist bir bünye gibi aşırı ve saçma bir beklentiye girmiştim o zaman bu filmi izlemeden önce, zira öyle bir hava hakimdi ortalıkta bu filme dair. Saçmaladığımız için hayal kırıklığına uğramıştık.
Ancak birkaç saat önce, internetin olmadığı yazlık evimde olduğumdan mütevellit harici diskimde olan filmler arasından seçip tekrar izlediğim şanslı film oldu kendisi. Bu sefer hiçbir beklentim yoktu; vakit geçsin, birama eşlik etsin diye açmıştım. Ama ne oldu, oturmuş salak salak ağlarken buldum kendimi; Karakterlerin salaklıklarına, sakarlıklarına koca koca gülümseyerek buldum. Vesselam dostlar, bu filmin gayet sıcak, gayet içten olduğuna kanaat getirdim. istanbul'un havasını soluyan birinin kendinden birşeyler bulacağına garanti ettim kendi çapımda. Ve aynı zamanda şuna da kanaat getirdim: böyle samimi ve sıcak filmler aşırı reklamdan ve övgüden kaçınmalı. Yoksa içine girdiğin beklentiler yüzünden resident evil'da aids olmuş bir alice bekler hale geliyorsun salona girmeden önce.
Bana bir seyi sevme hakki vermediler, ben de incir recelini sevdim. incir receli sendin sevgilim.
Bir seyi sevme hakkina sahip olamamak nedir bilir misin? Bilemezsin cunku bilmek icin yasamak gerekir.
iisyaaaaaan!